Meclis’in korunması üzerine

Abone Ol
Ekim 1997 ortasında TBMM başkanı seçilecekti. O dönem, Anavatan Partisi Genel Başkanı başkanlık koltuğunda oturan Sn Mustafa Kalemli'yi tekrar seçtirrmek istiyordu. Meclisteki diğer partilerde Sayın Kalemli'yi tekrar başkanlık koltuğunda görmek istemiyorlardı. ANAP'tan sayın Kamuran İnan ve ben aday olduk. Bir parti beni destekleyeceğini haber vermişti, seçilmem galip ihtimaldi. Seçimler gizli oyla yapılıyor, diğer partilerden destek gelmesi halinde farklı bir sonuç mümkündü.

Seçim günü yaklaştıkça muhtelif televizyon kanalları, seçilirseniz neler yaparsınız, vaatleriniz neler diye sorular soruyor, cevaplıyorduk. Benim sıra dışı önerilerim vardı. Birincisi Meclisi, meclisin güvenlik birimleri korumalıdır. Taburu da polisi de meclis dışına çıkaracağım, ikincisi Millet vekillerinin, seçildiği bölgelerde açacağı ofislerin kira ve sekreterlik giderlerinin büyük kısmını karşılamak istiyorum. Üçüncüsü de vekil odaları dokuz metrekare ve sekreterler farklı yerlerde oturuyor, odaları asgari 16 metrekareye, sekreteri de bitişiğine alacak şekilde yeni bir hizmet binası yaptıracağım şeklinde idi.

Meclisin asker tarafından korunması biraz garipti. 1960 ihtilalinden sonra tabur mecliste iyiden iyiye kök saldı. Meclise girişler çıkışlar asker denetimine girdi. Bu görüntü hiçbir batılı ülkede yok idi, bizde de olmamalı diyordum.

Bugün gibi hatırlıyorum, o günün sözde bir gazetecisi ( postal yalayıcısı) bir televizyon programında bu fikrimle alay ederek müstehzi bir tavır takınmıştı. Bu tavrı, postalını yaladığı bir albaydan geliyordu. Bu zatı muhterem 2006 yılına kadar var gücü ile açıktan postal yalardı. Şimdi ise, ince ince, belli etmeden yalamaya devam ediyor. O kimse şimdi vakti ile benim yapmayı düşündüğüm değişiklikler konuşulmasına rağmen hiçbir şey yazmıyor.

O günkü düşüncelerimi şimdiki Meclis Başkanı sayın Çiçek gerçekleştirecek . On dört yıl sonra da olsa meclisimizi biraz daha batılı görüntüye kavuşturtacağı için kendisini tebrik ediyorum.