Kocasını öldüren maaş alamaz!

Abone Ol


’“ Ölen sigortalının hak sahiplerinden;
a) Kendisinden aylık bağlanacak sigortalıyı veya gelir ya da aylık bağlanmış olan sigortalıyı kasten öldürdüğü veya öldürmeye teşebbüs ettiği veya bu kanun gereğince sürekli iş göremez hale veya malul duruma getirdiği ,
b) Kendisinden aylık bağlanacak sigortalıya veya gelir ya da aylık bağlanmamış olan sigortalıya veya hak sahibine karşı ağır bir suç işlediği veya bunlara karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi nedeniyle ölüme bağlı bir tasarrufla mirasçılıktan çıkarıldıkları, hususunda kesinleşmiş yargı kararı bulunan kişilere gelir ve aylık ödenmez. Ödenmiş bulunan gelir ve aylıklar, 96. madde (yersiz ödemelerin geri alınması) hükümlerine göre geri alınır.’”
Söz konusu madde hükümlerinin uygulanabilmesi için, kesinleşmiş yargı kararı gerekmektedir. Ancak burada hukuk veya ceza mahkemesi ayrımı yapılmadığı için, olayın gidişatına göre, her iki mahkeme kararı da etkili olacaktır. Örneğin; mirasçılıktan çıkarmaya ilişkin hüküm hukuk mahkemelerince verilmektedir. Benzer şekilde, sigortalıyı öldürmekten dolayı dava açılan hak sahibi delil yetersizliğinden beraat ettiyse söz konusu kişiye (a) bendi hükümleri uygulanamayacak ve ölüm aylığı alabilecektir. Ancak, burada ortaya çıkan sorun mahkeme kararlarının olayın meydana geldiği tarihten çok sonra sonuçlanıp kesinleşmesidir. 56. madde gereği mahkeme kararının kesinleşme şartı bulunduğundan, yargılama esnasında söz konusu suçu işleyenlere ölüm aylığı bağlanıp bağlanmayacağı konusu yargı kararlarıyla oluşacaktır. Örneğin; kocasını öldüren bir kadının ağır ceza mahkemesinde yargılanması esnasında, kendisine kurum tarafından ölüm maaşı ödenmediği için hukuk mahkemesinde dava açsa ve mahkemece karar kesinleşmediği için ölüm aylığının ödenmesine hükmedilse dahi, ceza mahkemesindeki yargılamanın kesinleşmesinden sonra suç sabit olduğu taktirde kurumun ödediği aylıklar faiziyle geri alınacaktır.

Kendisinden aylık bağlanacak sigortalıya karşı ağır suç işleyen ya da aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi nedeniyle mirasçılıktan çıkartılanlara aylık bağlanamayacağına ilişkin (b) bendine göre, ’“Ağır bir suç’” kavramı maddede tam olarak açıklılığa kavuşturulmamıştır. Ancak; kasta dayanan suçların ağır suç olduğu kesindir. Kasta dayanmayan suçların ağır suç olup olmadığı ceza yargılamasıyla ortaya çıkacaktır.
Aile hukukundan doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle mirasçılıktan çıkarma kararı hukuk mahkemelerince verilmektedir ve Medeni Kanun 510. madde hükümlerine göre mirasçılıktan çıkarmaya ilişkin birçok Yargıtay kararı bulunmaktadır. Örnek:
-’“Mirasçının , mirasbırakanı dövmesinin, mirastan çıkarma sebebi sayılacağı’” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 28.03.1990 E: 2-90, K: 221 )
-’“Evlatlığın, evlat edinenin parasını çalmasının, mirasçılıktan çıkarma nedeni olacağı’” (Yargıtay 2 HD. 30.09.1971 E:5309, K: 5424)
-’“Davalının(mirasçının,evlatlığın), babasının davacıya (mirasbırakana, evlat edinene) karşı gerçekleştirdiği dövme eylemine seyirci kalmasının, MK 510/II kapsamına giren > olduğu’” ( Yargıtay 2. HD. 09.06.1994, 4911-5748)
-’“Olayda mirastan ıskat tasarrufunda bulunan kişi, uzun yıllar bakan olarak Türkiye’’nin dış politikasını yönetmiş, daha sonra da politik yaşantısını devam ettirmiş, böylece topluma mal olmuş kişidir. Davada hasmın ehliyetsizliğini ileri sürmek mümkündür. Ne var ki Hukuki imkanın iyi niyetle kullanılması şarttır. Gereği ve kendisine yararı yokken miras bırakanın tıbbi müşahede altına alınmasını istemek mirastan ıskat sebebidir.’” (Yargıtay 2. HD. 30.3.1976, 2467/2802)
Geçmişte Bağ-Kur sigortalısı olan kocasını kasten öldüren kadına ölüm aylığı bağlanması gerektiğine hükmeden yargı kararları karşısında, sosyal güvenlik hukukuna yeni giren bu düzenlemeyi kamu vicdanına uygun ve doğru atılmış bir adım olarak görüyorum.