Sizin de dikkatinizi çekmiştir...
Gençler, otobüslerdeki görsel ve sözel uyarılara karşın cep telefonlarını kapamıyorlar. Sürekli mesajlaşıyorlar, hatta konuşuyorlar. ’¶
Telefonlarını kapatmaları gerektiği söylendiğinde de ağız dolusu söyleniyorlar.
Ortaokul, lise öğrencilerini bir yana bırakalım... Üniversite öğrencisi gençlerin daha bir ’“akıllı fikirli’” olmaları gerektiğinden yola çıkarak, ’“Niye bu çocuklar hayati tehlike uyarısına karşın böyle davranıyorlar’” diye düşünüyordum uzun zamandır...
Öyle bir olay oldu ki bu patalojik durumun nedenini anladım!
Geçen hafta basında dudaklarımızı uçuklatan bir yer aldı.
Ülkemizin bir zamanlar gerçek anlamda ’“üniversal bilimin’” en önemli merkezlerinden biri sayılan Hacettepe Üniversitesi, TEKEL eylemine destek veren 20 öğrencisine ’“siyasi faaliyette bulunmak’” iddiasıyla soruşturma açmıştı.
Şeytanın aklına gelmeyen rektörlüğün aklına gelmiş, gençler özel güvenlikle adım adım izlettirilmiş ve sonra da mektupla ailelerine şikayet edilmişlerdi.
İmzanın ıslak mı kuru mu olduğunu bilmediğimiz mektupta bakın neler yazıyor:
’“....... Geleceğimizin güvencesi olan gençlerimizi geçmişte olduğu gibi bugün de yasadışı eylem ve görüşlere yöneltmek isteyen kişi, odak ve kuruluşlar olabilmektedir. Velisi olduğunuz üniversitemiz öğrencisinin yasadışı örgüt, parti propaganda çalışmaları yapmak, stantlar açarak afiş, broşür, dergi, doküman dağıtmak gibi eylemler içinde yer aldığı belirlenmiştir. Maddi ve manevi fedakarlıklarla, ülkemizin önde gelen saygın üniversiteleri arasında yer alan üniversitemize gönderdiğiniz öğrencilerimizin, yasal olmayan ve izinsiz olaylara katılarak alacakları disiplin cezaları hiç şüphesiz eğitim ve öğrenimlerini olumsuz yönde etkilemekte, hatta zaman zaman sonlandırabilmektedir. Onlara sahip çıkmanız ve eğitimlerini başarıyla tamamlamalarına el birliği ile yardımcı olmanız gerekmektedir.’”
Yaa, işte böyle... ’“Millete anaokullu olduğumuzu söylemeyin, herkes bizi üniversiteli sanıyor’” durumu...
Bu çocuklar 4 ’– 5 yaşlarındalar ya, ebeveynlerinin onlara sahip çıkmaları gerekiyor!
Özgür düşünce platformu yaratmak yerine, anaokulu yönetme mantığı ile hareket edilince ’“ayrık otu’” olan birkaçı hariç, gençlerin üstüne ölü toprağı serpilmiş durumda... Vurun enselerine, alın lokmalarını! İzleyin, fişleyin!
Ayrıca çoğu dünyadan bi’’haber.
Düşünsenize, Türkiye son zamanlarda yine fokur fokur kaynıyor.
Haberlerde birkaç olayın dışında üniversitelerde bir kıpırdanma gördünüz mü?
Çevrenizde, ’“Ya, bu ülkede neler oluyor?Nereye gidiyoruz?İnsanlar arasında niçin bu kadar ciddi bir gelir adaletsizliği var?’” diye soru soran kaç genç var?
Ya da üniversitelerindeki yanlış uygulamalara kaç öğrenci karşı çıkıyor?
Neredeyse her sokağa açılan özel üniversitelerin hali daha da içler acısı...
Yüksek puanlı öğrenciler ile paralı olup da nal toplayanlar aynı sınıfta!
Varsa yoksa chat, Starbucks muhabbeti, tapınak haline getirilen alışveriş merkezi turları...
Eğitimin kalitesini ise ne siz sorun, ne ben söyleyeyim.
Dört yıl tüm dersleri İngilizce okuyup da mezun olduktan sonra basit bir iş mektubunu dahi yazamayan mı istersiniz, Mozart’’ı edebiyatçı sanan mı, Kafka’’nın adını sanını hiç duymayan mı... Seç, beğen, al!
Gençlik demek söz dinlememek, karşı gelmek, otoriteye ’“hayır’” demek.
Beğenmediğin düzeni değiştirmeyi istemek demek ya...
’“Made in 12 Eylül’” üniversitelerinin öğrencileri de genç.
Tabii ki onlar da kendi çaplarında isyan edecekler!
Açıyorlar son model ceplerini, çatır çatır mesajlaşıyorlar,konuşuyorlar...
Sizin anlayacağınız, gençlerimiz, otobüslerde eylem koyuyorlar!