Niyet ettim Allah rızası için yazı yazmaya

Abone Ol
Bir süredir üzerimde bir rehavet, bir isteksizlik, bir bunalım modu anlatamam…
Bırakın yazı yazmayı, parmağımı kımıldatasım yok…
Havalardan mı, kendi manik depresif durumumdan mı, bilemiyorum…
Neyse bu sabah ofise gelir gelmez önce besmele çektim ardından ''Niyet ettim Allah rızası için yazı yazmaya, döndüm pc'me'' dedim ve ''ya Allah'' başlıyorum…
* * *
Bir hafta kadar önce Başbakanımız, konuşmasında, dindar bir gençlik yetiştirme çabasında olduklarını söyledi… Çokca yazıldı/çizildi, yerildi/alkışlandı… Bense bu sözlerine, hiç ama hiç şaşırmadım… O'nu bu makama getiren zaten elindeki din silahı değil miydi?
Şaşırmadım ama, sorasım var, dindar yetiştirilmek istenen bu nesil, hangi cemaatlerde yetiştirilecek? Hangi tarikatın dini anlayışı ile daha dindar bir nesil olacaklar?
Sayın Başbakan'ım, canım Başbakan'ım lütfen benim inancıma, benim dindarlık anlayışıma müdahale etmeyiniz bir zahmet... Ben evlatlarımı Allah'ın da izniyle eğitmesini çok iyi bilirim… Kusura bakmayın ama siz, bu dindarlık anlayışınızla bazı şeyleri topluma zorla kabul ettirip, işte dindar genç, toplum böyle olur mantığıyla, bu ülkeyi huzura değil, huzursuzluklara sürüklersiniz…
Laik bir ülkenin başbakanını geçtim, Osmanlı'da bile görmedim/okumadım bunu… Fatih Sultan Mehmet bu tür konularda ''ya dini'' diye sorulduğunda ''Biz devletimize hizmet vermekle yükümlüyüz, dinini biz değil Allah sorar'' diyerek noktayı koymamış mıydı… Ben mi yanlış biliyorum?
Peki ya başbakanın, bu söylemin hemen ardından söylediklerine ne demeli…
'Dindar bir nesil yetiştirmek istiyoruz' sözlerine tepki verenlere karşı kullandığı ''bir haftadır köşelerinde yazanlara sesleniyorum; bu gençliğin tinerci olmasını mı istiyorsunuz? siz bu gençliğin büyüklerine isyankar bir nesil mi olmasını istiyorsunuz?'' sözlerine ne demeli?..
Ne yani, biri dindar olmadığı zaman illaki kötü biri mi olmak zorunda… Bir çocuğu dindar olarak yetiştirmeyebilirsin ama bu onun kötü biri olacağı anlamına, hele hele tinerci olacağı anlamına hiç gelmez…
Tinerci olmanın yoksullukla alakasını görmezden gelip, dindar olup olmamakla açıklayan zihniyete saygılarımı sunuyorum…
Her zamanki gibi konu ilgili ilgisiz yerlere çekilerek insanların sinir katsayılarıyla oynanıyor işte…
Ne tinerci, ne dindar, ne de ateist gençlik… Benim kendi adıma istediğim Türkiye'de herkesin kendi seçme hakkı olsun ve kimse seçimi nedeniyle hor görülmesin yeter… Ateist olmak da dindar olmak da özgürlüktür ve laik sistem bunu garanti altına alır…
Gerçi, bu söyleme en güzel cevabı Cüneyt Özdemir'in programına çıkan tinerci çocuk hepimiz adına verdi, çekti ayarı Başbakan'a: ''biz sokaklarda aç, susuz kalırken yanımızda dindarlar yoktu…'' Bayıldım… Bunun üzerine var mı başka söylenecek?
Neyse, Allah herkese birilerinin itikat ve inançlarına göre dindar olmak yerine, Kur'an da verdiği kıstaslara göre dindar olmayı nasip etsin inşallah, aminnnn…
* * *
Ben bugün asıl başka bir konuya değinmek istiyorum…
Samanyolu TV'de yayınlanan yemek programına konuk olarak katılan şair Serdar Tuncay, izleyicilerden çay demlemeden önce abdest almalarını, 25 kere estağfurullah demelerini ayrıca da salavat getirmelerini istemiş… Haber şöyle devam ediyor: Şair Tuncay, çayı demlemeden önce abdest alınmasını, mutfağa da sağ ayakla ve salavatla girilerek, 'Niyet ettim Allah rızası için çay demlemeye. Yarabbi şu ateşin bu suyu kaynattığı gibi, gönlümüzü de aşkının ateşinde pişir' denilerek niyaz edilmesini istedi. Tuncay ayrıca, çayı ikram ederken de bir bardak mutlaka Allah için koymaları gerektiğini vurguladı…
İnanamadım, aynı yoldan geçip aynı sudan içmiş kafaların küçük bir şakası sandım… 3 kez okudum, 2 kez de videosunu izledim… Ama vallahi de doğru, billahi de doğru… Ciddi ciddi anlatıyor adam….
Adam mı öldürüyoruz, günah mı işliyoruz? Ne yapıyoruz, alt tarafı çay demliyoruz yahu… Ne yani, ''niyet etmeden'' çay demlenmiyor mu? Çay demlemek amacıyla mutfağa gitmek amacıyla ayağa kalkmak da başlı başına bir ''niyet'' değil midir?
İnanca duaya saygım sonsuz, ama bu ne yahu? Çay yahu bu çay… Kültürümüzün en önemli içeceklerinden biri işte…
Hadi hepsini anladım diyelim, bir bardak da Allah'a koymak nedir? O içmese de O'nun bardağı orada duracakmış… La havle çekesim var…
Yani ''dindar nesil yetiştirmekten''den kastınız buysa, bunun adı dindarlık falan değil, resmen şarlatanlık…
Hayır, Allah'ın gözüne girmek için böyle saçmalıklar yapmak gerekiyorsa bence hiç gerek yok, çünkü insan kendisine olan saygısını kaybeder… Git tinerini çek, ama en azından kendine ve inandığın dine saygın olsun…
Sanıyorum olay amacına ulaştı, kendimi estağfurullah çekerken buldum, tövbe estağfurullah neler yazdım ben böyle, selametim için konuyu keseyim burada…
Başbakan'ım, madem dindar bir nesil yetiştirmek istiyorsunuz, önce şu dinin içindeki hurafeleri ve dine zarar veren yanlışları temizleyin bir zahmet…
Dipnot 1: Sallama çayı nasıl demleyeceğiz diye soracak olursanız, işte ben bunu sizin için sordum: Önce 25 kez hu çekerek sallayacaksınız… Sonra sıcak suya atar atmaz 2 rekat akşam namazının kazasını kılacaksınız… Demlenene kadar kıldınız kıldınız, kılamadınız 60 gün oruç tutmanız geriyormuş… Serdar Hoca'm öyle dedi… Haaaa unutmadan, imambayıldı yapmadan önce de Umre'ye gitmeniz gerekiyormuş, benden söylemesi… Haydi kolay gelsin…
Dipnot 2: Bu çay demleme işi zor diyorsanız, benden bir öneri: Çay demlemeye harcayacağınız eforla camide namaz kılın, çayı da caminin altındaki ''Çaylarımız islami usullerle demlenmektedir'' yazılı çay ocağından için… İşi garantiye almış olursunuz…
Dipnot 3: Çay demlemek bu kadar teferruatlıysa sevişmeye başlamadan önce yapılması gerekenler neler acaba diye insan merak etmeden edemiyor… Sanıyorum bundan böyle ''Hanım suyu ısıt, olmadı çay demleriz'' diyalogları bayağı bir artacak çiftler arasında…
Ve bir itiraf: Bazen demlediğim çay bulanık oluyordu, ben kireçten sanıyordum ama benim ruhum kireçlenmiş, gafletteymişim meğer… Cehennemlikmişim ben, odunlar çifter çifter atılsın kazanımın altına…