Bilmem farkında mısınız?
Bizim dünyada eşi benzeri ancak Avrupa ve Amerika’’nın en ünlü metropollerinde görülen (ki, o da hepsinde değil) nefis bir ’“nefes alanımız’” var.’¶
Şaşalı günlerini yitirdiğinden bu yana ’“atıl’” duran; şehrin kalbinde ama ’“güvenlik, yetersiz ışıklandırma ve mafya’” üçgeni arasında kaldığı için neredeyse adım atmaya çekindiğimiz Kültürparktan söz ediyorum.
Bu yıl 78.’’si düzenlenen İEF’’ye yetiştirilen yeraltı otoparkı ile görünen o ki, Kültürpark’’ta da önemli bir değişimin temelleri atılmış oldu. Fuar araç trafiğine tamamen kapandı, egzoz gazı ve gürültüden arındırıldı.
Geçtiğimiz hafta, Fuar Açık Hava Tiyatrosu’’nda düzenlenen bir konserin biletlerini almak için günün erken saatlerinde yolum düştü Kültürpark’’a. Görevliler beni hemen Lozan Kapısı’’ndan, 26 Ağustos Kapısı yanına açılan yer altı otoparkı girişine yönlendirdi. Otopark’’ın girişinde de Açıkhava Tiyatrosu Gişesinde işim olduğunu belirtince, o yöne en yakın park alanına yönlendirildim. Benim küçük bir yer altı otoparkı sandığım iş, meğer yerin altından, fuarın neredeyse tamamını kaplıyormuş.
Kültürpark Yeraltı Otoparkı şimdilik tertemiz ve bol ışıklı gözüküyor. Ancak henüz, hangi çıkış kapısının nereye çıktığını gösteren levhalar yerlerine takılmamıştı ve ortalarda da soru sorabileceğim bir görevli tabii ki yoktu. Ama o modern otoparkta
bu küçük detaylar bile keyfimi kaçırmaya yetmedi’… İş ki, benim müşkülpesent İzmirlim, 26 Ağustos Kapısı’’na kadar dolanıp aracını otoparka bırakmaya üşenmesin!
Yeryüzüne çıktığımda gördüğüm manzara daha da içime su serpti. Daha önce araçların vızır vızır kullandığı pek çok yol, kilitli parke taşları döşenerek yaya yolu haline getiriliyordu. İzmir Sanat’’ın arkasına şık bir cafe oluşturulmuş, insanlar sabah kahveleri eşliğinde gazetelerini okuyordu. ’“İşte İzmir’’e yakışan manzaralar’” diye devam ettim içimden, biletlerime kavuşup Fuar’’dan ayrıldım.
Hafta sonu bu kez konser çıkışı, bir gece vakti, yürüyerek çıktık Fuarın içinden iki kız arkadaşımla birlikte... Asayiş eskisine göre biraz daha berkemaldi. Ama hala akşam vakti spor yapmak isteyenler için güvenlik ve aydınlatma yetersiz, hala Fuar Açıkhava Tiyatrosu’’nun etrafındaki dönercisi, pidecisi, birahanecisi, pavyoncusu yolunuzu kesebiliyor.
|
|
Hayalimiz ortak mı?
Sizi bilmem ama ben ’“içinde insan barındıran’” bir kültürpark hayal ediyorum’…
Tamamen bize ait olan’… Günün her saati spor, yürüyüş, koşu yapabileceğimiz, çoluğumuzu, çocuğumuzu gezdirebileceğimiz yeşil bir dünya hayal ediyorum. ’“Kitapçıları’” ile ’“cafe’”leri ile ’“semaverli çay bahçeleri’” ile ’“amatör sokak müzisyenlerine açık minik konser alanları’” ile ’“faytonları’” ile ’“bisiklet yolları’” ile ’“göletleri’” ile ’“ahşap köprüleri’” ile ’“paten sahaları’” ile şehrin tam kalbinde nefes alabileceğimiz, kocaman yemyeşil bir park istiyorum.
Sizi bilmem ama ben artık İzmir’’in tam kalbinde, adım atmaktan korkmayacağımız yemyeşil bir ’“central park’” ya da ’“hyde park’” ya da dünyanın örnek alacağı bir ’“kültür park’” istiyorum’…
Çok mu şey istiyorum?