Hrisostomos dedim ya biraz duralım Muhterem Peder!
Hani o vahşetin kanlı gömleğini din adamı kisvesiyle biçip diken, sonra da bunu insanlara giydirenbir insanlık suçlusu vardı ya, işte ondan bahsediyorum!
Gerçi siz onu “aziz” ilan ettiniz ama fark etmez. Zira böyle bir adamın “aziz” olamayacağını Afrika’daki en iptidai kavimlerin içinde yaşayan da bilir, herhangi bir dine mensup, herhangi bir adam da!
Siz isterseniz bilmez gibi davranabilirsiniz, bizce hiç bir mahsuru yoktur! Yerinizi belirlemiş oluşunuz!
HRİSOSTOMOS: MÜSLÜMAN TÜRK’ÜN VAHŞİ KATİLİ
Hayır, hemen 15 Mayıs İzmir’in işgaline gelmeyeceğim! Öncesi var…
Katil Hrisostomos daha önce Drama’da görevliydi! Yıl 1906… Zihniyeti o dönemlerde ortaya çıkmaya başladı. Yunanistan lehine tahrikler yapıp Bulgar, Yunan ve Türkler arasına kanlı tohumlar ekiyordu.
Tahkikat sonucunda Katil Hrisostomos’un Yunan ve Rum çetelerinin silahlandırılmasında ve ölümlü baskınlarda etkili olduğu anlaşıldı. Türk Devleti tarafından köylere çıkması yasaklandı. Buradaki gizli faaliyetleri dört yıl sürmüştü!
Daha sonra Atina Partikliği tarafından ölen İzmir Metropolit’inin yerine atanmak istendi! Osmanlı devlet ricali buna engel olamadı. Nisan 1910 tarihinde Vahşi Papaz Hrisostomos İzmir Metropoliti olarak tayin edildi.
VAHŞET, İŞGAL VE AZİZ VUKOLOS KİLİSESİ
Bu defa yıl 1911…Hrisostomos 23 Nisan günü Aziz Ayayorgi Yortusu sebebiyle yaptığı kışkırtmalar sonunda Aydın Valisi Nazım Paşa tarafından vilayet azalığı görevinden uzaklaştırıldı.
Birinci dünya savaşı sırasında tahriklerini sürdüren Eli Kanlı Papaz Hrisostomos, İstanbul’a gönderildi.
Durmadı. 27 Aralık 1918’de yeniden İzmir’e gelmek üzere yola çıktı. İstanbul’da hazırladıkları planlara uygun olarak, İzmir’e varır varmaz yerli Rumları silahlandırmaya başladı!
Silahlar bizzat “Kızıl Haç” vapurlarıyla İzmir limanına getiriliyor, Aziz Vukolos ve Ayafotini kiliseleri aracılığı ile Rum Çetelerine ulaştırıyordu.
Tarihler Mart 1919’u gösterdiğinde ise, yine Kızıl Haç yardım malzemesi maskesiyle Yunan Ordusundan terhis edilmiş görünümlü pek çok asker İzmir’e getirildi. Bu askerler Hrisostomos’a bağlı Aziz Vukolos ve Ayafotini kiliseleri yoluyla mahallelere yerleştirildi!
Vahşi Hrisostomos, işgali hızlandırmak için Nisan 1919 tarihinde bir iftira kitabı yazdı. “Türklerin Hıristiyanlara İ’tisafatı (tecavüzleri)” adlı bu kitap tamamen yalanlarla doluydu. Kitap Müttefik devletlerin tüm komuta kademelerine, sivil temsilcilerine ve gazetelere dağıtıldı.
Paris Konferansı’nda Türk Heyetine, “İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edilmeyeceğini gösteren bir gayr-ı resmi, geçersiz bir mektup verildi. Heyet buna kandı. Tarih: 12 Mayıs 1919’du!”
Bir gün sonra… 13 Mayıs 1919’da (yer bildiriyorum) AyafotiniKilisesi’den bizzat Yunan Albay Mavrodis tarafından düzenlenen toplantıda Soykırımcı Hrisosotomos’a Yunanistan’ın şehri işgal edeceği müjdesi verildi.
Bundan sonra iyice vahşileşen Katil Hrisostomos başta Aziz VukolosKilisesi’de olmak üzere özel ayinler, toplantılar düzenlemeye başladı!
İzmir Valisi Kambur İzzet bu durumlara hiç ses çıkarmıyor, olan biteni onaylıyordu!
Sonunda olan oldu! 15 Mayıs 1919 tarihinde Yunanistan’ın fiili işgali daha doğrusu Hrisostomos’un Türk katliamı ve vahşeti resmen başladı.
İLK EMRİ: TÜRKLERİ ÖLDÜRÜN!
İşgal başlamadan çok önce Hrisostomos Altın Sırmalı Elbisesiyle limanda yerini almış, Yunan Bayrağı önünde diz çöküp Hristiyanlıkta olmayan şarkılar söylemeye başlamıştı. Yanında da Aziz Vukolos ve Ayafotini Kiliseleri papaz kadrosu bulunuyordu. Halkı kışkırtıp “feslileri, öldürün, Türkleri öldürün” naralarına eşlik ediliyorlardı.
Yunan İşgali şehirdeki Rum Kiliseleri Vukolos ve Ayafotini’dengün boyu çalan çanlarıyla tüm şehre duyuruldu!
Soykırımcı Hrisostomos kendisine bağlı kiliselerde ve bulduğu her yerde “Türkleri öldürmenin, çok kutsal bir görev olduğunu” anlatan vaazlar veriyordu!
Daha ilk gün binlerce insan öldürüldü, şehit edildi! Tecavüzlerin, tecavüz edilerek öldürülenlerin, çocukların ve bebeklerin sayısı başta yabancı arşivler olmak üzere Türk Tarih Kurumu belgelerinde kayıtlara geçti! Yunanlıların Batı Anadolu İşgali masum binlerce insanın katliamı olarak tarihterini aldı!
MABEDİNİZİ LEKELEDİNİZ
Evet, Papaz Efendi, işte o dönemde vahşetin, katliamların ve her türlü iğrenç olayın bir karakolu durumunda olan Vukulos Kilisesi Sanat ve Kültür Merkezi olarak kalacak! Çünkü orası hiçbir dine yakışmayacak acı hatıralarla dolu. Keşke dininizi ve mabetlerinizi böyle lekelemeseydiniz!
Dahası Papaz Efendi, biz yüz yıl önce atalarımızın yaptığı hatayı yapmayacağız! Çocuklarımızı sizin sebep olacağınız vahşetten koruyacağız! Tarih şahit, biz o tarihten ders aldık, yapılanları asla unutmayacağız! Hatta bu dirayet ve celadetimizle sizi bile yapacağınız hatalardan koruyacağız.
Ve Sen Türk Çocuğu! Yeryüzünün en masum, en ahlaklı ve en şerefli insanı… Unutma, bütün bunları sakın unutma! Unutma bu zulmü, sakın unutma! Kendini nasıl tanımlıyorsan tanımla ama eğer insansan unutma! İnsanlık adına bunları unutma! Mora, Grit ve Rodos katliamlarında, İzmir’in işgalinde ve Kıbrıs’ta insanlarının nasıl vahşice öldürüldüğünü unutma!
Atatürk’ün aldığı kararı UNUTMA!
Ne Makarios’u ne de Hrisostomos’u sakın ama sakın unutma!
Kaynakça:
· Yaşar Aksoy yazıları
· Yılmaz Özdil yazıları…
· Doç. Dr. Bülent Atalay Trakya Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü. Sosyal Bilimler Dergisi “İŞGAL DÖNEMİNDE İZMİR METROPOLİTİ HRİSOSTOMOS”
· Türk Tarih Kurumu Arşivleri
· Atatürk Araştırmaları Enstitüsü
· Ve adı bizde saklı, samimi bir Ortodoks