Seçim süreci hızlandı. Aday adayları ortaya çıktı, istifalar başladı. Herkesin hayalinde Ankara var. Yıllarca siyasete emek veren insanların da bilgi ve tecrübesiyle ülkesine hizmet etmek isteyen insanların da hedefi TBMM. Halkın kantarına çıkmadan önce genel başkanın gönlünü yapmak zorunda olan aday adayları kulis çalışmalarına yoğun olarak devam ederken anketler de bir bir yayınlanmaya başladı. Eğer çok büyük bir sürpriz olmazsa son 8 yıldaki sonuç değişmeyecek gibi. 12 Haziran’’a daha çok var ama muhalefetin içinde debelendiği kısır döngü iktidarın elini kuvvetlendiren en önemli koz. Her neyse bunlar benim konum değil. Makro siyaseti işin uzman Ümit Yaldız yazsın.
Benim derdim siyasetle çok alakası olmayan ve yaşananları gördükten sonra mümkün olduğu kadar siyasettten ve sisayetçiden uzak durmaya çalışan milyonlarca seçmen gibi kime oy vereceğime karar verebilmek. Şöyle bir düşündüm de son 3 yerel ve genel seçimde MHP, DP, CHP ve AKP’’nin adaylarına oy vermişim. Tercihimi hep tanıdığım, bildiğim, inandığım, güvendiğim insanlardan yana kullanmışım. Bazen tercih ettiğim partiden dolayı ’“oyumun boşa gittiği’” söylense de ben sandıkla baş başa kaldığımda aklıma ve vicdanıma güvendim. Bugüne kadar hiç de pişman olmadım.
Şimdi yeniden seçim vakti. Sandıklar temizlenmeye başladı. Yakında yine onunla başbaşa kalacağız. Acaba nüfus cüzdanını verip oy pusulası ve mührü aldıktan sonra geçen birkaç dakika neleri değiştirecek hayatımızda. Geleceğimiz nasıl şekillenecek. Türkiye kimilerinin söylediği gibi sivil diktatörlüğe doğru mu gidecek, yoksa çoğunluğun dediğine saygı göstermek en doğrusu mu olacak. Sandıkla başbaşa kaldığımız birkaç dakika içinde tereddüt yaşamamak için ’“kime oy vereceğim’” sorusuna şimdiden bir cevap bulmak gerekiyor galiba.
İşte benim kriterlerim;
’“Üniversitede türbana hayır’” diyene oy vermem.
Ama türbanı ilkokula sokmak isteyene de oy vermem.
Askerle hesabı olana oy vermem.
Ama asker üzerinden hesap yapana da oy vermem.
’“Bababalar gibi satarım’” diyene oy vermem.
Ama her şartta ’“sattırmam’” diyene de oy vermem.
Dini siyasete alet edene oy vermem.
Ama dine karşı siyaset yapana da oy vermem.
Günah işleme özgürlüğünü tanımayanlara oy vermem.
Ama dini hassasiyetleri yok sayanlara da oy vermem.
Tanımadığım adaya oy vermem.
Ama ’“tanıyorum’” diye düzenbazlara da oy vermem.
Fırıldak Kubilere oy vermem.
Ama 40 yıldır aynı yerde duranlara da oy vermem.
Dün söylediğini bugün unutanlara oy vermem.
Ama 40 yıldır aynı şeyleri söyleyenlere de oy vermem.
’“Her şeyi ben bilirim’” diyenlere oy vermem.
Ama hiçbir şey bilmeyen siyaset tüccarlarına da oy vermem.
Her devrin adaylarına oy vermem.
Ama zoraki paraşütçülere de oy vermem.
Bu liste böyle uzayıp gider. Ortalık yalan, dolan, takiyye dolu. Şimdi siz söyleyin, Türkiye’’de gönül rahatlığı ile oyumuzu vereceğimiz bir parti var mı?
İşimiz zor, hem de çok.