O sahici bir 'Mum'du

Abone Ol
Ne zaman, sadece söylemleriyle değil eylemleriyle de halkçı olduğunu kanıtlamış bir gazeteci aydın tipi düşünsem, ilk Uğur Mumcu gelir aklıma. Hala O'nun yerine kimseyi koyamadım…
Dürüst ve doğrulardan yana olan namuslu gazeteci kimliği bir yana, seçkinci davranmayan, sıradan insanlara mahsus mütevazı kişiliği ile de gittikçe lümpenleşen, etik olmaktan çok uzak bugünün omurgasızlarına tezat gerçek bir aydındı…
Mustafa Kemal'le beraber Türkiye Cumhuriyeti'nin yüzünü çağdaş batıya yönelten laiklik ilkesine sözde değil özde bağlı, inançlı bir ulusalcıydı…
Köşelerinden, oturdukları sırça köşklerde satılık kalemleri ile ellerine geçen her fırsatta Atatürk ve devrimlerini aşağılayan yazar ve gazeteci tayfasına karşılık işçi ile aydınları buluşturmak amacı ile verilen konferanslarda ve söyleşilerde köylüyü, işçiyi, cahili eğitmeye çalışan ve bu niteliği ile aydın sıfatını fazlasıyla hak etmiş sahici bir MUM'du
O'nu öldürenler ve ölüm fermanını imzalayanlar zannettiler ki, 'sahte olmayan, halktan biri gibi yaşayan, ömrünü yalnızca gerçekleri ortaya çıkarabilmek uğruna, kalemini satmadan, zalime boyun eğmeden, yılmadan haksızlıklara, yalan ve dolana karşı onurlu bir direnişe adamış' bu yiğidi yok ederlerse; Atatürk devrimlerinin yarattığı laik, üniter ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'ne inananları yıkmak da kolaylaşır.
İşte bu nedenle; Behice Boran, Ahmet Taner Kışlalı, Muammer Aksoy, Abdi İpekçigibi Mustafa Kemal'le buluşan Sevgili Uğur Mumcu'yu bugün anarken, adını sayamadığım diğer aydınlarımız nezdinde, Atatürk ve Türk Ulusu düşmanı tüm faşist, işbirlikçi, bölücü, din taciri ve iktidar yalakası satılıklara inat, gücümüz yettiğince bir kez daha 'Uğurlar ölmez, Uğur'ları yaşatmak her birimizin vatan ve namus borcudur' diye haykırmalıyız…