Meclis açıldı açılmasına da...

Abone Ol
'Sanıyorum ki muhalefet partisi bir azınlık hizbinin eline geçti, onun tesiri altında kaldı. Bazı konuşmalar oldu heyecanlı. Altı ay önce CHP'nin kapısından geçmeyenler de vekil şu anda. Onların etkisiyle -çünkü onlar politika bilmiyor- böyle bir karar alındı. Partiye yeni giren bazı arkadaşların etkisinde kaldılar. Bu karar ciddi bir karar. İlk gün girilmemiş olması CHP'nin tarihinde yok.'
CHP genel sekreterliği de yapmış bir isim olan Tarhan Erdem aynen böyle diyor. Erdem, CHP'nin almış olduğu yemin etmeme kararına karşılık olarak iktidarın 'Haydi seçime!' diyebileceğini iddia ederek böyle bir durumda CHP'nin çok ağır bir darbe alabileceğini de ihtimal dahilinde görüyor. CHP tarafından yemin edilmemesi yönünde ortaya konulan tavrı şahsen doğru bulmuyorum. Sn. Balbay ve Haberal'ı oraya gönderenlerin hakkı diğer milletvekillerini oraya gönderenlerin beklentilerine karşılık vermeyerek aranamaz. Bana göre bu doğru bir davranış değildir. Balbay ve Haberal'a yönelik izlenen tavrın vicdani yönü değil belki ama hukuki boyutu tartışılır. Tartışılmalıdır da… Fakat bu hadiseye bu şekilde tepki vermek kamuoyu nezdinde meclisi çalıştırmamak, meclisin çalışmasına engel olmak gibi de algılanabilir. Ve bu algı; dün % 50 ile iktidara gelen AKP'yi ortaya çıkacak bir kaos halinde yaşanacak bir erken seçimde % 70'lere taşıyabilir. Olur mu olur!
Meclis daha ilk dakikalarından bu dönemin ne kadar farklı geçeceğini bizlere hissettirdi. Renklerine ve artan tansiyonu ile gerilim dolu dakikalarına birçok kez şahit olduğumuz meclisin ilk defa bu denli karışık bir durum içinde olması ise bana Türkiye'de bir şeylerin çok keskin bir şekilde değişmek üzere olduğu mesajını veriyor. AKP ve MHP milletvekilleri yeminlerini yapıp antlarını içtiler. BDP kökenli bağımsız milletvekilleri ise 'boykot' kararı alıp meclise katılmadılar. CHP grubu; Baybal ve Haberal meclise gelip yemin edinceye kadar yemin etmeme niyetinde! Daha ilk günden meclis zor çözülür bir problem hesabına girdi. CHP'nin yemin eden tek milletvekili olma özelliğine sahip meclisin en yaşlı üyesi sıfatıyla geçici meclis başkanı olarak oturumu yöneten Oktay Ekşi'nin sözleri ise bana göre tarihe geçecek çok anlamlı mesajlar içeriyordu. 8 milletvekilinin milletin kendine verdiği haktan mahrum olduğunu belirterek konuşmasına başlayan Ekşi; 'Yeni anayasamızın, Cumhuriyetin değiştirilmesi dahi teklif edilemeyen kurucu felsefesine ve temel değerlerine bağlı bir anlayışla ve gerçek bir uzlaşmayla yapılmasını diliyorum. Ömrünü gazeteciliğe vermiş bir arkadaşınız sıfatıyla bu anayasanın ülkemizdeki ifade ve basın özgürlüğü tartışmalarına son verecek güvenceler içermesini istiyorum. Büyük bir ulusun yarattığı büyük bir ülkeyiz. Bu gerçek özellikle bize, çevremizdeki ülkelere örnek olma sorumluluğunu yüklüyor. Bu önemli misyonun hakkını bugüne kadar ülkemizde demokrasiyi yaşatarak verdik. İslam aleminde bunu yapabilen tek ülkeyiz. Çünkü demokrasiyi yaşatmanın tılsımına o coğrafyada sadece biz sahibiz. Laik devlet düzeni bu tılsımın adıdır. Yüce Meclisin özellikle yeni anayasa hazırlarken bu önemli gerçeği kutsal bir değer olarak koruyacağından eminim' dedi.
Yemin etmeme yönünde tavır koyan CHP için bu karar ne getirir ne götürür bunu zaman gösterecek ama gönlüm isterdi ki bu sorun karşısında eğer tepki göstermek gerekli ise bu tepki susarak değil konuşarak gösterilmeliydi.
Yemin eden etmeyen tüm vekillerimiz için yeni dönemin hayırlara vesile olmasını diler, kendi adıma asaleten hepsini tek tek tebrik ederim.
Not: Sn. Hamdi Türkmen'in Milliyet Ege'de yayınlanan 'Bayır konuşmalı' ve 'Görüştü mü, görüşmedi mi?' başlıklı son iki yazısı CHP İzmir'in atanmış İl Başkanı Tacettin Bayır'ın Ankara ziyareti ile ilgili oldukça enteresan tespitler içeriyor. Büyük bir keyifle okuduğum bu yazıdan benim anladığım; Tacettin Bayır'ın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile aslında yapmadığı yada yapamadığı bir görüşmeyi yapmış gibi ballandıra ballandıra anlatmış olmasıdır. Sizce de enteresan değil mi?