Liderlik, Şehadet, Atamız

Abone Ol

Hafta sonu Exeter’deyim, üniversitede hoca olan oğlumun konuğuyum. İki hoca arkadaşı ile pubda sohbet ediyoruz, biri İrlanda kökenli İngiliz, diğeri Selanikli Yunanlı. Benim üniversitede ne dersi verdiğimi sordular. Liderlik deyince ilgi duyup, içeriğini, derste ne alttığımı sordular. Genelde kimse sormaz. Anlatmaya başladım ve kendimi Atatürk’ü, şehadeti, Hamaney örneğini anlatırken buldum…

“Liderlik en basit anlatımla temelinde iletişim, duygusal zeka ve yaşamı anlamlandırmak” dedim önce. “Söylediğinize bir anlam katabilirseniz, insanları arkanızdan sürükleyebilir, söylediğinizi yapmalarını sağlayabilirsiniz. Bu da, onların yüreğine, duygularına seslenmeniz demektir. Örneğin, Atatürk’ü tanıyor musunuz?” Selanikli atılıp onayladı, Atamızın evinin yakınındaki bir kahvehaneye sık sık gittiğini söyledi.

34 Yaşındaki Atamız Çanakkale’de

İngiliz’e Çanakkale savaşını anımsatıp, 34 yaşındaki Atamızı anlattım ve ekledim. Çanakkale Savaşında cepheden kurşunları bittiği için kaçan askerleri “Ben sizi savaşmaya değil, ölmeye yolluyorum. Siz ölerek düşmanı oyalarken arkadan başka askerler yetişecek ve bu tepeyi kaybetmeyeceğiz” dediğini, o askerlerin hepsinin cepheye geri koştuğunu ve öldüğünü ama o tepenin kaybedilmediğini anlattım.

“İşte bu liderlik, birini en değerli şeyinden, yani hayatından vaz geçmeye ikna edebilmek. Ben size şimdi karşı apartmanın en üst katına çıkıp benim hatırım için atlayın desem, atlar mıydınız?” diye sordum. “Ancak, vatanı kurtarmak, ulusu özgürleştirmek, çocuklarımızı korumak gibi bir anlam katsam, siz yaşamınızdan bile vaz geçersiniz” dedim.

Şehit Olmanın Anlamı

Şehit olmanın bizim bölgemizde anlamlı olduğunu, bizlerin vatan, ulus kavramlarını unutmadığını, toplumsallığın bireyselliğin önünde olduğunu ve bu şekilde en modern silahlara sahip hegemon devletlere direnebildiğimizi ekledim. Kurtuluş Savaşımızı anlattım. İsimsiz kahramanlarımızı anlattım. Bu kavramlar kapitalist bireyci toplumda yetişmiş onların kültürüne çok yabancıydı.

Tabii konu İran’a geldi. Her ikisi de İran’a yapılan saldırıyı onaylamıyordu. “Hamaney” dedim. Batı anlamadı, onun öldürülmesi büyük başarı gibi lanse edildi. Oysa 86 yaşında, hasta bir adamdı. Zaten ölümü yakındı. Yeraltında gizlenmeyip, kaçmayıp, onuruyla (etik ve itibar) evinde öldürülmeyi, yani şehit olmayı yeğledi. Böylece yaşamına ve ölümüne anlam kattı.

Liderlik Etik ve İtibar Demektir

“Ölümü, şehit olması bir işe yaradı, ulusunu direnme ve moralli olma, ölümden korkmama konusunda birleştirdi. Batı bunu görmüyor, anlamıyor” dedim.“Kısacası, ben derslerimde iletişim, duygusal zeka, etik, onur, itibar, bunları öğretiyorum. Batı etik ve itibar kavramlarını ayakları altına aldı. Mertlik bozuldu liderlikte” diye ekledim.

Tabii hemen bugünün siyasi liderlerini sordular. “Siyasette liderlik yok. O bir ticaret. Seçilmek için kampanya gerekir, kampanya için koşacak insan, onlara ödenecek maaş, yazılı ve görsel reklamlara ayrılacak bütçe, hepsi bir yatırımdır. O yatırımda en başarılı olan seçilir ama o yatırım için kimlerden para aldıysa, onlarla ortak olmuştur. Şimdi kardan pay verecektir onlara” diye basitleştirilmiş bir açıklama yaptım.

Liderlikte Makam Gücü Yoktur, Kişisel Güç Vardır

“Bu işin bir parçası ön yatırım ise, diğer parçası da süreci yönetmektir. Borcu olan borcunu unutursa (Yani başkan lobi yaparken para aldığı yatırımcıları unutursa) tehdit ve şantaj yedektedir. Epsteinler bu nedenle görevlendirilir. Ülkemizdeki FETÖ sürecindekikaset furyasını ve siyasetten uzaklaşmak zorunda kalan kişileri anımsıyoruz,Epstein benzeri yapılar tarafından siyasette istenilenin elde edilmesi için kullanılmıştır.

Siyasetteki başkanlık, başvekillik, cumhurbaşkanlığı, CEO olmak gibi bir makam gücüdür, okul müdürlüğü gibi. Makam gücüne sahip olan yöneticidir, lider değildir. Lider her zaman makam gücüne sahip değildir. Onun asıl gücü kişisel güçtür. İçinden, yüreğinden gelen kişisel güçtür. İnsanları arkasından sürükler, makamı olmaksızın. Gandi gibi, Martin Luther King gibi, Cengiz Han gibi, Atamız gibi.

Atamız Çanakkale ve Kurtuluş Savaşında makamsız, yürek gücü olan bir lider,

Devrimleri yaparken Cumhurbaşkanı makamında bir yönetici (ve tabii ayrıca lider) olarak

hem tarihin az gördüğü bir lider, hem de tarihin az gördüğü vatansever bir yöneticidir.