Mevcut hukukumuza göre Yüksek Seçim Kurulu, milletvekili seçilen Hatip Dicle'nin vekilliğini düşürdü. Düşürmenin, Milletvekili olma vasfını daha önce aldığı bir mahkûmiyeti olduğu ortaya çıktığından yapıldığı ifade edildi. Tabii ki, bunun doğrusu, kendisini aday yapmamaktı. Adli sicil kayıtları geç işlendiğinden, adaylık süreci içinde, kendisinin mahkûmiyeti bilmesine rağmen, aldığı resmi adli sicille adaylığa başvurmuş. Bu konuda kim haklı diye sormak çok zor. Bir tarafta kazanılmış haklar var, diğer tarafta mevzuat hazretleri var. Yüksek Seçim Kurulu kararı kesin. Bu karar AYM değiştiremez diye düşünüyorum. Mahkemelerin serbest bırakmadığı kişilerin durumu, tamamen hukuki. Mevcut mevzuata dayanarak tahliyeler gerçekleşmedi. Tabii bir üst mahkeme ne der, şimdiden bir şey söylemek mümkün değil. Bu konularda Muhalefetin davranışı içler acısı. 'Durum düzeltilene kadar Meclis'e girmeyeceğiz 'deyip, sorunun siyasallaşmış yargıdan kaynaklandığını bunun da sorumlusu hükümettir gibi tamamen duygusal bir tutum içindeler.
Ben bir soru sormak istiyorum. Başbakan telefon açıp yargıçlara talimat mı vermeli? Hep bir ağızdan hayır diyeceğiz. Çünkü Başbakanın böyle bir yetkisi olmadığı gibi Başbakanın ricasını veya talimatını dikkate alacak hakim sayısı sıfıra yakındır. Bir taraftan yargı bağımsızlığı diyeceğiz, diğer taraftan hükümet adeta yargıya talimat vermeli ve tahliyeler yapılmalı diyoruz. Bu çelişki muhalefetin son seçimlerde aldığı büyük yenilginin sonucudur. Bu problemin çözüm yeri bakanlar kurulu değil, Meclis tir. Yeni bir hukuki düzenleme ile ortadan kaldırılabilir. O da kanunla olur. Meclisi çalıştırmak herkesin görevi. Milletvekilleri, orada halkımızı temsil hakkını kullanmaktadır. Tıpkı bir avukatın mahkemedeki müvekkilini temsil ettiği gibi. Avukat celselere mazereti olmaksızın girmez ise görevini yapmamıştır. Şimdi de meclisi boykot etmek isteyen vekiller bu duruma düşeceklerdir.
Vakti ile yapılan düzenlemede ihtilale teşebbüsten davaları devam eden kişilerin milletvekili adayı gösterilebileceği düşünülmediği için bu garip durum ortaya çıkmıştır. Çözüm yeri Meclis, herkes gider katkısını yapar, darbeye teşebbüsten yargılananlar da milletvekili seçildiği takdirde, tahliye olurlar diye bir düzenleme yapılır, mesele çözülür. Demokrasiyi görüyorsunuz ne kadar naif. Kendisini ortadan kaldırmak isteyenler, ona mecliste yön verme hakkına sahip oluyorlar.
Bildiğim kadarı ile yemin etmeden vekillik sıfatı elde edilemiyor, yani Mecliste yemin etmeyenlerin ne dokunulmazlığı olur, ne de maaş alabilirler. Bu da unutulmamalıdır.