4 Haziran 2026 Perşembe günü saat 14.00’te Karşıyaka Ahmet Taner Parkı’nda önemli bir toplantı gerçekleşti. Türkiye Veteriner Hekimleri Birliği, unutmadıkları çok değerli bir üyesinin, Doç.Dr. Osman Nuri Koçtürk’ün anıt/büstünü dikti. Koçtürk’ün bitirdiği İzmir Atatürk Lisesi Mezunları Derneği ile vakfının, İzmir Büyükşehir ve Karşıyaka Belediyelerinin katkılarıyla bu önemli etkinlik başlı başına bir kadirbilirlik örneğiydi. Osman Nuri gençliğinde ailesiyle karşıya geçtikleri Alsancak iskelesinde soyunarak ve “Karşıyaka İskelesinde buluşuruz” diyerek denize atlayıp körfezi geçecek kadar sportmen bir Karşıyakalıydı.
1918 Karşıyaka doğumlu Osman Koçtürk Cumhuriyet ilân edildiğinde beş yaşındaydı. O Atatürk’ün bu büyük eserini emanet ettiği gençliğin önemli bir temsilcisi oldu. İzmir Atatürk Lisesinden mezun olduktan sonra girdiği Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesini Askeri Öğrenci olarak derece ile bitirdi. Meslek görgüsü ve araştırmaları için ABD’ye gönderildi. Dönüşünden sonra hem Üniversiteye hem de Tarım Bakanlığına hizmetleri ve önemli katkıları oldu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim üyesi olarak birçok öğrenci yetiştirdi.
Osman Nuri Koçtürk ileri görüşlü, vizyon sahibi, çalışkan bir bilim adamıydı. Yıllar 1960’lara geldiğinde Avrupa’da gençlik eylemleri başladı ve dünyaya yayılarak her yeri kasıp kavurdu. Bu rüzgârın ülkemize ulaşması kaçınılmazdı. Geldi ve fırtınaya dönüştü. Antiemperyalizmin yarattığı dalgalar siyaseti, üniversiteleri, basını sarstı, yerinden oynattı. Emperyalizme karşı yükselen sloganlar her yeri ve herkesi etkiliyordu. Sol düşünce ile 27 Mayıs devriminden sonra tanışabilen halk kitleleri için bunlar sihirli kavramlardı. Onları aydınlara, gençliğe, kırsal kesime, tüketicilere, işçi sınıfına somut örneklerle tanıtan tek kişi Osman Nuri Koçtürk oldu. Koçtürk boğazımızdan geçen lokmaların aşamalarını anlatıyor, ekmekten ete, etten tahıla, tahıldan yağa ulaşan gıda zincirinin gerçek yüzünü açığa çıkarıyordu. Yetmişe yakın kitap ve makalesi yayınlandı. Yeni SömürgecilikAçısından Gıda Emperyalizmi, Sessiz Savaş, Açlık Korkusu kitapları en önemli eserlerindendi ve toplumu sarsıyordu. Ülkemizde gıda alanındaki oyunları sergiliyor emperyalizmin maskesini indiriyordu. Margarinin gerçek yüzünü anlatıyor, zeytinyağını kötüleyenlerin çabalarını açığa çıkarıyordu. Bunlar başta ABD ve İsrail istihbarat örgütlerinin peşine takılmalarına yol açtı. İki suikast tehlikesi atlattı. ABD için istenmeyen adam oldu! Aklı ve bileğinin hakkı ile aldığı Doçentlik unvanını egemen güçler bir türlü Profesörlüğe dönüştürmediler. Artık Osman Nuri Koçtürk bir halk kahramanı ve sömürücülerin hedef tahtasıydı. Adım adım izleniyordu. Devlet memuriyetinden ayrıldıktan sonra emek örgütlerine, işçi sendikalarına eğitmen ve danışman oldu. Çabalarını bıkmadan usanmadan sürdürdü. Her türlü tehlikeyi göze almıştı. 12 Eylül 1980 faşist darbesinden sonra bir süre gözaltına alındı. Evinde yalnızlığa büründü ve 1994 yılında 76 yaşında aramızdan ayrıldı.
***
Osman Nuri Koçtürk’ü tanımakta şanslıydım. 1950-60 yıllarında Ankara Yenimahalle’de üç katlı bir apartmanda oturuyordu. Onun bir altındaki dairede de teyzem ve Yarbay olan eniştem Veli Ertekin kiracıydılar. Teyzemin çocukları Tülay, Timur ve Teoman’la, Koçtürk’ün çocukları Tahire ve Cafer birlikte büyüyorlardı. Ben Koçtürk’e “Osman amca” diyecek kadar yakın ve şanslıydım.
Yıllar geçti Ankara Hukuk Fakültesini bitirdim. Askerlikten sonra memleketim Karadeniz Ereğlisi’nde avukatlığa başladım.1968 yılında ilk çocuğum Özge doğdu. Ankara’ya gidişimde Osman amcamı ziyaret ettim. “Eczanelerde satılan çocuk mamalarından hangisini alayım?” dedim. “Sakın haa!” diyerek yanıt verdi. “Annen veya kayın validene söyle domatessiz ve tuzsuz tarhana yapsınlar. Çocuklarına vereceğin en uygun gıda budur” dedi. 1971’de oğlum Devrim dünyaya geldi. Özge ve Devrim tarhana ile büyüdüler. Daha sonra Osman Nuri Koçtürk “Tarhana Osman” lâkabıyla ünlendi. Bugün ailesi bu sıfattan hoşnut değil. Onun bilim adamı kimliğiyle anılmasını istiyorlar. Karşıyaka’da anıtının dikilmesinden çok memnunlar.
Bense hak ettiği unvanların yanında anti emperyalist sloganları yere indiren ve halkımızı “Gıda Güvenliği” sorunuyla tanıştıran bir anıt kişi olarak sosyal mücadeleler tarihimizde hak ettiği yeri almasını diliyorum. Onun 1960’larda yaktığı ışıkla görüntülediği tehlikeler günümüzde de çoğalarak artıyor!Bunlara karşı alınacak önlemleri ve çözümleri anlatan Osman Amcamı yürekten sevgi ve saygıyla anıyorum.