Neler olmuyor ki!

Abone Ol
AKP'nin genel seçimlerde yüzde 50'ye yakın oy olarak yeniden hükümet olması Türkiye'nin siyasi kararında uzun süre bir değişiklik olmayacağının işareti olarak algılandı. Başbakan Erdoğan'ın seçimin akabinde yaptığı balkon konuşmasında Ortadoğu, Balkanlar, Orta Avrupa, Eski Sovyet bölgesindeki Türki Cumhuriyetleri ve Afrika yarımadasına hitaben yaptığı teşekkür konuşması da aslında Başbakan'ın sadece ülke liderliğine değil aynı zamanda dünya Müslümanlarına kapsayacak geniş bir İslam kitlesinin liderliğine soyunduğunun açık bir ifadesiydi.
Bu konuyu destekleyen en net mesajı ise Davos'ta 'One Minute' vakasında vermişti. Filistinlilerin sokaklarda Türk bayrakları ve Başbakan Erdoğan posterleri ile sevinç turları atması da bunun göstergesiydi. Bayram süresince televizyon, gazete ve radyolarda da bu ifadeyi kapsayan nitelikte reklam filmleri izledik. İlk bakışta bayram kutlaması olarak algılanan reklam filmini mercek altına aldığımızda yine yukarıdaki ifadeleri destekler nitelikte objelerin yer aldığını görüyoruz.
Nedir bu objeler?
Mesela her biri yurdumuzun birer zenginliği olan farklı ırk ve dinlerdeki azınlıkların yöresel kıyafetleri ile rol aldığını görüyoruz. Bunun yanı sıra aynı reklam filminde Türki Cumhuriyetlerdeki soydaşlarımız ve Arap asıllı aktörlerde kendi kültürlerini anımsatan yöresel kıyafetler ile yer almışlar. Ayrıca yine Afrikalı çocuklarında ellerinde bayram şekerleri ile bu filmde rol alması bu gerçeğin açık bir ifadesi olarak algılanıyor.
Gelelim yanı başımızdaki komşu ülkelerin durumuna Ortadoğu karma karışık…Daha önce hepimizin şahit olduğu ve tüm detayları ile izlediğimiz filmi yeniden izliyoruz. Aynı bölgede yıllar önce Irak ve Afganistan'a yapılan müdahale gerekçeleri tüm çıplaklığıyla burada da gözler önünde. Tabii ki diktatör rejimlerin yıkılıp yerini halk iradesinin getirilmesi millet iradesini benimsemiş herkesin istediği bir durum ancak operasyonların demokrasi ve insanlık adına yapılıyormuş gibi komik ve akıl dışı gerekçeler ile hareket edilmesi ve asıl amacın gizlenmesi vicdanları yaralıyor.
Mısır'da Mübarek, Libya'da Kaddafi kaçtı. Suriye'de Esad direniyor, her gün onlarca vatandaşını kendi güvenlik güçlerine katlettiriyor. Batılı ülkeler yine başrollerde ve söz konusu ülkelerde dizayn çalışmaları başladı bile bu çalışmayı da kendilerinin bizaat silahlandırdığı sözde 'Muhalif Güçler' adı altında yapıyorlar. Türkiye geçmiş yıllara kıyasla dış siyasette daha aktif bir tavır sergiliyor. Yeniden yapılandırılacak olan Libya gibi ülkelerde söz sahibi olmak istiyor. Aslında Libya'da iç savaş en çok Türkiye'yi etkilemişti. Türk Müteahhit firmalarının bu ülkedeki inşaat yatırımlarını ve istihdamları nedeniyle bu sürecin uzaktan izlemesi beklenemezdi. Peki demokrasi ve adalet timsali batılı ülkelere sormazlar mı? Demokrasi ve halkın refahı için neden sadece petrol ve zengin maden yataklarının bulunduğu ülkelerdesiniz?... Neden bugün her gün yüzlerce çocuğun açlıktan öldüğü diktatör aşiret ve rejimlerin savaştığı Somali, Kenya ve bunun gibi fakirleştirilmiş coğrafyada değilsiniz? Cevabını ben vereyim. Çünkü oralarda rant adına hiçbir şey kalmadı…