Neredesin Yeltsin

Abone Ol
Evet ,Yeltsin’’i hatırlarız bir çoğumuz Sovyetler Birliği dağıldığı gün kurulan Rusya Federasyonunun ilk cumhurbaşkanıydı. İşi çok zordu. Çünkü birlik çökmüş, ordu başsız ve buyruksuz kalmıştı. Ordunun silah ve tankları alenen satılmaya başlanmıştı. (1991 Ağustos ayı idi, başbakana vekalet ediyordum. Silah tacirleri geldi ve bana 20000 tankı sadece 50 milyon$’’a Kars’’ta teslim edelim teklifini getirdi. Bu tankları dozerlere çevirmek mümkündü.Bütün ülkeyi karayollarla, otoyollarla donatabilirdik. NATO standartları içinde olmadığından silahlı kuvvetlerde kullanamazdık. Son anda almaktan vazgeçtim.)
Ücretlerinden ve Rusya Federasyonunun idaresinden memnun kalmayan ordu, ihtilal yapmaya karar verdi. Kremlin Sarayı’’nı kuşattı. Yeltsin saraydan çıkıp bir tanka tırmandı ve oradan haykırdı, ’‘önce beni vuracaksınız ondan sonra ilerleyebilirsiniz’’ Bu hamleyi beklemeyen ordu tereddüt geçirdi ve sonra da ihtilal akim (başarısız) kaldı.
O zaman da söylemiştim, bizdeki tabansızlar başbakan olmaya can atarlar ama asker ’‘istemezük’’ dediğinde şapkasını alıp arkasına bakmadan kaçarlar. 12 mart, 12 eylül, 28 şubat öyle. Bu üçünde de Sn.S.Demirel engin korkaklığını bir tarafa brakıp, Yeltsinin davranışının bir parçasını sergileyebilseydi, ne ihtilaller olurdu nede teşebbüs edenler. Bu gün Silivride olanlar olmayacak, ordu kışlasında hükümetin emrinde bulunacaktı.
Geçenlerde 28 şubat değerlendirmesi yapan Demirel, o gün Genel Kurmayda, generallerden kafamı zor kurtardım diyor,yanında gelenlere. Düşünün bir Cumhurbaşkanı, Genel Kurmaya gidiyor, en yakınları dahi içeri alınmıyor, kendi tek başına içeri alınıyor, ve çıkışta kendisini bekleyenlere kelleyi zor kurtardığını söyleme durumunda kalıyor. Demek ki kelleyi kurtarmak uğruna içeride ne tavizler(ödünler)verdi, bilmiyoruz. Ama Sn Demireli tanıyanlar bilir, koltuk uğruna veremiyeceği ödün yoktur. Orada, Yeltsin i hatırlasa, Genel Kurmayın kapısından dönse post modern darbeyi önleyebilirdi. Ama nerde, onlarla birlikte hükümeti nasıl yıkabileceğinin planlarını yapmış, hükümeti düşürme ve bir taşeron bulmada mutabık kalmışlar. Tabi rahmetli Erbakan hükümeti dik durabilseydi, Sn M yılmaz taşeronluğu kabul etmeseydi, ordu bu darbeyi yapamayacaktı. Bu gün Silivri yargılamaları da olmayacaktı.
Tecrübelerim, Silivri davalarına Yasama Organı müdahale etmez ise 40-50 yıllık davaya dönüşeceği yolunda. Bu durum yargıya güveni daha da törpüleyeceğini düşünmekteyim