Merhaba...

Abone Ol
Türkiye ve dünya ekonomisi üzerine düşüncelerimi bu köşeden sizinle paylaşacağım. Konu derin ve başlık çok olunca, sanırım her yazı, ayrı bir şenlik havasında geçecek.’¶ Umarım benim gibi tat alırsınız.
Kriz, tüm dünyayı vurduğu gibi bizim ekonomimizi de vurdu. Gelişmiş ülkelerin finans sektörü ikinci rauntta tuş olurken, bizim gibi ihracata dayalı ekonomiler de üçüncü rauntta etkilendi ve sonraki rauntlarda daha da etkilenecek.
Ancak, her iki ülke grubunun ortak paydaları var bu krizde, kriz yoksulu daha da yoksullaştırdı, orta direkle zengin arasındaki uçurum daha da açıldı. Her iki ülke grubu da krizi aşmak için devlet harcamalarına yüklendi ve bütçeleri dev açıklar vermeye başladı.
İşte bu noktada, bizim ülke, sıradışı bir ekonomi politikası izledi. Ama evlere şenlik. Afrika’’sından Avrupa’’ya ordan Avustralya’’ya derken, neredeyse bütün ekonomiler, vergileri krizin en başından indirirken; bizim ekonomimizin yöneticileri evvela vergileri indirmekten kaçındı ve indirmeyeceğim diye de direndi. Daha sonra baktı ekonomi hızla küçülüyor, bu sefer de çoğunluğu ithal mallara yönelik vergileri indirerek, en büyük ticaret ortağımız Avrupa’’nın fazla mal stoklarını eritmeye yardım etti. Krizin derinleştiği yaz aylarında da benden bu kadar deyip yan gelip yattı. Ardından sonbahar ile yol haritası niyetine kullanılacak Orta Vadeli Planı, 8 ay sonra ’“al sana plan’” diyerek kamuoyuna sundu. Lakin, o planla yola çıkan yoldan çıkar; ne geri dönebilir, ne de ileriye gidebilir, benden söylemesi!
Hal böyle olunca insan düşünmeden edemiyor: Bu kadar olumsuzluğa rağmen nasıl bu ülkenin ekonomisi hala ayakta duruyor?
Bunun birçok yanıtı var. Bu yanıtlar arasında kaydı tutulmayan paraların rolü de olabilir. Örneğin, nüfus çok olduğu için yastık altı paraları ve üretilen katma değer kayıt dışı bile olsa aslında ekonominin çarklarını yavaşça döndürebiliyor. Ya da ülkemiz, kayıt dışı para cenneti olmuş durumda olduğu için İran, Irak, Rusya, Afganistan kara paraları bir uğrayıp gidiyor ama bu topraklarda biraz da nafaka bırakıyor. Ya da altın bizde çok zaten yurtdışında da pahalı, altını külçe yapıp İsviçre’’ye milyar dolarlara satalım ile idare ediyoruz.
Kriz, devam ediyor. Ama bu kriz, diğer krizlere benzemiyor. Sık aralıklarla vurup etkileri uzun vadeye yayılacak. Ülkeler, bu krizden hemen çıkamayacak. 2009 yılı kayıp yıl ilan edildi ama 2010 yılı için de çok ümitlenmemek gerekiyor.
Tek teselli, şu ana kadar krizin etkileri nereden geldiği bilinmeyen paralarla azaltıldı. Ama bu paraların geldiği yerde kıtlık başlarsa, işte o zaman krizin etkilerini daha derinden anlayacağız. Yüzde 13.5 küçülme bile az gelebilir böyle bir durumda.