Neden bu çifte standart?

Abone Ol
Bugünkü yazımda da basında farkına varılmadan kullanılagelen bir çifte standarttan bahsetmek istiyorum. Belki yararı olur da değiştirilir.’¶
Malum olduğu üzere, iki eski kuvvet komutanı ile bazı generallerin ifadeleri alınmak için savcılığa götürüldüler. Bu olay çok abartılı biçimde basına yansıtıldı. Başbakan vekili genelkurmaya gitti. Genelkurmay başkanı Mısır ziyaretini erteledi, orgeneraller toplantı yaptı. Gündem hep asker, çoğu da emekli olmuş kimseler.
Hukuk devletiyiz diyoruz, ama bir zümre var ’‘ona dokunulamaz, yaptığı yanlışlar araştırılamaz’’ diyoruz.
Peki, sayısı 300 bini geçmiş olan muvazzaf asker hiçbir yanlış yapmaz mı?
Yanlıştan münezzeh mi?
Hayır, herkes yanlış yapabilir.
Görev başındaki savcı nasıl suçlanıp ağır ceza mahkemesi tarafından tutuklanmasına karar verilebiliyorsa, görev başındaki subay da sivil mahkemece sorgulanıp tutuklanabilir.
Ortada dolaşan birçok belgelerde rejime el koyma, darbe planlaması yok mu yani?
Komutanın biri çıktı, ’“harp oyunu gereği camide katliam yapılacaktı. Yine harp oyunu gereği bir jet uçağı düşürülecekti’” dedi.
Bu savunma bana bir atasözünü hatırlattı: ’“Zırva tevil götürmez’”.
Bu savunma, insanlarla dalga geçmek gibi bir şey.
Bugüne kadar hangi harp oyununda (her yıl periyodik olarak yapılır) mabetlere saldırı uçaklarımızın düşürülmesi, hükümetin acz içinde olduğu imajının yaratılması vardır?
Bugüne kadar hiç olmamış orgenerallerin hazır bulunduğu bu senaryonun görüşmesinde hiçbir komutan ’‘bu senaryoyu kim yazdı, yazan aklını mı kaçırdı?’’ diye sormadı. Tersine, herkes kendisine düşen rolü nasıl yerine getireceğini ifade etmiş.
Bugüne kadar nice eski bakan ve parlamenter karakolda, savcıda ifade verdi.
Ben de bulunduğum binanın çatısında mevzuata aykırı biçimde değişiklik yaptığım savıyla karakola davet edildim. İfade verdim. Savcı dava açtı. Hukuk süreci devam ediyor.
Ben de hatırlatma babında söyleyeyim; bu ülkede başbakan vekilliği, başbakan yardımcılığı, maliye bakanlığı, ulaştırma bakanlığı, bürokraside müsteşarlık, üniversitede rektör vekilliği yaptım. Şu sırada üniversite öğretim üyesiyim. Karakola davet edildim. Gittim ve ifade verdim.
Hiçbir basın kuruluşunda (ki doğru olan budur) bu haber yapılmadı.
Halbuki asker olunca bütün gündem işgal edildi.
Bu bir çifte standart değil midir?
Tabii bizim basından edindiğimiz bilgiler ile bu yazıyı kaleme aldım.
Keşke soruşturmanın bitirilip zanlıların hakim huzuruna çıkarıldığı zaman bu dokümanlar basın ile paylaşılsa idi. Maalesef bu olmuyor.
Anayasa hükmüdür; Anayasa Mahkemesi kararları, gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.
Bu hüküm yerine getiriliyor mu?Hayır. Neden?Kamu yararına değilmiş de ondan.
Yargıda yeniden düzenlenecek birçok usul ve şekil mevzuatı var. Mesela bir tanesi hep aklıma takılmıştır. Adamın kaçma ihtimali yok. Hakim karar vermemiş. Yani hüküm giymemiş adama kelepçe vuruyoruz. Azılı bir katil olur, kaçma ihtimali vardır, etrafa zarar veriyordur, O zaman kelepçe takılabilir tabii.
Bu son olaylar bize, bir hukuk reformunun yapılması, müessesenin yeniden yapılandırılmasının kaçınılmaz olduğunu gösterdi.
İnşallah kısa zamanda bu reformu yapabiliriz.
İtidal ve sağduyu ile bu badireden çıkarız inancımı koruyorum’…