Köy Enstitüleri-2

Abone Ol
"İnsan yaşadıkça gerçektir.
Gerçek ise yaşamdır.
En şaşmaz ölçü akıl ve sağduyudur.
İnsan bir akıl varlığıdır.
Gerçeğe ancak akıl yoluyla ulaşılabilir."
Diyor, Ömer Hayyam. ’¶
Ömer Hayyam’’ın bu sözleri ’“Cumhuriyet Dönemi Eğitimi’” için bir temel ilkedir. ’“Cumhuriyet Eğitimi’”, Akıl. Aklın önderliğinde sorgulama bilincidir.
İşte Köy Enstitüleriseçilen insanı var edebilmek ve bu bilinçle yaratılan kurumları Cumhuriyet'e kazandırabilmek için düşünülen bir aydınlanma projesidir. Köy Enstitüleri Anadolulu’’da ışık saçan bir ’“Rönesans’” hareketidir. Bir aydınlanma devrimidir.
Köy Enstitüleri’’nin felsefesinde ve temel espirisinde ’“karma eğitim’”in yapılmış olması da kadın ve erkek eşitliğinin, birlikteliğinin önemini vurgulamaktadır.
Dersliklerde, kitaplıklarda, işliklerde, tarlada, oyunda, sporda, okumada, yemekhanede her yerde, yaşamın tüm ayrıntılarında cinsiyet gözetilmeksizin yan yana öncelikle insan olmayı, benzersiz bir doğallık içinde duyumsamış ve özümsemiş, yaşam neyse, okul da oydu, öyleydi, ’“Köy Enstitülerinde’”.
’“Köy Enstitüleri’”, yetkin ve eşsiz bir modeldi. Aklı özgürleştirici bir ortamda bireylerin serpilip gelişimine özen gösterilen, güven içinde uçsuz ve bucaksız bir imeceydi, eşitlik ve özgürlük içinde tadılan mutluluktu, Köy Enstitüleri’…
Mustafa Kemal; şiirleriyle kendisine ufuk açanlardan olan Türk ozanı Tevfik Fikret’’in, ’“kızlarını okutmayan milletler/oğullarını manevi öksüzlüğe mahkum etmiş olurlar’” dizelerini nasıl bir çağdaşlık ilkesi olarak vurgulamışsa; ’“Köy Enstitüleri’”de, yüzyıllardır süren karanlığın parçalanması yolunda bir aydınlanma meşalesi olarak var edilmiştir.
Mustafa Kemal’’in, ’“Türkiye gerçeklerine uygun bir eğitim politikası nasıl olmalıdır’” sorusuna verdiği yanıt ’“Köy Enstitüleri’”nin kurulması kararının da bir göstergesidir. ’“Bu memleketin ilk sahibi köylüdür. İşte bu köylüdür ki bugüne kadar maarif(milli eğitim) nurundan mahrum bırakılmıştır. Mutlaka köylüye okumak, yazmak ve vatanını, milletini, dinini, dünyasını tanıtacak kadar coğrafi, tarihi, dini ve ahlaki bilgileri vermek ve dört işlemi öğretmek eğitim programımızın ilk hedefidir’” diyor, Mustafa Kemal. Bunun içinde ’“Köy Enstitüleri’”nin hayata geçirilmesini önceden işaret etmiş ve köy aydınlanmasının bu yolla hayata geçebileceğine inanmıştır.
Köy Enstitüleri’’nin kuruluşu, özelde köylünün, genelde ülkenin yararınaydı. Toplumun %80’’i olan köylüyü kalkındırmayı amaçlıyordu.
Köy Enstitüleri, düşünen, düşündüğünü özgürce uygulayan, doğruyu, yararlıyı, bilimseli arayan, üretmeye yaratmaya dayalı, aydınlığa doğru iz sürerek uygarlığa açılan pencereydi.
Köy Enstitüleri; karanlığa, geriliğe tutsak bırakılmış insanlar, tutsaklık zincirlerini kırarlarsa ülke aydınlanıp ayağa kalkacak diye kuruldu.
Devrimler bozkırda çiçek açacak, düşlerde yaşattığımız çağdaş uygarlık gelecekti diye kurulmuştu. Bu yüzden Köy enstitülerine gericiler, halk düşmanları ’“evet’” diyemezdi.
Cumhuriyet’’in ilk kadın tarih öğretmenlerinden Refet ANGIN’’a göre Türkiye’’nin aydınlık pencereleri DP(Demokrat Parti) iktidarıyla kapandı.
Cilavuz Köy Enstitüsü’’nün devamı olan Cilavuz İlk Öğretmen Okulu mezunu olarak, o ruhu, bende yaşadım. Okulumu, öğretmenlerimi, arkadaşlarımı, yatakhanelerimi, spor sahalarımı, yemekhanemi, tarlalarımı, koruluklarımı, ahırlarımı, atölyelerimi, fen laboratuarlarımı özledim.
Cumhuriyet Bayramı’’ mı, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’’mı, Ulusal Egemenlik Bayramı’’mı özledim. O coşkuları özledim.
Köy Enstitüleri ruhumuzu özledim’…