Futbolda 3 Temmuz depreminin tartışmalatrı sürerken, Türkiye Futbol Federasyonu'nun il aldığı karar liglerin 9-10 Eylül tarihlerine ertelenmesi olmuştu...
Doğrusu bu ya, erteleme kararının alındığı gün, 'Erteleme durulmayı sağlar mı?' diye düşünmüştüm...
Yani, TFF süreç kazanmaya çalışıyor; kulüplerden, taraftar gruplarından, kamuoyundan gelmekte olan ve gelecek baskıları önleme çabasında olduğunu ortaya koyuyordu. Bu durum edinilen zaman açısından kendileri için rahatlatıcıydı. Nitekim takımların ilk aşamada yaptıkları açıklamalar da TFF'yi destekler nitelikteydi...
Ellerinde herhangi bir belge olmadığı için savcılıktan gelecek belge ve bilgiler önemliydi. Bu arada UEFA ile yapılması gereken görüşmeler, alınacak öneriler de karar aşamasında kendilerinin yol haritası belirlemesinde en büyük katkıyı sağlayacaktı...
TFF, kendi açısından doğru olanı yaptı ve savcılıktan gelen 26 klasör bilgi ve belgeyi Etik Kurulu'na gönderdi. Bu aşamada da tartışmaların önü ardı kesilmedi. Her kafadan bir ses çıkmaya devam ediyordu...
Etik Kurul karar verebilir mi? Karar vermekte yetkili olmayan bir kurul, TFF'ye nasıl öneriler götürecek? Ligden düşmeyi bu kurul belirleyici olur mu?
Bu sorulara yanıt aranırken, kurul çalışmalarını tamamladı ve TFF'ye bir rapor olarak sundu...
TFF Etik Kurulu'nun hazırladığı raporun ayrıntıları tümüyle bilinmemekle birlikte, kameraların ve gazeteci topluluğunun karşısına geçen TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, gerekli açıklamayı yaptı:
'Soruşturmanın gizlilik kararı kalkıncaya ve iddianamenin açıklanmasının beklenmesine karar verilmiştir...'
Açıklamayla birlikte tartışmalar yeniden alevlendi...
Tutuklu bulunan kimi kulüp başkanı, yönetici ve teknik adamlar da TFF Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu'na iki grup halinde tedbirli ve tedbirsiz olarak sevkedilmişlerdi. Aydınlar'ın açıklamasına göre, amaç başkan ve yöneticilerin kulüpleri adına herhangi bir işlevde bulunmalarını engellemekti...
Aydınlar'ın açıklamasının ardından tartışılan konu, kişi ve kurumlara herhangi bir ceza verilmemiş olmasıydı. Aydınlar, bunun nedenini de şöyle açıklıyordu:
'Elimizde belge ve bilgiler var ancak yetersiz...'
Bu gerekçeyi, 'komik' olarak nitelendirebilirsiniz!..
Avrupa (İtalya ve Yunanistan)'daki örneklerine baktığımızda, özellikle büyük kulüplerin 'kanaate göre' ligden düşürüldüğünü görürüz. 'Yetersiz' denilen bilgi ve belgelere göre TFF bir 'kanaate' varamamış mıdır? Yoksa kulüplerin ve taraftar baskısının etkisi bazı kararların alınmasında etkin olmuştur?
Bir başka ayrıntı da, Avrupa Kupaları'nda oynayacak takımların durumu sorulduğunda, Aydınlar'ın, 'Bize göre herhangi bir durum yok. Eğer kulüpler kendileri bir şey düşünüyorlarsa UEFA'ya başvurabilirler' yanıtı olmuştur!..
Yani, kulüpler şike ve teşvik primi konusunda bir eylemde bulunacaklar ve UEFA'ya giderek, 'Biz böyle bir iş becerdik, oynamayalım' mı diyecekler?
Kulüp başkan ve yöneticileri ile birlikte teknik adamların PFDK'na gönderilmesinde de eğer salt yöneticilik vasıflarının engellenmesi düşünülmüşse tamam ancak bir anlamda ön ceza niteliği taşıyorsa, ki yaratılan ortam tamamen öyledir. O zaman eldeki bilgi ve belgeler yeterli oluyor ama kurumlar ile ilgili olamıyor gibi bir durum da söz konusudur...
Kısacası, dağ fare doğurmuştur!..
Liglerin erteleme kararıyla zamana yayılan tartışmaların durulması böylelikle sağlanmış oldu...
Şimdi ligler bu şaibeli ortamın içerisinde bakalım nasıl başlayacak, göreceğiz...
TFF'nin açıklayacağı kararı dört gözle bekleyen ve kendilerine durumdan vaziyet çıkaran İzmir takımları vardı...
Eğer liglerden düşürülme sözkonusu olursa Bucaspor Süper Lig; Altay Bank Asya'ya dönme düşü içindeydi... Ve ekonomik durumlarını düzeltme umutları vardı... Yetmedi, transferleri de ona göre şekillendireceklerdi...
Hepsi bir başka bahara kaldı!...