Kadınlar, gençler, emektarlar yok... Topçular, enişteler ve 'Zoraki İzmirliler' var

Abone Ol

Günlerdir merakla beklediğimiz milletvekili aday listeleri, sonunda kapalı kapılar ardından çıkıp kamuoyuna açıklandı.

Partileri, hayalleri, ülkeyi yönetme iddiaları ve tarzları ne kadar farklı olursa olsun İzmir'deki siyasi partilerin aday listelerindeki 3 ortak nokta 'Maalesef' çok dikkat çekici.

Ülke çıkarları konusunda ortak noktada bir türlü buluşamayan siyasiler, nasıl olduysa şu 3 noktada hemfikir oluvermiş:

1- Partiye emek veren, yıllarca yağmur çamur, dağ bayır demeden koşturan partinin emektarları kenara itilmiş, bu yerler ya ithal adaylara ya da İzmir ile zorla bağ kurdurulan isimlere bırakılmıştır.

2-Listelerde kadının adı da yeri de yine yok. Seçilebilecek sıradaki kadın adayların sayısı bir elin parmağını geçmediği gibi, biri dışında geri kalanlar ne yazık ki ya başka kentlerden ya da paraşütle getirilen kontenjan adaylarıdır.

3-Gençler, yine listelerin seçilemeyecek sıralarında, dolgu malzemesi olarak kullanılmıştır.

Peki kadının, gencin, parti emekçilerinin büyük ölçüde yok sayıldığı listelerde kimlere yer verilmiştir?

Şöyle bir göz gezdirelim....

AK Parti'den başlarsak, iktidar partisinin İzmir'deki listesi tam bir 'Taktik' listesi gibi görünüyor.

Başbakan Binali Yıldırım'ın liste başı olduğu ve adayların belirlenmesinde etkisinin büyük olduğu gözlemlenen listede, her bir aday, bir hedef, bir taktik doğrultusunda listede kendine yer bulabilmiş durumda.

HDP'nin İzmir'deki yüksek oy oranını bölmek adına Mardin milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı İzmir'e ithal edilmiş, böylece bir taşla 2 kuş vurulması hedeflenmiştir. Yani hem 'Kadın milletvekili' hem 'Doğu kökenli milletvekili' tek bir kimlikte buluşturulmuştur.

Aynı şekilde futbol popülaritesinden faydalanarak ama aynı zamanda göçmen kimliği de ön plana çıkartılarak 'Hem futbolcu, hem göçmen' seçeneğiyle Alpay Özalan, listenin hem de en üst sıralarında kendine yer bulmuştur.

Ceyda Bölünmez gibi, topçu Alpay'da da 'Bir taşla iki kuş' hesabı yapılmıştır.

'Hem o olsun, hem bu olsun' derken Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olma hesabı masaya konmuş mudur bilinmez ama, eş, dost, tanıdık da pek ihmal edilmemiş.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül'ün eniştesi, eski il başkanlarından birinin patronu, diğer eski il başkanının eski danışmanına seçilebilecek sıraların kapıları ardına kadar açılmış.

Ancak, bugüne kadarki tüm il başkanları milletvekili yapılırken, birkaç ay önce görevi bırakan ve son 4 yıldır partinin İzmir'deki il başkanlığını yürüten Bülent Delican'a adaylık vize çıkmamış.

Partide gençlik kollarında, kadın kollarında, ana teşkilat kademelerinde görev yapan onlarca parti emektarına da listede pek yer kalmamıştır

Emektarlar gibi bıyık bırakmayanlar da tabi ki listede yine kendilerine yer bulamayanlardan.

İzmir'de CHP ile makası biraz daralttığı 2011 seçimleri başta olmak üzere, bugüne kadarki pek çok seçimde teşkilata büyük ölçüde yer veren AK Parti'nin bu kez 'Teşkilat' yerine 'Popülarite'ye yönelmesi sandıklarda nasıl bir etki gösterecek hep birlikte göreceğiz.

CHP listesine gelince.....

Burada da ne yazık ki kadın, genç ve parti emektarları yine ihmal edilmiş görünüyor.

Daha çok bir 'Güç Dengesi'nin ya da başka bir bakış açısıyla 'Güç Savaşı'nın ön planda olduğu bir liste görünümünde CHP listesi.

Aziz Kocaoğlu ile il kongresinde karşı karşıya gelen Tuncay Özkan'ın listenin başına getirilmesi, seçim sonrası güç dengesi/savaşı için 'Kırmızı alarm' veriyor. İki ekibin kongredeki gerginliğinin seçim sonrası patlak vermemesi kaçınılmaz gibi.

CHP listesinde kırsal da ne yazık ki unutulmuş gibi. Bakırçay ve Menderes bölgelerindeki seçmenin beklentisi hayal kırıklığıyla sonuçlanmış, o bölgelerde partiye yıllarca emek veren siyasiler ya listeye bile alınmamış ya da seçilemeyecek sıralara 'Adet yerini bulsun' türünden konmuştur.

Bir süredir, Ankara veya İstanbul'dan aday olabileceği dillendirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun yine İzmir'i seçmesinde Başbakan Binali Yıldırım'ın İzmir'den bir kez daha aday olmasının etkisi var mıdır bilinmez ama 2 partinin ağır toplarının yine İzmir'den aday olmaları sonuçta bu kente verilen önemi göstermektedir.

Kadın cumhurbaşkanı adayı olması nedeniyle kadınlara daha çok yer vermesi beklenen İyi Parti de ise, ne yazık ki sadece 2 kadın listeye girebilmiş durumda.

Tek teselli, Aşık Veysel'in torunu Çiğdem Özer ve suikasta kurban giden Prof. Dr. Necip Hablemitoğlu'nun eşi Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu gibi tanınmış iki kadın adayla listenin güçlendirilmesidir.

Listelerin eksikleri, unutulanları, seçmenin beklentilerine yanıt vermeyen tarafları böyle.

Bunun yanında elbette ki listelerde deneyimli isimler, ülkeye katkı verecek siyasiler, İzmir seçmeninin beklentisine yanıt verecek olan adaylar da mevcut.

Ancak gazeteciliğin temeli 'Tersten bakmak' olduğu için listelere artılarıyla değil, daha çok eksileriyle baktık.

Son sözü 24 Haziran Pazar günü seçmen söyleyecek.

Ülkemize hayırlı olmasını, kente katkı verecek olanların görev almalarını diliyorum.