EGEDESONSÖZ- S.S. İş İnsanları Gaziemir Konut Yapı Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Alpyavuz, İzmir’deki kooperatif mağduriyetlerine ilişkin yaptığı açıklamada, yarım kalan inşaatlar nedeniyle vatandaşların yaşadığı sorunlara dikkat çekti.
Siyasi aktörlerin sorumluluk alması gerektiğini belirten Alpyavuz, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın merkezi yönetimle iş birliği yaklaşımının somut çözümlere dönüşmesini beklediklerini ifade etti.
İzmir’de yaşanan siyasi tartışmaların merkezinde kooperatif davasının bulunduğunu belirten Alpyavuz, projelere güvenerek birikimlerini yatıran vatandaşların mağdur edildiğini savundu. Alpyavuz, kooperatif projelerini sahiplenen ve vatandaşlara güven veren siyasi aktörlerin bugün sorumluluk alması gerektiğini vurguladı.
Açıklama şu şekilde:
“Bir insanın, bir kurumun ya da bir siyasi anlayışın gerçek tutumu, yalnızca verdiği sözlerle değil, bu sözlerin gerektirdiği sorumluluğu ne ölçüde yerine getirdiğiyle anlaşılır.
Bugün İzmir’de hangi siyasi gelişme tartışılsa, hangi siyasi hesaplaşma yaşansa, hangi siyasetçi konuşsa, dönüp dolaşıp kooperatif davası gündemin merkezine oturuyor. Herkes davayı konuşuyor, herkes birbirini suçluyor, herkes kendi siyasi pozisyonunu korumaya çalışıyor. İzmir’de yaşanan hemen her siyasi olayın göbeğinde olup da bu kadar siyasetçi tarafından görünmez kılınmak da bize nasipmiş!
Peki, bu insanları kim bu yola çıkardı?
Bir zamanlar bu projeler anlatılırken güven verenler, vatandaşları kooperatiflere yönlendirenler, bu modeli sahiplenenler ve siyasi güvencelerle umut dağıtanlar vardı. İnsanlar yalnızca bir konut projesine değil, kendilerine sunulan güvene inandılar. Birikimlerini yatırdılar, ödemelerini yaptılar, hayallerini emanet ettiler.
Sonra ne oldu? İnşaatlar yarım kaldı, insanların yüzüne kapılar kapandı, yardım çağrıları karşılıksız kaldı. Vatandaşın yanında görünmek için yarışanlar, sonrasında sorumluluk almaları gerektiğinde ortadan kayboldu.
Güven verenler neden sessiz? Sahiplenenler neden yüz çevirdi? Bugün kooperatiflerin WhatsApp gruplarında bile insanların umutlarını belediye başkanının parti değiştirmesine, inşaatların TOKİ tarafından tamamlanmasına bağladıklarını görüyoruz. Bu tablo, yalnızca ekonomik bir mağduriyetin değil, siyasete ve kurumlara duyulan güvenin nasıl aşındığının da göstergesidir.
İnsanlar, kendilerini bu noktaya getirenlerden çözüm beklemek yerine yeni siyasi dengelerden medet umuyorsa burada ciddi bir sorun vardır. Artık hatayı başkalarında aramak yerine özeleştiri zamanıdır. Hatayı tek bir dişlide değil, çarkın, sistemin tamamında arama zamanıdır.
Bugün yaşananlar yalnızca yarım kalan binaların hikâyesi değildir. Bu, İzmir’in hikâyesidir. Verilen sözlerle tutulmayan sözler arasındaki uçurumun, siyasi sahiplenmeyle gerçek sorumluluk arasındaki çelişkinin, vatandaşın güveniyle siyasilerin tutumu arasındaki kopuşun hikâyesidir.
İzmir’de yaşanan siyasi tartışmaların merkezinde kooperatif meselesi dururken, kooperatiflerdeki insanların siyasi tartışmaların dışında bırakılması, bu şehrin en acı çelişkilerinden biridir. Dosyalar konuşuluyor, ifadeler tartışılıyor, siyasi hesaplar görülüyor; ama insanların hayatları, emekleri ve gelecekleri görmezden geliniyor.
Biz artık kimsenin siyasi kavgasında kullanılacak bir başlık, seçim dönemlerinde hatırlanacak bir seçmen kitlesi, kameralar kapandığında unutulacak insanlar olmak istemiyoruz.
Siyaset, yalnızca iktidar mücadelesi vermek değil, geçmişte verdiği sözlerin hesabını da verebilmektir. Bir dönem bu projeleri savunanların, destekleyenlerin ve vatandaşlara güven telkin edenlerin bugün yaşananların neresinde durduklarını açıklamaları gerekiyor.
Sayın Cemil Tugay’ın son röportajında İZBETON’un mali durumuna ve geçmişteki kentsel dönüşüm projelerinin yönetimine ilişkin yaptığı açıklamalar, İzmir’de yaşanan sorunların artık daha açık biçimde ele alınması gerektiğini gösteriyor.
Sayın Tugay’ın geçmişte devraldığı sorunlara ilişkin değerlendirmeleri ve İzmir’in ihtiyaçları için merkezi yönetimle iş birliği yapma yaklaşımı, doğru adımlarla desteklenirse önemli bir fırsata dönüşebilir.
Biz bu yeni döneme peşin hükümle yaklaşmıyoruz. İzmir’in sorunlarının çözümü için kurulacak her yapıcı iş birliğini, vatandaşın yararına sonuç verdiği ölçüde değerli buluyoruz. Beklentimiz nettir: Siyasi tercihler değiştiyse, yönetim anlayışı değiştiyse ve yeni bir iş birliği dönemi başlıyorsa bunun ilk kanıtı, yıllardır çözülemeyen vatandaş mağduriyetlerinde görülmelidir!
İzmir’in ihtiyacı yeni suçlamalar değil, sorumluluk alan bir iradedir. Yeni vaatler değil, somut çözümlerdir. Yeni siyasi hesaplar değil, yarım kalan hayatların tamamlanmasıdır“




