Değerli dostumuz, iktisat tarihçisi Dr. Serdar Şahinkaya’nın son kitabı sürekli masamda… Yeni tanıtma fırsatı buldum. Serdar Hocamızın Cumhuriyet'in kuruluş dönemine ve ardındaki kurucu felsefeye dair özenle ürettiği eserlerine bir yenisini daha ekledi: "Kadrocularda Toplumsal Olaylara Bakış ve Devletçilik-Planlama İlişkisi" (Telgrafhane Yayınları).
Cumhuriyet devrimleri, kapitülasyonların yırtılıp atılması ve sıfırdan inşa edilen tam bağımsız ekonomik model hafızalardadır. Gelgelelim, bu iktisadi bağımsızlığın, planlı kalkınmanın ve devletçiliğin entelektüel zeminini hazırlayan Kadro Hareketi'nin katkıları, ne yazık ki tarihin perde arkasında kalmıştır. Serdar Hoca önemli bir boşluğu doldurur.
Hocamdan alıntı yapayım: “Türk Devrimi, özünde yarı sömürgeleşmiş yoksul bir köylü toplumunun iktisadi ve siyasi egemenlik bayrağını açma mücadelesidir. Bu dinamik süreç, İkinci Dünya Savaşı'nın son düzlüğüne kadar ekonomik bağımsızlığını tahkim etmiş ve muazzam bir kalkınma seferberliğine imza atmıştır. Ancak 1947 sonrasında rota yeniden emperyalist odakların eksenine kaymış; neticede bugün, Osmanlı'nın son demlerindeki kapitülasyonların adeta yeniden canlandığı, siyasi ve ekonomik bağımsızlığın ağır yaralar aldığı yarı sömürge bir manzara ortaya çıkmıştır.”
Serdar Şahinkaya, Ocak 1932 ile Ocak 1935 arasında aylık olarak neşredilen Kadro Dergisi'nin tüm külliyatını, makale ve tartışmalarını didik didik ederek, Kurtuluşun ve Kuruluşun ideolojik arayış haritasını önümüze koyuyor.Peki, kimdi bu Kadrocular? Hafızalardaki isimleriyle: Şevket Süreyya Aydemir, Dr. Vedat Nedim Tör, İsmail Hüsrev Tökin, Burhan Asaf Belge, Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve M. Şevki Yazman…
Temel gayeleri, Kemalizm'i radikal bir süzgeçten geçirerek Türk Devrimi'ne özgün ve yerli bir teorik çerçeve kazandırmaktı. Böylesine hacimli bir çalışmayı buraya sığdırmak güç olsa da Kadrocuların dünyaya, İstiklal Harbi'ne ve Cumhuriyet vizyonuna bakışını anlamlandırmak adına kitaptaki temel yaklaşımları özetlemekte fayda var.
Sınıf çatışması değil, ulusal kurtuluş… Kadrocular, tarihsel gelişmeleri anlamlandırırken bilimsel metot olarak tarihsel maddeciliği benimseseler de Marksist teorinin ulusal kurtuluş hareketlerini açıklamada yetersiz kaldığını savunurlar.
Kapitalist gelişimin sanayiyi belirli merkezlerde toplaması nedeniyle, sömürgeleşmiş veya bağımlı ülkelerde sınıf çatışmasının küresel ölçekte yoğunlaşmadığını ileri sürerler. Bu yüzden, henüz kendi sanayisini kuramamış mazlum milletlerin mücadelesinde itici güç sınıf kavgaları değil, ulusal kurtuluş hareketleridir.
Onlara göre Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı, emperyalizme karşı hem cephede hem de iktisadi alanda verilmiş topyekûn bir savaştır. Türk Devrimi, küresel kapitalizme karşı kutsal bir başkaldırı, onun anti-tezi ve tarihsel bir reaksiyonudur. Bu yönüyle hareket, yalnızca Türkiye'nin değil, sömürgeleşmiş tüm mazlum milletlerin ortak davasıdır.
İmtiyazsız, Sınıfsız, Kaynaşmış Bir Yapı
Kadrocuların düşünce atlasında Türk Devrimi'nin ana hedefi nettir:"İçeride imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir millet yapısı; dışarıda ise kayıtsız şartsız siyasi ve iktisadi istiklal ile dünya devletleriyle eşit şartlarda iş birliği."
Bu hareket bir sınıf ihtilali değil, gücünü milliyetçilikten alan bir uyanıştır. Tarihsel şartların olgunlaştırdığı bu Türk milliyetçiliği; doğası gereği dışarıya karşı anti-emperyalist, içeriye karşı ise anti-kapitalisttir. Bu çift yönlü duruşun toplumsal düzendeki karşılığı ise Kadroculara göre "Devletçilik" mimarisidir.
1929 Dünya Ekonomik Buhranı öncesinde özel teşebbüsün yoğun şekilde teşvik edilmesine rağmen sanayileşmede arzu edilen ivmenin yakalanamaması, Kadrocuları sanayinin doğrudan devlet eliyle yürütülmesi fikrine sevk etmiştir.
Yayın hayatının ilk yıllarında Kadro Dergisi'ni çeşitli siyasi baskılara karşı bizzat Mustafa Kemal Atatürk korumuş ve arkasında durmuştur. Ancak 1934 yılından itibaren devletçi politikaların rayına oturmasıyla birlikte, resmi çevrelerde "Kadro"nun misyonunu tamamladığı algısı yerleşmeye başladı. Ayrıca dergide sıkça Marx'a atıfta bulunulması da huzursuzluk yaratıyordu.
Nitekim CHP’nin kudretli ismi Recep Peker, parti dışında bir "devrim ideolojisi" üretme çabalarına şu kesin uyarıyla son noktayı koymuştu:"Devrim ideolojisini ancak Parti yapar. Sizler ihtisas sahipleri olarak devlet mekanizması içinde devrimin ve devletçiliğin hizmetinde yer alın."
Bu net mesajın ardından Kadro Dergisi Yayın Kurulu Başkanı Yakup Kadri Karaosmanoğlu Tiran Büyükelçiliği’ne atandı; diğer yazarlar da teknokrat olarak devlet kadrolarına dağıldılar. Böylece Kadro, 3 yıllık yayın serüvenini noktalamış oldu.
Bu kitabı okursanız çok kıymetli tarihsel bilgilere birinci elden ulaşacaksınız.
Serdar Hocamı tebrik ediyorum…