Ofisimdeki televizyondan güncel olayları, haberleri Habertürk’’ten takip ediyordum. Daha bir tarafsız daha bir doyurucu geliyordu.’¶
Hatta Teke Tek, Sansürsüz Söz Sende gibi tartışma programlarını da zamanım müsait olduğu müddetçe kaçırmamaya çalışırdım.
Ne zamana kadar?Yiğit Bulut kendisini sansürleyene kadar...
Olmadı Yiğit Bulut olmadı. Deseydin icraatın içinden programı yapacağım, bizde ona göre izlerdik. Elbette her memlekette Başbakanların söyledikleri önemlidir ve izlenir.
Ancak halkın merak ettiği soruları sormakta önemlidir. Bu da gazetecinin görevidir. Cevap verip vermemek, veya kendi düşüncelerine göre cevap vermekte muhatabın hakkıdır.
Burada Başbakana söylenecek bir şey olamaz. Ne sorulduysa onun cevabını verdi. İster hoşunuza gitsin ister gitmesin.
İşte sıkıntı sorulmayan, sorulamayan sorularda başlıyor. Adı sansürsüz olan programın yapımcısı maalesef kendini sansürlemiştir. Kendisine de kanalına da, programına da, halkada yazık etmiştir.
Ha bilmediğimiz bir şeyler varsa o başka. Mesela kendisine şu soruları soracaksın veya şu soruları sormayacaksın diye bir liste verildiyse onu bilemem. Böyle bir şeyin olmadığını umuyorum. Ummak istiyorum.
Şimdi programı izleyen seyirciler meydanlarda, icraatın içinden programlarında veya basın toplantılarında söylenenlerden farklı ne öğrendiler. Ne söylendi?Hiçbir şey. O zaman o programı niye yaptın diye sormayalım mı?
Demokrasi özgür ve güçlü medyayı gerektirir. Güçlü medya iktidarı eleştiren sorgulayan medyadır. Ancak tek adam veya tek parti rejimlerinde medya iktidarın kontrolünde ve muhalefeti ezmek için kullanılır. İktidarı temize çıkaran buna karşılık muhalefete sürekli çakan medya medya değil olsa olsa benim gaztipler dediğim gazeteci kimliği altındaki katipler topluluğudur.
Televizyon kanallarını karıştırın, gazetelere göz atın bakalım.
Özgür ve güçlü medya görüyor musunuz?Tek adama gidiş değil de nedir bu.
Tüm 12 Eylül’’lere hayır dememizin altında ki gerçekte budur aslına’…