Kor düştü yüreklere… yeter artık!

Abone Ol
İçimiz yanıyor… Türkiye'nin dörtbir yanına kor düştü! Yirmidört tane ana kuzusunu teröre kurban verdik. Daha iki gün önce Bitlis'te şehit olan beş polis ve aynı aileden dört sivil vatandaş, biri iki yaşında bebek… Diğeri on yaşında çocuk… Henüz, acıları yürekleri yakarken, günün ilk ışıkları ile Hakkari'den gelen haber şok etkisi yarattı… Bütün bir ülke yasa boğuldu… Kısa bir sessizliğin ardından, teröre karşı öfke ve nefret haykırışları yükseldi her yerden…
Ama asıl haykırışlar, kor düşen baba ocaklarındaydı… Anaların yüreklerinden yükselen feryatlardı asıl bizleri yaralayan… Bir atasözü var çok kullanırız; 'ateş düştüğü yeri yakar'. Bana kalırsa bu atasözü eksik kalmış; evet, ateş düştüğü yeri yakar ama 'etrafına da zarar verir'. Dört biryanınız kor olmuş yanarken, komşunuzdan çığlıklar yükselirken iyi olabilirimsiniz? Taş kalpli ve vicdansız ya da Türkiye üzerinde başka hesapları olan veya terörden nemalanan biri değilseniz tabi!
Düşünsenize… Yemediniz yedirdiniz, giymediniz giydirdiniz, uyumadınız uyuttunuz, gözünün içine bakarak büyüttünüz… Gece gündüz çalışıp çabalayıp okuttunuz… Fidan boylu, çakı gibi bir yiğit yetiştirdiniz… Ve daha ekmeğini eline almadan, yuvasını kurmadan, henüz bıyıkları bile terlemeden askere gönderdiniz… Başladınız yolunu gözlemeye hayaller kurmaya; biran önce bitirsin de gelsin, işini, yuvasını kursun, ekmeğini eline alsın ve öpüp koklayacağınız torunlar versin… Ama ne yazık ki hayaller hayal oldu… Otuz yıldır Türkiye'nin en büyük belası terör, yiğidinizi ve hayallerinizi aldı elinizden… Bunun acısını anlatmaya ne kelimeler yeter ne de sözler…
Sözün bittiği yer… Artık icraat zamanı! Bu güne kadar terör hakkında ciltler dolusu kitaplar yazıldı, televizyonlarda tartışma programları yapıldı. Akademisyenler, STK'lar, Siyasi Partiler, 'güneydoğu sorunu', 'kürt sorunu' adı altında raporlar hazırladırlar. Devleti yönetenler 'açılım' dedi, muhalefet 'terörü ben çözerim'! Peki ya sonuç? Sıfıra sıfır elde var 24 şehit daha!
Görünen o ki, bugüne kadar laf salatasından başka bir şey yapılmadı! 1985 Serinli 9 Şehit, 1991 Samanlı 10 Şehit, yine 1991 Taşlıtepe 11 Şehit, 1992 Taşdelen 27 Şehit, 1992 Aktütün 22 Şehit, 1995 Ortaklar 15 Şehit ve daha birçokları… çoktaaan unutuldu! Geçmişi bırakın, dün yaşadığımız Dağlıca ve Aktütün saldırılarından bile ders çıkaramadık! Söylenen o kadar söz, yazılan onca kitap, gelişen teknoloji, termal kameralar, heronlar, verilen onca şehit, hiçbir şeyi değiştirmedi, değiştireceğe de benzemiyor…
Terör artık, ırk, din, millet, kadın, çoluk çocuk dinlemiyor! Mehmetçiğe kurşun sıkanlar, hiç acımadan, kadınları ve çocukları tarıyorlar, gözünü kırpmadan anne karnındaki doğmamış bebekleri öldürüyorlar. Terörü bitirme konusunda söz ve yetki sahibi olanlar artık söz değil icraat yapmalıdırlar. Bu konuda başta iktidar partisi olmak üzere, Meclise büyük görev düşüyor. Bir an önce terör belasına çözüm bulunmalı bunun için gereken tedbir ve önlemler alınmalıdır.
Son şehit haberleri bardağı çoktan taşırdı, kimsenin sabrı ve tahammülü kalmadı artık. Türk Milleti, üçbeş çapulcuya boyun eğecek kadar aciz değildir! Koskoca devlet, askeriyle, polisiyle, istihbaratıyla ve sahip olduğu güçle 'kendisine emanet edilen yirmi yaşında ana kuzularını koruyamıyorsa', halk bunun hesabını sorar!