Anayasa Madde 103: ’“Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayırsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasa, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılaplarına ve laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağına, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine ant içerim.’”
Mustafa Kemal ATATÜRK: ’“Türk demek dil demektir. Milliyetin çok bariz vasıflarından birisi dildir. Türk milletindenim diyen insanlar her şeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk harsına(kültürüne), camiasına mensubiyetini( o milletten olduğunu) iddia ederse buna inanmak doğru olmaz. Dil; Bayraktır, yurttur, bağımsızlıktır.’”
Ulu Önder Atatürk’’ün ’“Türkçe’” konusundaki düşünceleri, Anayasamızın ’“Dili Türkçedir’” emri ve her Cumhurbaşkanının göreve başlarken Türk Milleti ve Tarih önünde ettiği yeminidir bunlar..
Peki, Türkiye’’de şimdi durum ne, beraberce bakalım;
Kürdistan Halkları Konfederasyonu(KCK) Dil ve Eğitim Komitesi 1. Konferansı yapıldı;
*Kürtçe dilinin yaşamın her alanında kullanılması kararı alındı.
*Murat Karayılan, Kürtlerle görüşmek isteyenler tercüman tutsunlar dedi.
*Şemdinli ve Yüksekova ’“Demokratik Özerk Kürdistan’” hareketinin başlatılması için pilot bölge seçildi.
*Herkes Kürtçe konuşmaya mecbur ediliyor. Köy, mahalle, semt ve bazı şehirlerin tamamında günlük ve ticari ilişkiler Kürtçe yapılmaya başlandı.
*AKP tarafından Üniversitelerde kurdurulan ’“Kürdoloji Enstitüleri’” Kürtçe lehçeler arasındaki farklılıklarını birleştirerek yeni bir Kürtçe yaratmak çabası içine girdiler.
*KCK kararlarına uyan yöre halkının bir kısmı Devlet kurumlarıyla temaslarında da Kürtçe konuşma kararı alındı.
*Bölgede Türkçe konuşmak neredeyse suç haline geldi.
*Diyarbakır’’da devam eden KCK davasında sanıklar Kürtçe savunma yapma kararı aldılar.
*PKK ve KCK’’nın siyasi temsilcisi olduğunu söyleyen BDP, Bölücü-Kürtçü hareketin devleti sıkıştıracak tedbirleri almak için 10 adet kanun teklifini TBMM’’ye sundu.
*HAK-PAR Kongresinde Türk Bayrağı asılmadı, İstiklal Marşımız okunmadı. Kürdistan Ulusal Marşı kabul edilen ’“Ey Rakip’” adlı safsatayı okudular..
Bölücü-Kürtçü terör örgütü tüm bunları yaparken ve bölünmeye adım adım yaklaşırken Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Batman ve Mardin’’e gitti. Kendisini Kürtçe-Arapça-Süryanice ve Türkçe pankartlarla karşıladılar. Cumhurbaşkanı bu şekil karşılanmaktan çok memnun oldu, pankartlarda ne yazdığını sordu, birinde yazan şu; ’“Türkiye’’nin Cumhurbaşkanı Hoş geldin.’” Sanki Cumhurbaşkanı başka bir ülkeye ziyarete gitti!..
Pankartlardaki yazılar tek elden çıkmış. Belli ki Valilik ve Belediye bu pankart yazma işinde önayak olmuşlar’…
Cumhurbaşkanı, bu sepet kafalı yerel yöneticilere şunları söyleyemiyor;
’“Sizler ne yaptığınızın farkında mısınız?Bu bölgede bazı illerde terör örgütü Türkçe konuşmayı yasaklamış, Kürtçe konuşmayı zorunlu hale getirmiş. Sizler ’“Türkçenin’” bizim bağımsızlığımızın simgesi olduğunu bilmiyor musunuz?Bu yaptığınızla terör örgütüne hizmet ettiğinizi görmüyor musunuz?Kendinize gelin.’”
Türk Milleti ve Tarih önünde yemin eden Cumhurbaşkanı böyle bir ihaneti engelleyeceğine, aksine takdir ve tebrik ediyor, karşılama için eşiyle beraber teşekkür ediyor. Sayın Gül’’ün hakkını teslim edelim, gerek konuşmalarını, gerekse kahve ziyaretlerinde kendisi, ’“Arapça’” değil ’“Türkçe’” yapıyor!...
Benim anlayışıma göre, Cumhurbaşkanı’’nı kendi ülkesinde başka dillerle yazılan pankartlarla karşılamak T.C Devletine yapılmış bir kalkışmadır.
Bunları yazanlar Cumhurbaşkanı’’na ve yöre halkına demek istiyorlar ki; ’“Ey Cumhurbaşkanı, bak biz ne kadar güçlüyüz. Bu topraklar eninde sonunda bizim olacak. Sen bir daha geldiğinde yanında tercüman getir. Ey bölge insanı, gücümüzü görüyorsunuz, T.C Devletinin başına tüm dünyanın gözü önünde kafa tutuyoruz ve Cumhurbaşkanı dahi bizi alkışlıyor. Bu topraklarda Türkçe geçmez, bize itaat edin.’”
Aynen, meczup bir pislik olan Müslim Gündüz’’ün televizyonda ’“Atatürk ve Kemalizm bitmiştir, biz kazandık. Biz şeriat hükümlerine göre yaşamak istiyoruz’” dediği ve hiçbir soruşturmaya tabi olmadığı gibi’…
Maalesef durum bu. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, AKP İktidarı tarafından felç edilmiştir. Cumhurbaşkanı da ettiği yemini unutup, bu politikaya destek vermiştir.
Ülkemizde bunlar herkesin gözü önünde yapılırken, her gün Laik, Sosyal Hukuk Devletimizin ve Cumhuriyetimizin damarları cemaat ve tarikatlar tarafından kopartılırken Cumhuriyetimizin ilanının 87. Yılını kutlayacağız.
Sayın Cumhurbaşkanı da Cumhuriyetimizin 87. Yılı şerefine bir resepsiyon verecekmiş!
Be almayayım, istemem, al o resepsiyonu’…
EN BÜYÜK BAYRAM, CUMHURİYET BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN.