Ülkede 'hukuksuzluğun hukuk olduğu' inanılması zor bir dönemden geçiyoruz. AKP Hükümeti, çoğunluğun oyuna güvenerek demokrasiye ve vicdana aykırı istediği her tür uygulamayı, kanunsuzluğu bir kılıfa uydurarak yasalaştırıyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş ilkelerine ve ruhuna aykırı bu yasal değişiklikler halka zorla dayatılıyor.
İşte en son örneği; MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı yargıdan kaçırmak için 'kişiye özel yasa çıkarılması' şeklinde tanımlanabilecek bir kanun teklifi verilmesi!
İşin ilginç tarafı; 'demokratik zorbalık da' denebilecek bu tür travmalar karşısında, halkın çoğunluğunun gıkının bile çıkmaması.
Sisler içerisindeki bir tablo görüntüsü altında sesini duyurmaya çalışan ve sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen aydınlar dışında maalesef etkili bir muhalefetin esamisi dahi okunmuyor (Bakınız CHP ve MHP).
Medyanın ve sivil toplum örgütlerinin de halini anlatmaya gerek yok. Toplumdaki haksızlık ve adaletsizliklere karşı tepki gösterebilecek her kesimin büyük bir baskı altında sindirildiği gerçeğini zaten hepimiz biliyoruz.
Tüm bu ahval ve şerait içerisinde, Atatürk'ün Cumhuriyet'in bekasını emanet ettiği gençliğin bir ferdi olarak naçizane diyorum ki; 'Ey MHP ve CHP, en kısa zamanda şahsi menfaatlerinizi bir kenara bırakıp, siyasi emellerinizi Atatürk'ün gösterdiği hedef ve ilkeler doğrultusunda, çağdaş uygarlık düzeyini yakalayacak tam bağımsız, demokratik bir Türkiye emeliyle tevhit edin.
Geçen hafta AKP'nin geçirmek istediği Meclis İç Tüzük değişikliği karşısında cansiperane bir tutumla nasıl muhalefet yapılacağını gösterdiniz.
Bundan sonra da millet ve seçmenleriniz sizden bunun devamını bekliyor. Yoksa Ortadoğu'daki bu kanlı coğrafyada ateş yakında bize de sıçrayacak. Ve o zaman çok geç olacak!'