Ege

Latmos'ta kritik keşif... Gözler bilirkişi raporunda!

Latmos Dağları’nın kalbi Taşköprü Vadisi’nde köylüler, işletme ruhsatı ve izni olmadan yürütüldüğü iddia edilen madencilik faaliyetlerine karşı açılan davada bilirkişi keşif duruşması yapıldı.

Abone Ol

EGEDESONSÖZ - Aydın’ın Söke ilçesine bağlı Çavdar, Güzeltepe ve Karakaya mahallelerinde, işletme ruhsatı ve izni olmadan yürütüldüğü iddia edilen madencilik faaliyetleri için köylüler tarafından açılan davada bugün bilirkişi keşfi gerçekleştirildi. Bilirkişi heyetinin vereceği karar dava açısından etkili olacak.

Dava, Latmos Platformu’nun hukukçusu Av. Mehmet Çilsal tarafından açıldı. Bilirkişi keşfine Söke Muhtarlar Derneği Başkanı ve Karakaya, Güzeltepe, Karacahayıt, Yeşilköy ile Sofular mahalle muhtarlarının yanı sıra Aydın, Söke, Kuşadası, Güzelçamlı, Didim-Akbük ve Bodrum’dan gelen sivil toplum kuruluşları ile madencilik faaliyetlerinden etkilenen köylüler katıldı. Keşfe ayrıca birçok çevre örgütü ve platform destek verdi.



Katılım sağlayan kuruluşlar arasında şunlar yer aldı:

  • Latmos Platformu

  • Aydın Çevre Koruma ve Kültür Derneği (AYÇED)

  • EKODOST

  • Akbük Doğa ve Yaşam Derneği

  • Yatağan Laguna Çevre ve Kültür Derneği

  • Kuşadası Çevre Platformu

  • Söke Çevre Platformu (ÇEP)

  • Söke Zirve Dağcılık Kulübü

Taşköprü Vadisi’nin tam ortasında yer alan bölge, doğal ve kültürel zenginlikleriyle dikkat çekiyor. Vadinin adını aldığı antik Taşköprü, kış yağışlarıyla oluşan çavlan dönemlerinde hem insanların hem de yaban hayatının geçişini sağlıyor. Latmos (Beşparmak) Dağları’nın kuzeye açılan kapısı olarak bilinen bölge, yaklaşık 8 bin yıl öncesine uzanan tarihiyle büyük önem taşıyor.

Konuyla ilgili EKODOSD şu açıklamayı yaptı:

Keşfe katılan herkes, madencilik faaliyetlerinin doğada yarattığı tahribatı yerinde görme fırsatı bulmuştur.

Madencilik faaliyetlerinin yürütüldüğü alanların tam ortasında Taşköprü Vadisi yer almaktadır. Doğal ve kültürel zenginlikleriyle eşsiz özelliklere sahip bu vadinin mutlak korunması gerekirken, ne yazık ki bugün bu muhteşem coğrafyanın çevresi doğada derin yaralar açan maden ocaklarıyla kuşatılmış durumdadır.

Vadinin adını aldığı Taşköprü, kış yağışlarıyla oluşan çavlan dönemlerinde hem insanların hem de yaban hayatının geçişini sağlayan ve antik dönemden günümüze kadar ulaşan önemli bir yapıdır.

Latmos (Beşparmak) Dağları’nın kuzeye açılan kapısı niteliğindeki bu bölgenin tarihi yaklaşık 8 bin yıl öncesine kadar uzanmaktadır.

Alman arkeolog Dr. Anneliese Peschlow ve Milet Arkeoloji Müzesi’nin yürüttüğü çalışmalar sonucunda; kuvarstan yapılmış aletler, çok sayıda taş eser, fırınlanmış çanak-çömlek parçaları, küre biçimli ağırsaklar, ok uçları, kemik aletler ve yassı baltacıklar bulunmuş; bu buluntuların Neolitik Dönem’de bölgede yaşayan insanlara ait olduğu ve buradaki mağaranın bir yaşam alanı olarak kullanıldığı belirlenmiştir.

Vadide bulunan kaya sığınaklarında 8 bin yıl öncesine tarihlenen kaya resimleri, kaya kiliselerinde fresk kalıntıları, antik uygarlıklardan kalan savunma yapıları, kaya mezarları ve pınarlar bulunmaktadır.

Bilirkişi keşfi sırasında, maden ocağına kadar uzanan antik taş döşeme yolun, açılan çukurlar nedeniyle büyük ölçüde tahrip edildiği de görülmüştür.

Maden ocaklarının yarattığı ürkütücü görüntülerin hemen yanında, doğayla bütünleşmiş bazı eski yerleşim alanları bulunmaktadır. Günümüz teknolojisinden uzak bu yerleşimler, doğayla uyumlu mimarileri ve pitoresk görünümleriyle dikkat çekmektedir.

Zeytin ağaçlarının arasına gizlenmiş bu yerleşimler, maden ocaklarının yarattığı tahribatla büyük bir tezat oluşturmaktadır. Geç Antik Dönem’den Osmanlı Dönemi’ne kadar kesintisiz yaşamın sürdüğü bu alanların büyük bölümü 1970’li yıllardan sonra terk edilmiş; bazı yapılar ise günümüzde yalnızca zeytin hasadı dönemlerinde kullanılmaktadır.

Ana kayalara oyulmuş antik zeytinyağı işliklerinden, Osmanlı döneminde kullanılan taş değirmenlere ve yakın zamana kadar faaliyet gösteren işliklere kadar uzanan zeytin kültürü, bu bölgenin en önemli miraslarından biridir.

Adeta bir açık hava müzesi niteliğindeki bu eşsiz coğrafyada doğa, tarih, yaban hayatı ve geleneksel yaşam iç içe geçmiş durumdadır.

Bölgenin sahip olduğu bu büyük potansiyel, gelecekte gelişebilecek doğa ve kültür turizmi ile hem yöre halkına hem de gelecek nesillere önemli kazanımlar sağlayabilecek niteliktedir.

Ancak tüm bu değerlerin ortasında faaliyet gösteren maden ocakları; doğayı tahrip eden, insan sağlığını olumsuz etkileyen ve geri dönüşü olmayan zararlar yaratan bir tehdit oluşturmaktadır.

Taşköprü Vadisi’nde doğa, tarih ve yaşam bütünlüğünü bozan tek unsur madencilik faaliyetleridir.

Bu nedenle bölgede yürütülen madencilik faaliyetleri durdurulmalı, Taşköprü Vadisi ve çevresi korunmalı ve yöre insanının sosyal ve ekonomik gelişimine katkı sağlayacak sürdürülebilir projeler hayata geçirilmelidir.