Köy kahvesinden kuşbakışı Türkiye

Abone Ol
12 Temmuz'da İzmir'den çıktım, üç haftada otomobilimle 2 bin kilometre yol yaptım.
Sayılı tatil günlerinde yapamadığım ziyaretleri gerçekleştirme fırsatı buldum bu sefer.’¶ Öyle ya; yıllık değil, uzun süreli izindeyim.
Nerede tahta sandalyeli bir köy kahvesi gördüm, arabamı sağa çektim. Marmara ve Ege'de en az 25 köy kahvesinde mola verdim. O güzel insanların içten muhabbetlerinin ortasında buldum kendimi. Onlarla çay içtim, hal hatırlarını sordum.
’“Sen benim canımsın, bitanem’” diyemediğim, bundan da hiç pişmanlık duymadığım çok muhterem (!) kişi tarafından uzun süreli tatile çıkarıldığıma ilk defa kızmadım.
Onun sayesinde dostlarımla, arkadaşlarımla, yıllardır ihmal ettiğim yakınlarımla çok güzel günler geçirdim. Geçirmeye de devam ediyorum.
Sabah gün doğarken, dalından incir kopardım, afiyetle yedim.
Yine onun sayesinde, tahta sandalyeli köy kahvelerinden Türkiye'nin nasıl göründüğüne baktım.
Daha neler neler!
Sağol bitanesi, berhudar ol! Bu iyiliğini hiçbir zaman unutmayacağım!
* * *
Memleketimden insan manzaralarına geçeyim müsaadenizle.
Tatil yollarında, gittiğim köy ve kasabalarda, milletimin efendisi o güzel insanların misafirperverliği karşısında çok duygulandığımı belirteyim öncelikle.
Cep delik, cepken delik ama insanlıklarından bir şey kaybetmemişler. Gelecekle ilgili umutları her geçen gün biraz daha azalsa da, sevecenliklerini, ruh güzelliklerini korumayı başarıyorlar, dayanışma içinde yaşamayı sürdürüyorlar.
Fakat köylülerimizin, köye benzeyen şehirlerde yaşayan vatandaşlarımızın yaşam standartlarındaki büyük düşüşü, ekonomik anlamdaki çöküşü görmek, insanın içini acıtıyor.
Çünkü üreten onlar, köşeyi dönen tüccarlar!
İster inanın, ister inanmayın; hormonsuz domates, tarladan kamyona kilosu 10 kuruşa yükleniyor. Karpuz kavun da öyle.
Bahar aylarında yağan şiddetli yağış ve dolu yüzünden bu yıl doya doya portakal yiyemeyeceğiz. Yandı benim narenciyeye bel bağlamış çiftçim.
Hayvancılık çoktan ölmüş. AKP hükümetinin denizaşırı ülkelerden sığır getirmesi boşuna değilmiş meğer! Gelin görün ki, kasapta etin kilosu hala 30 lira...
Çeltik tarlalarından yükselen başaklar, uçsuz bucaksız ovalarda göz kamaştıran ayçiçekleri, maalesef üretici için umut olmaktan çıkmış.
Pamuk ve tütün, yok denecek kadar az. Üzümcünün karnı belki doyacak.
Köylülerin uçan kuşa borcu var, mazotçuya, bakkala çakkala, gübreciye, tohumcuya... Hasat zamanı bu borçlar ödenirse ne ala, ödenmezse vay bakkalın, mazotçunun haline.
Yüzlerinde kaderin çizgileri derinleşmiş köylüler, dertlerini işte böyle özetlerken, ’“Referandumda ne yapacaksınız?’” diye sorma gafletinde bulundum. Amacım konuyu değiştirmekti ama ’“Bizim referandumla meferandumla işimiz yok’” sözleriyle bu konuya noktayı koydular.
Gerçekten referandum, köylülerin umurunda bile değil. Onlar ekmek parasının derdine düşmüşler.
'Evet' mi, yoksa 'hayır' mı demeleri gerektiği konusunda kafa bile yormamışlar.
Çünkü köylü, niçin sandığa gideceğini bilmiyorlar. Anayasada neler değişmiş, yeni anayasa neler getiriyor, neler götürüyor farkında değil.
Neden?Liderler, değişen anayasa maddelerini halkın anlayacağı dilden anlatmıyor da ondan.
Çoğunluk sandığa gitmeyi bile düşünmüyor. Oyunu kullanacağını söyleyenler, ya fanatik CHP'li veya ölümüne AKP'li.
Bu arada çarşafa bürünmüş kasabalarda AKP için en ufak bir sorun yok.
* * *
Bu sorunların çözümü için çare var mı?Var tabii ki. AKP hükümetinden bir an önce kurtulmak, sadece köylüler için değil, tüm Türkiye için bir kurtuluş olabilir.
Önümüzde referandum var. 12 Eylül'de sandıktan çıkacak sonuç, bizim için ya umut olacak ya da teslimiyet.
Erkene çekilmezse, 2011 yazında da seçim var. Referandum, işte bu açıdan çok önemli.
Şunu kabul etmeliyiz ki, ipler AKP'nin elinde.
Konuyu açalım.
Önümüzdeki günlerde Ramazan ayına gireceğiz. Ramazan, referandumla birlikte geliyor.
İçten pazarlıklı devlet büyüklerimiz, 12 Eylül'ü takvime bakarak rastgele seçmedi elbette.
Ekipler, Ramazan topu patlamadan, ellerindeki Ramazan paketlerini gizlice veya alenen, kararsızlara, bir paket makarnaya ihtiyacı olanlara, kömür ve gıda yardımı almaya alışmışlara taşımaya başlayacak. Hem referandumda ’“evet’” oyu isteyecekler hem de ilerideki seçimin yatırımını yapacaklar.
İstanbul'da milyonlarca insanın yemek yediği Ramazan çadırları neden kaldırıldı sanıyorsunuz?
Artık oy avcılığı anlamına gelen Ramazan paketleri, bundan sonra adrese teslim!
Paketlerin, 200-300 oyun olduğu köylere, referandumla alakası olmayan köylülere gitmeyeceği kesin. Çünkü değmez! O kadar oy AKP'ye gitse ne olur, gitmese ne olur!
Nerede ballı kaymaklı kabileler var, onların yaşadığı yerlere sefer yapacak yardım kamyonları.
Liboşlar da, ’“Allahaşkına söyle bitanem! Bu bir insani yardım değil mi?Neden karşı çıkıyorlar, vallahi billahi anlamıyorum. Bu CHP'liler var ya, vatandaşın midesine iki lokma bir şey gitmesine bile tahammül edemiyor!’” diyerek görevini ifa edecek.
AKP, iktidar olmanın verdiği güçle, Ramazan paketlerinin de katkısıyla çok büyük hamleler yapacak yine.
Umarım yanılırım ama görünen köy kılavuz istemiyor.