Merkez Bankası, kim ne derse desin doğru bildiği yolda devam ediyor. Bu yolun ne denli doğru olduğunu ileriki yıllarda hep birlikte tartışacağız. Eminim, ekonomi tarihçileri de bugünkü Merkez Bankası politikaları üzerine sayfalar dolusu yorum yazacaktır. Ancak, şu bir gerçek ki Merkez Bankası, son yıllarda ne ekonomi yönetiminin ne de lobilerin çokça etkisinde kalıyor çoğunlukla kendi bildiği yolda ilerliyor.
Dün yeni ama beklenen bir politika değişikliği yaptı ve kasasında emaneten tuttuğu döviz ve TL karşılıklarını arttırdı. Zorunlu karşılıkları, dövizde 1 puanlık artışla yüzde 11’’e TLde 0.5lik artışla yüzde 5.5’’e çıkardı.
Nedir bu zorunlu karşılıklar? Kısaca, bankaların kasalarında veya bir yerlerde kayıtlı olarak bulundurduğu döviz ve TL’’lerin belirlenen oranlarda zorunlu olarak Merkez Bankası’’nda bulundurulmasıdır. Yani, emaneten konulan bir paradır ama Merkez Bankası, bu paraları ya bir banka zor durumda olduğunda hemen kullandırır işe yarar ya da piyasanın döviz ve TL ihtiyacına göre kullanır işe yarar.
Merkez Bankası, bu defa az bir artış gerçekleştirdi ama niyetini belli etti. Piyasada bol bulunan ucuz dövize karşı bir tavrı olduğunu gösterdi. Ancak, bu tavırın ihracatçı lobisinin istediği kadar olamayacağını da işaret etti. Ayrıca, enflasyonist bir baskıya karşı da dikkatli olduğunu da anlattı.
Piyasanın yanıtı ise açıktı. Dolar, TL karşısında biraz değer kaybetti. Merkez Bankası’’nın niyetini de anladığını gösterdi. İkinci el tahvil gelirlerinin faizleri de biraz yukarıya çıktı. Merkez Bankası’’nın enflasyona karşı tavrını hissetti.
Merkez Bankaları, risk almazlar, garanticidirler. Muhafazakardılar ve 40 düşünürler bir söylerler. Bizim Merkez Bankamız uzmanları ile birlikte bu yolda ilerliyor. Ne ekonomi yönetimine ne de lobilere aldırıyor.