Kandırılmak, silahlandırılmak, korkutulmak’…

Abone Ol
1-YUNANİSTAN
Apo Kenya’’da Yunanistan Büyükelçiliğinden çıkarken yakalanmıştı.
Cebinde Kıbrıs Rum kesiminden aldığı Lazaros Mavros adına düzenlenmiş pasaport, yanında ise Yunanistan İstihbarat teşkilatının elemanları vardı. Komşumuzun PKK’’ya bolca yardım ettiği de ortaya çıkmıştı.
Geçmişe çizgi çektik.
Şimdi Yunanistan en yakın en iyi komşumuz, vizeler kalksa, kahvaltımızı Atina’’da Akşam yemeğini İzmir’’de yiyeceğiz.
Kötü mü oldu?
Bence hayır.
2-BULGARİSTAN
Bulgaristan, 15-20 yıl öncesine kadar en tehlikeli düşmanımızdı. PKK’’nın yakın destekçisiydi.
Bu düşmanlık, ülkedeki Türklere yapılan zulümler yüzünden iki ülkeyi savaş noktasına getirdi. Binlerce Türk göç ederek topraklarımıza sığındı.
Şimdi Bulgaristan, en sevimli olmasa da, en sorunsuz komşumuz.
Bugün Bulgaristan, ’“bize sığınan Türkleri vatandaşlığına tekrar kabul etse..’” sanırım çoğu geri döner.
Çünkü, Bulgaristan özgürleşti, demokratikleşti, Avrupa Birliği üyesi..
Bulgaristan’’la barış kötümü oldu?
Bence hayır
3-SURİYE
PKK’’nın doğup yeşerdiği,kamplarının bulunduğu liderlerinin resmen barındığı Suriye’’ye gelince..
Sınıra asker yığıp, savaşacak kadar düşmandık.
Şimdi, resmen kardeş ülkemiz. Dünya’’daki en iyi komşumuz, Aramızda sadece tel örgüler kaldı. Oda kalksa Osmanlı’’da olduğu gibi tek devlet olacak kadar yakınız.
Suriye ile sağlanan bu kardeşlik kötümü oldu ?
Bence hayır..
Cumhuriyetimizin temellerini daha da sağlamlaştırdı. Ülkemizi daha da zenginleştirdi.
4-IRAK
Osmanlı İmparatorluğunun hayat bulup şekillendiği Irak’’a ilk ambargoyu uygulayan, Saddam’’ın saldırı hedefi olan ilk ülkeydik.
Kerkük’’ü işgal etme, ata yadigarı topraklarımızı geri alma fikrini askeri ve diplomatik alanda seslendirecek kadar öfkeli ve kavgalıydık.
Şimdi, arka bahçemiz.
Binlerce işçimiz, mimarımız, mühendisimiz bu kardeş ülkeyi yeniden inşa ediyor. Yüzlerce işadamımız orada yatırımlar yapıyor.
Kötümü oldu?
Ülke mi bölündü?
Bence, daha da yakınlaşıp, birlikte zengin olmanın keyfini, huzurunu yaşamalıyız.
Bitmedi..
5-KUZEY IRAK
Kuzey Irak’’ta yaşayan Kürtleri, Talabani’’yi Barzani’’yi adıyla anmak bile istemiyorduk. ’“Üç-beş Peşmerge bozuntusu, dağ eşkıyası’” diye aşağılardık.
Talabani, şimdi Irak’’ın cumhurbaşkanı, Barzani Kürdistan Özerk bölgesinin başbakanı..
Türkiye onları kırmızı halılarla karşılıyor.
Çünkü Kuzey Irak, bizim için İstanbul, kadar önemli, değerli, stratejik bir bölge.
İzmir- Kemeraltı ile Kerkük arasında bir fark kalmamış. Burada ürettiğimizi orada satıyoruz. K.Irak’’ta devasal sanayi, enerji, tarım, konut, ticaret yatırımları yapıyoruz.
Kötümü oluyor?
Vatan mı bölünüyor?
Türkiye, sadece gücüne güç katmadı. Ağabey ülke olmakla sınırlı değil bu ilişkiler, Dünya’’nın en büyük ekonomik gücü olmanın temelleri de bu ilişkilerle sağlanıyor.
6-ERMENİSTAN
Komşumuz Ermenistan’’a gelince.
Çok değil, 6-7 yıl öncesine kadar, bu ülkede bir insana hakaret etmek için, resmi ağızdan ’“Ermeni bozuntusu’” deniliyordu. (Özellikle 12 Eylül’’de sıkıyönetim bildirilerinde)
Nefret kaynağımız Ermenilerdi.
Şimdi, o yanlıştan dönüldü. Cumhurbaşkanlarımız birlikte maç izliyor. Sınır kapılarımız açıldı..açılacak.
Türkiye ile Ermenistan yakın gelecekte, Suriye kadar yakınlaşacak. Bu kan davası da tarihe gömecekler.
Çünkü Türkler, Araplar, Kürtler, Ermeniler Anadolu’’nun yerleşik, birleşik, halkları geçmişte yaşananları tarihe gömmek zorundalar.
Okullarda bize öğretilen’“Çevremiz, düşmanlarla çevrili, Türk’’ün Türk’’ten başka dostu yoktur’” tezi artık çürüdü..
Kandırıldık, silahlandırıldık, korkutulduk.
Eğitime, bilime harcayacağımız parayı, silah satıcılarına verdik.
Demokratikleşme yerine askerleştirildik.
Farkına vardığımızda ise çok geç kalmıştık.
70 yıl süreyle bizi yalnızlaştıran korku çemberini kırdık’… Kırıyoruz.
Korkularımızı yendikçe, özgürleşiyor, demokratikleşiyor, gelişiyoruz.
Sıra geldi asıl büyük korkumuzu yenmeye.asıl yaramızı sarmaya..
Türkiye’’de Kürt meselesine’…
Birbirimize güvenmeye,birbirimize sarılmaya..
Ankara’’da bunun adımları atılıyor.
Kanal 35’’te gazeteci dostlarım Münir Koçarslan ve Hasan Tahsin’’le bunu tartıştık.
Onları da, çoğu İzmirli gazeteci gibi ’“ülke bölünecek’” korkusu sarmış. Ankara’’daki gelişmelerden kaygılılar.
Tam tersini düşünüyorum:
Silahların sustuğu gün, ülke bölünmekten kurtulacak’…
Başkasını bilmem ama benim gecelerim uykusuz geçiyor.
Bu yazıyı da gecenin ortasında yazıyorum.
Türkiye’’de silahların sustuğu, günü hayal ediyorum.
O günden sonraki büyük Türkiye’’yi hayal ediyorum.