Meslek Fabrikası’nın devri konusu dün gerçekleşen kapı önü direnişi ile birlikte yeni bir safhaya girdi. Basın üzerinden bir süredir devam eden karşılıklı beyanlar yerini sloganlara, meydan okumaya bırakmış durumda…
Vakıflar, AK Parti ile birlikte bastırıyor, Büyükşehir de CHP ile birlikte sert direnç gösteriyor.
Restore edilmesinin ardından büyükşehir bünyesinde uzun süredir Meslek Fabrikası olarak faaliyet gösteren tarihi binanın Egemenlik Evi ve Gasilhane ile birlikte Vakıflar’a devredilmesi –Cemil Tugay kendilerinden habersiz devir yapıldığından bahsediyor- üzerinden kentte yeni bir siyasal kamplaşmanın da önünü açıldığını söylemek mümkün.
Siyasal kamplaşmanın ise mutlaka siyasal sonuçları olacaktır.
Peki “Meslek Fabrikası inadı” ne tür politik sonuçlara yol açabilir?
-En başta CHP’nin yekvücut olmasını sağlar. Ki sağladı da… CHP’nin İzmir’de kronik sorunu haline gelen parti içi, ekipler arası mücadele konusu Meslek Fabrikası direnişi ile birlikte bir kenara bırakıldı. CHP, İzmir’de resmen silkindi. Vakıflar üzerinden yapılan hamleler, CHP’nin İzmir’de uzun bir süreden sonra tek bir hedefe odaklanmasını, yekvücut olmasını sağladı. Artık siyaset üstü bir figüre dönüşen ve Meslek Fabrikası’nın kurucusu olan Aziz Kocaoğlu’nun alanda olması oldukça önemliydi. Baro ile TMMOB başta olmak üzere önemli sivil toplum kuruluşlarının alana gelmesi CHP dışındaki muhalefetin de konuya ne ölçüde sahip çıktığını görmek adına oldukça önemliydi.
-Bir parantezi DİSK’e açmak gerekebilir. Ege Bölge Temsilcisi ataması ile birlikte kurumsal muhataplık sorununu gideren DİSK’in temsili düzeyde de olsa alanda yer alması önemliydi. TİS süreçlerinde yaşanan krizler, eylemlilik süreçlerinde Tugay’ın tavrı ve havuz sorunu sebebiyle işçilerle büyükşehir yönetimi arasında yaşanan duygusal kopuşun tamir edilmesi noktasında Meslek Fabrikası Direnişi bir kaldıraç görevi görebilir.
-Bir süredir parti içi ve dışı eleştirilerin hedefi olan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, sürecin önderi olarak kendisine politik bir manevra alanı açmış oldu. Tugay’ın Meslek Fabrikası’ndan ayrılmama yönünde attığı adım kendisini güçlendirdi. Sürecin kazananlarından birinin, bina zorla tahliye olsa bile, şimdiden Cemil Tugay’dır diyebiliriz.
-CHP İl Başkanı Çağatay Güç’e de parantez açmak gerekiyor. Kendisinin alanda olmaması ve bir sonraki güne basın toplantısı koyması ise dikkat çekiciydi. “Basın toplantısı yapılmadan önce tahliye işlemi gerçekleşmiş olsaydı ve üzerine bir de polis müdahalesi olsaydı ne olurdu?” sorusunu kendisine sormak gerekiyor. Milletvekillerinin alanda olmamasının bir izahı olabilir ama il başkanının alanda olmaması için çok geçerli bir sebebin olması gerekir.
-Meslek Fabrikası konusunda AK Parti, kamuoyuna kendini izahat etme noktasında sorunlar yaşıyor. AK Parti’nin İzmir’deki patronajı olarak görülen AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan ile onun paralelinde siyaset hattı yürüten AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya’nın aldığı pozisyonda bir oynama görünmüyor. Süreç uzadıkça ve konu siyasallaştıkça bu durumun AK Parti’nin aleyhine sonuçlar yaratma potansiyeli bir hayli yüksek. Çünkü İzmir’de siyasal bir kamplaşmanın pek de AK Parti lehine olmayacağını söyleyebiliriz.
-Bir parantez de AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı’ya açmak gerekiyor. Kendisinin gasilhanenin devri konusunda yaptığı “iletişim sorunu oldu” açıklaması “AK Parti içerisinde bir itilaf mı var?” sorusunu da insana sorduruyor.
-AK Parti’nin iki yolu olduğu görünüyor; ya uzlaşı ya müdahale… Uzlaşı ve hoşgörü kenti olan İzmir’in ruhuna uygun biçimde bir tür uzlaşı yolunun bulunması ve sürecin çok da fazla uzamadan sonlanması durumu süreci AK Parti’nin lehine döndürebilir. Tersi yani binaların zorla boşaltılması, polis müdahalesi ile oluşacak olan negatif görüntü AK Parti’nin İzmir siyasetinde uzun süredir devam ettirdiği etkin muhalefette ciddi yara açabilir.
1 ay önce “AK Parti, İzmir’de yine kaybedebilir çünkü…” başlıklı yazımdaki soruları yenileyerek soruyorum;
-İzmir’de yaşanan bir siyasal kamplaşma, seçimde birinci parti olma hedefi olan AK Parti’ye yarar mı?
-CHP seçmeninden oy alabilmenin yolu İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Meslek Fabrikası binasını, Tugay’ın makam koltuğunu, gasilhaneyi belediyenin elinden almaktan mı geçiyor?
-CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in seçim döneminde söylediği “bize oy vermezseniz Alsancak İskelesi’ni TÜGVA’ya verirler” sözünün bir algıya neden olduğunu ve bu yüzden seçim kaybettiklerini söyleyen AK Partili siyasetçiler, devir hamlesi ile Özel’in yarattığı “algı”yı kuvvetlendirmiyorlar mı? CHP’li siyasetçiler “Özel’in dediği oldu, iskele değil başkanın makam koltuğu gitti” dediklerinde ne yanıt verecekler?
-İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın “çökme” tarifine tepkiler sertti. Peki tersi olsa, yani CHP genel iktidar AK Parti yerel iktidar olsa, benzer bir olay yaşansa AK Partili siyasetçiler bu konuyla ilgili nasıl bir tabir kullanırlar?