Noel Baba yok ama Keşanlı müftümüz var

Abone Ol
Keşan ile ilk tanışmam, Rahmetli Haldun Taner'in Türk müzikal tiyatrosuna kazandırdığı ''Keşanlı Ali Destanı''yla oldu…
Sonra bir gün İstanbul'a giderken uğradım şirin insanların yaşadığı bu şirin Trakya ilçesine… Bayıldım…
Türkiye'nin en batısındaki bu şirin ilçe, 2011'in son günlerinde bir kez daha çıktı karşıma… Herkes gibi ben de haberlerde izledim, gazetelerde okudum Keşan Müftüsü Süleyman Yeniçeri'nin akıllara ziyan açıklamalarını…
Basını da çağırıp öyle bir açıklama yapmış ki zat-ı muhterem, 3-4 günde Haldun Taner'in nakış gibi işlediği destanını solladı gitti…
Ne demiş müftümüz:
Noel baba diye birisi yoktur. Aziz Nicholas diye biri var ama bu uyduruk bir kişidir… Noel Baba baca ve pencereden giriyor… Ama doğru dürüst birisi olsa kapıdan girerdi…
Dünya delikanlı olsaydı yuvarlak olmazdı gibi bir düşünce, fark yok…
Sanırsınız ki, yıllar önce bütün gece gizlice odun sobasının başında bekleyen minik Süleyman Yeniçeri, beklediği hediyeler gelmeyince, hayatının geri kalanını isyankar olarak geçirmiş, fırsatını bulunca da kusmuş bu isyanını…
2011 bitti bitecek, kalmış 3-4 gün, adamlar 20'nci yüzyıl neydi, 21'nci yüzyıl nasıl olacak diye tartışıyor, 2011'i irdeliyor, bizim müftümüz Noel Baba'nın neden bacadan girdiği derdinde…
Ah be Süleyman Efendi, Noel baba bir sembol bir karakter işte… Ha , kapıdan girmiş, ha bacadan, ne fark eder ki?
Sen şimdi, Cadılar Bayramı'nda da uçan cadı sembolü için ''Gel evinin kadını ol evini süpür, ne o öyle kadın başına semalarda geziyorsun'' dersen, hiç şaşırmayacağım…
* * *
Sadece bu kadar da değil, Noel'e vurgu yaparak yılbaşı eğlencesinin içki içmenin falan kültürümüzde bulunmadığı görüşünü de savunmuş müftümüz, lafının sonunda da''Kim kime benzemeye çalışırsa, o onlardandır'' hadisini hatırlatmış…
Her yılın son günlerinde aynı terane…
Yok efendim bunu kutlamak kafir inancıdır, yok efendim bizim kültürümüzde böyle şeyler yoktur, yok efendim onca çam ağacı kesiliyor, yok efendim içki içiliyor…
Nedense, şunu beyinler almıyor bir türlü…
Noel'i değil, Mustafa Kemal'in yaptığı güzel devrimlerden biri olan ve halen kullandığımız Miladi takvimin, yeni bir yıla girmesini kutluyoruz… Noel 25 Aralık'ta kutlanır diye diye de dilimizde tüy bitti…
Canım yurdumun din görevlisi, işi gücü bırakmış, ne saçmalayayım diye düşünmüş işte…
Bu adam yüzünden yılbaşında sarhoş oluncaya kadar içesim var…
* * *
Bir sonraki gün de, bu açıklamaları nedeniyle müftümüz hakkında soruşturma açıldığını okudum…
Müftünün Noel Baba ve yılbaşı hakkındaki açıklamaları kadar komik bir durum…
Neyi soruşturacaklar ki? Noel Baba'nın gerçekten de var olup olmadığını mı, gelip gelmeyeceğini mi, yoksa eğer gelirse eve nereden gireceğini mi?
* * *
Canım yurdum, canım yurdumun insanları, herkese mutlu umutlu yıllar…..
Dipnot 1: Ben müftümüzün bu sözlerine bir türkümüzle cevap vermek istiyorum: ''Bacada yatan oğlan, Gömleği keten oğlan, Gece gelme gündüz gel, Horozdan korkan oğlan, Aman şeker oğlan…''
Dikkat! Bacada yatıyor, geceleri geliyor ve şeker dağıtıyor…
Dipnot 2: Şimdi müftünün bu açıklaması sonucunda Noel Baba'ya da cevap hakkı doğmuş doğal olarak… Egedesonsöz Ailesi olarak kapımız kendisine her zaman açıktır, bunu bildirmeyi görev bilirim…
Dipnot 3: Duyduğuma göre Vatikan da bu sözleri bir açıklamayla kınamış : ''Siz kendi Nasrettin Hocanıza bakın, eşeğe ters biniyor, göle maya çalıyor, psikopat gibi kazanları doğurtup öldürüyor, biz bir şey diyor muyuz…''