Bir soruyla başlayalım.
Diyelim ki Cumhurbaşkanı Deniz Baykal. İktidarda ise CHP. Üstelik 330 un üzerinde milletvekili var ve aynen şu andaki anayasa değişikliğini yapmak istiyorlar.
Sizce mevcut AKP ve onun yandaşları bu değişikliğe destek olurlar mı?
Olmazlar. Olmazlar diyorum çünkü biliyorum ki tartışılan orada yazılanlar değil. Tartışılan uygulayıcılardır. Endişe edilen atamayı yapacak olan makamların dayatmacı yaklaşımlarıdır.
Gerçekten bilinse ki Sayın Cumhurbaşkanı liyakatı ön planda tutacak, bilinseki kendisine gönderilen adaylardan en çok oy alanı seçerek, sayıyı üçe indiren iradenin tercihlerine de saygı gösterilecek buna kim itiraz eder ki?Etmezler. Çünkü tartışmanın temeli aslında var olan güven bunalımıdır.
Eskiden Ünüversiteler konuşurdu, tartışırdı, her yönüyle sürece dahil olurdu. Elbette kimse mükemmelden bahsedemez ama var olan yapı bilimadamlarının oluşturduğu yapıydı.
Bu gün neden konuşmazlar acaba?Çünkü mevcut yapıda atanan rektörler kendilerini bilimadamı gibi görmüyor, atanmış memur olarak görüyorlar. Bilim adamı araştırır soruşturur, korkmadan, yılmadan doğru bildiklerini söylerler. Kamuoyu ile paylaşmaktanda çekinmezler.
Ama çekiniyorlar. Ya yetenekleri yeterli değil yada biat kültürünün doğal sonucu olarak liderin, emirin, başkanın sözü üstüne söz söylenmez politikası güdüyorlar.
İşte korkulan budur. Ya yüksek mahkemelere yapılacak atamalar nedeniyle mahkemelerde susarsa. İşte felaket burada başlar. Çünkü mahkemesi susan ülkenin iflahı mümkün değildir.
Bu gün yapılacak referandumda hayır oyu vereceklerin çoğunluğunda ki kaygı budur.
Bu kaygının yabana atılır tarafı yoktur.
İleride oylamaya sunulacak paketin maddelerini de inceleyeceğiz. Ancak kuşkusuz çağın gereklerine uygun düzenlemeler de vardır. Ancak bu düzenlemeler yüksek mahkemelerin yapılandırılmasının gölgesinde kalmaktadır.
Diğelim ki %51 ile kabul veya reddedildi. Bu kime neye yarayacak. Kimi nasıl tatmin edecek. Toplumu germekten başka ne işe yarayacak.
Yazık ki amaç toplumu düşünmek değil, dünya görüşü doğrultusunda ülkeyi şekillendirmek, kendilerini bekleyen yargılanma tehlikesinden kurtulmaktır.
Buda memleketin bilinçli kesimini kahrediyor.
Eski bir şiir
Hanidir bu isyanı arar gözlerim
Bu sert bu ödünsüz çığlığın tarafında
Yüksündü ay ayırdımını
İnce doku kanlarına su katıp
En mahrem dinlerini açığa vurdu açık alnı
Akşam dinlencesine çıkmış karga sürüsü
Yılgın başak tarlasında buldu çığlığı
Sarı çığlık yankı yapıp saplarında
Diri bir top sesine döndü
İşte bu korkusuz ödündü
Bilge leylek çizdi yolu
Ay ışığına beş kala
Şafakta uzaktı akşamda
Daha bulunmamışken karanlığın aynası
İri dişlerini soktu güneşe çığlık
Aynamı ister aydınlık
Gün be gün adım adım
Terkisinde inledi ak bir yokuşta
Kim dirençliyse o dönecekti yamacı
Ve o kurtulacaktı tuz yarasından
Biri aşkını da alıp terkisine
Sürdü en iri adımlarla
Gri toz bulutu seğirtti peşi sıra
Biri bir çığlık buldu sokak arasında
Sahiplendi kendi boğazına akıtıp
Büyüttü boğaz boğumlarında
Topladı herkes dağılan sesini
Enli bir tırmıkla
Vurdu karanlığa,vurdu karanlığa
Gecenin belinde patladı korku