Öldür(t)meyeceksin!

Abone Ol
Tarih, 5 Haziran 2010.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Konya’’dan İsrail’’e yükleniyor, Tevrat’’tan, 10 Emir’’den örnek vererek:
’“Öldürmeyeceksin.’”
***
Aynı tarih ve belki aynı saatler.
İstanbul Bağcılar’’da 23 yaşındaki Mesut Kılıç’’ın üstünde İsa Ş. isimli bir yaratık tepiniyor, cin çıkaracağım diyerek...
Elleri, ayakları bağlı genç, dışarıdaki babasına yalvarıyor: ’“Baba kurtar beni.’”
***
O sıralarda Recep Bey, üç dilde avaz avaz bağırmakta: ’“Öldürmeyeceksin.’”
Panik atak rahatsızlığı yüzünden kalbi giderek daha hızlı atmaya başlayan genç yalvarıyor, nefesi giderek tükenirken: ’“Baba kurtar.’”
***
Baba müsveddesini, yanındaki anne müsveddesi engelliyor: ’“Hoca Kuran okuyor, girme.’”
***
Başbakan’’ın konuşması biterken, Mesut Kılıç’’ın ağzından da son sözleri dökülüyor:
’“Baba kurtarsana, öldürecek bu adam beni. Sen nasıl babasın?’”
Ölüyor Mesut...
Adli Tıp ’‘normal ölüm’’ raporu verdiği için, insan kılığına girmiş yaratık serbest kalıyor.
(Para uğruna 23 yaşındaki bir insanın ölümüne neden olanın insan sınıfında kabul edilmesini bekleyenleriniz varsa, bilemem.)
***
Bu yazıyı yazmak için iki gün bekledim. Bunun iki nedeni vardı.
Adalet yerini bulur, o yaratık tutuklanabilirdi.
Sabah akşam İsrail’’i, ’‘10 Emir’’i tartışıp, kendi kafalarından yeni emirler icat edenler bu cinayetin farkına vararak, olayın üstüne gidebilirlerdi.
***
İki beklentim de boş çıktı.
Yastığa başımı koyduğumda o gencin haykırışları ile 366 lira yüzünden cin çıkarma seansı yapan o yaratığın salyaları gözlerimde canlanıyordu.
’“’”’”
Gelelim kritik konuya.
Pek çok kişi, ’“İki olay arasında ne bağlantı var’” diye düşünecek.
***
Var. Hem de doğrudan bağlantı var.
Anlatayım:
Mustafa Kemal, bunun için tekke ve zaviyeleri kapatmıştı.
Din tüccarlarının, din kisvesi altında birer kan emicisi haline gelmelerini önlemek istemişti.
***
Tayyip Erdoğan’’ın da kısa süre öncesine kadar gömleğini giydiği ’‘milli görüşçüler’’ ile birlikte din tüccarlığı hakim oldu bu ülkeye.
Recep Bey’’in iktidarında da zirve yaptı.
***
Kimseler dile getirmedi ama 5 Haziran 2010 günü Başbakan Erdoğan, Tevrat’’ı da siyasete alet etti.
***
Oysa ’‘öldürmemek’’ için insan olmak yeterli...
Öldür(t)memek için de sorumlu davranmak gerekli...
***
Bu ülkede takdir edersiniz ki en sorumlu mevki, Recep Tayyip Erdoğan’’ın oturmakta olduğu koltuktur.
O koltukta oturan da ’“Kardeşim tıp denilen bir bilim var. O genç madem hastaydı, çaresi doktorlardaydı. Bu çağda, bu hurafeleri bırakın’” demek zorundadır.
***
Üstüme vazife olmasa da bu olayı soruşturan bir savcı varsa, ona bir hatırlatmam olacak:
’“Bu gencin kullanmakta olduğu ilaçlar, cinci hocanın isteğiyle son bir haftada kullanılmamış. Panik atak nedeniyle hızlı çarpan kalbi, ilaç kullanmadığı ve o sırada adam sırtında tepindiği için dayanamamıştır. Bu da ölüme sebebiyettir. Siz kuşkusuz benden fazla hukuk bilgisine sahipsiniz. Kitaplara bakın bakalım, cin çıkarma diye bir meslek kolu var mıdır?Yasalarımız böyle bir faaliyete izin vermekte midir?’”