Ne yapacağız bu çöpleri, yiyecek miyiz?

Abone Ol
Durduk yerde yazı rotasını siyasetten çöpe çevirmemin, akabinde İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin davetiyle Torbalı'ya kurulması planlanan çöp depolama tesislerinin yerini görmek üzere yola koyulmamın medyumlukla alakası yoktur ey okur!’¶
Hatta yazarınızın, 5 Haziran'ın Dünya Çevre Günü olduğuna dair de hiçbir uyanıklığı da olmamıştır.
Olay, ya 'hiss-i kabl-el vuku'dan ibarettir. Ya da hoş bir tesadüftür; bilginize...
Ve gelelim bugünkü çöp yazımıza...
Bir süredir İzmir'in çöp derdinin, Buca ve Bornova Belediye Başkanlarını gerdiğini, Tatı ile Sındır'ın Aziz Başkan'la çöp yüzünden basın üzerinden tartıştığınızı bildiğinizi varsayıyorum.
Harmandalı'da miadını dolduran çöp depolama alanına alternatif olarak Gökdere-Kaynaklar arasına kurulması planlanan yeni tesisinin yeni yerinin Torbalı Taşkesik mevkii olarak belirlendiğini de tabii.
İşte bu mevkiye, Başkan Aziz Kocaoğlu'nun davetiyle, bir grup gazeteci olarak seyrü sefer gerçekleştirdik.
Doluştuk Büyükşehir araçlarına; çöp depolama tesisi yapılması düşünülen (henüz netleşmeyen) Torbalı'ya doğru yola koyulduk.
Torbalı Belediye Başkanı İsmail Uygur'un da katıldığı seferimiz, hesaba göre Taşkesik köyü yakınlarındaki depolama alanında bitecek, Başkan Kocaoğlu burada bizlere tesis hakkında bilgi verecekti.
Verdi vermesine ama, planlandığı gibi tesislerin kurulacağı alanda değil de, o alandan ters yüz İzmir'e doğru dönüşe geçerken, basın otobüsünün içinde.
Çünkü bizleri daha Taşkesik köyü girişinde "İzmir'in çöpünü istemiyoruz" yazan pankartlarla karşılayan birkaç köylünün, çöp depolanması planlanan arazide sayılarının 40'ı bulması ve "beni dinleyin" diyen Kocaoğlu'na kulak asmayıp protestolarını sürdürmesi nedeniyle planda değişiklik yapıldı ve bilgilendirme, basın otobüsünün içinde gerçekleşti.
Köylünün protestolarından Torbalı Belediye Başkanı İsmail Uygur'un da nasiplendiğini ve Uygur'un 'İzmir'in çöp işbirlikçisi' ilan edildiğini de duyurmam gerekiyor.
*
Protesto alanında köylüleri dinledik.
Muhtemelen çöpün getirilip buraya döküleceğini, cennet vadinin çöplük olacağını, kokudan duramayacaklarını, yeraltı sularının kirleneceğini düşünüyorlardı ve buranın sahibi olmalarına rağmen bilgi verilmeyip adam yerine konulmamalarına fena halde içerlemişlerdi.
Aziz Başkan'ı dinledik sonra.
Harmandalı'nın üç yıllık ömrü kaldığını, 6 yıldır süren arama çalışmalarında en uygun yer olarak toprağının yapısı geçirmez olduğu için Torbalı'nın bulunduğunu söyledi Aziz Başkan.
ÇED süreçlerinin başladığını, yapılacak çöp arıtma tesisi için bu konuda en gelişmiş modeli sunan Almanya'yı örnek aldıklarını anlattı. AB standartlarına uygun bir alan olacağını, yasal bir engelle karşılaşmadıkları sürece, projenin merkez Torbalı olarak süreceğini ifade etti.
Başkan'ın söyledikleri arasında dikkat çekici noktalardan biri de, Buca/Bornova arasındaki Gökdere bölgesinden de vazgeçilmediğiydi. Çünkü başkan, Torbalı'da kurulması planlanan çöp depolama tesisinin ömrünün 30 yıllık olduğunu, günde 3 bin ton çöp üreten İzmir için mutlaka başka alanlara da ihtiyaç duyulacağının altını çizerek, "Torbalı, Buca ve Bornova Belediye Başkanları istemedi diye ortaya çıkmış bir yer değildir. Arayış içinde bulduğumuz ve killi toprağı ile, yerleşim merkezlerinden 1200 metre uzakta yer aldığı için en uygun yer olarak görünmektedir. Kaldı ki, Gökdere'deki bölge, Buca ve Bornova Belediye Başkanları'nın laf edecekleri alan değildir. Orası orman alanıdır. Oraya da ilerde, ayrıştırarak depolama sistemi yerine yakma yöntemiyle çöpü bertaraf eden sistemi kurmayı düşünebiliriz. Ama daha ileride. Çünkü yakma sistemi, çok daha pahalı bir yatırım istiyor" dedi.
*
Başkan Kocaoğlu'nun canı, köylülerin kendisini dinlemeyip konuşmasına izin vermemesine haklı olarak sıkıldı. Otobüste "Ne yapacağız bu çöpleri, nereye gidecek bu kadar çöp, yiyecek miyiz" diye kızgınlıkla sorması, bu sıkıntının yansımasıydı.
Haklıydı ve çevreye sıfır zararla bir tesis kurmanın arayışı içindeydi.
Üstelik, Harmandalı Kocaoğlu'nun görev süresinin sonuna kadar yeterdi ve dediği gibi bu sıkıntılara katlanmadan, protestolarla canını sıkmadan 'benden sonrası tufan' diyerek, göbeğini kaşıya kaşıya bu süreyi geçirebilirdi.
Bir otobüs dolusu medya mensubunu, onca kamerayı görüp coşan köylüler de haklıydı ama.
Çünkü ne yapılacağını bilmiyorlardı. Aralarında sahiden de oraya çöplerin getirilip döküleceğini zannedenler bile vardı. Memlekette çevre katliamı denen bir gerçek ve de pek çok örneği var olduğu için, ellerindeki tek varlığı, toprağı, suyu, havayı kaybedeceklerinden korkuyorlardı. Kaldı ki, apartmanın önünde konteynır bile istemeyip her sabah öteki apartmanların önüne konteynır kaktıran biz şehirlilere bakınca, tepkilerini anlamamak mümkün değildi.
Üstelik...İzmir'in çöpü için Torbalı'nın seçilmiş olması, belli ki kendilerini 'dev bir çöp torbası' gibi hissettirmişti.
Torbalı'ya kıymet verilmiyormuş, sanki İzmir'dekilerden daha değersizleşmişler; Buca ve Bornova direndiği için kendi arazileri seçilmiş gibi 'çok insani ve anlaşılır' bir itirazları vardı.
Aziz Başkan, yanında kameralar olmadan gider de (ki gidecek) üzerinde çalıştıkları proje göre, oraya çöpleri dağ gibi yığmayacaklarını, kurulacak olanın çöp bertaraf ve ayrıştırma tesisi olduğunu, buraya getirilecek çöpün ayrıştırılıp hammadde olarak satılacağını, organik atıklardan yakıt üretileceğini; en önemlisi de tesisin etrafa koku yaymayacağını, havanın suyun, toprağın kirlenmeyeceğini, çevreyi tahrip etmeyeceğini anlatırsa, Taşkesik köylüleri anlayacaktır diye düşünüyorum.
Köylülerin arasından seçilecek birkaç kişinin Almanya'daki çöp arıtma tesislerine götürülüp konunun ne kadar ciddiye alındığının gösterilmesi, çevre halkına kurulacak tesislerinin benzeri görüntülerinin izletilmesi de samimi ve gerçekçi bir yol olur; içlerinin rahat etmesi daha iyi sağlanır diye de geçiriyorum içimden...