İzmir’de bir şeyler ‘fena halde’ değişiyor, dönüşüyor!

Abone Ol

İzmir’de iş dünyası ise uzun yıllardır değişim-dönüşüm içerisinde…

Muhabirliğe ilk başladığım yıllarda oda seçimleri gibi konularda AK Partili olan ya da AK Partili bir siyasetçi ile fotoğraf veren kim varsa seçim kaybediyordu.

Artık fotoğraf vermeyen seçim kaybediyor.

12 yılda çok şey değişti tabi… Başta rejimin rotariği…

Yakın zamanda İzmir Esnaf ve Sanaatkarlar Odası seçimlerinde Yalçın Ata güven tazeledi. Ata seçimi nasıl kazandı? Belli bir süre aday olmayacağı yönünde değerlendirmelerin yapıldığı Yalçın Ata, CHP’li Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki’nin Ayakkabıcılar Odası üzerinden seçime müdahalesini kendisini AK Parti’ye siyaseten dayandırmanın kaldıracı yaptı. Verdiği suni kavga ile AK Parti’yi kendi tarafına çekmeyi başardı. Yalçın Ata’nın önceki seçimde ve bu seçimde AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya’dan aldığı gücü de unutmamak gerekiyor.

İZTO Başkanı Mahmut Özgener geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bizzat görüştüğünü ve kent ile alakalı konuları kendisine aktardı. Hem Özgener hem EBSO Başkanı Ender Yorgancılar’ın iktidar ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüştüğünü de eklemek gerekiyor.

AK Parti’nin iş dünyası üzerinden İzmir surlarında ciddi bir gedik açtığını ve CHP’ye alan bırakmadığını söylemek mümkün.

CHP, kentin kılcal damarları olan esnafların çatı örgütü olan oda seçimlerinde aday dahi çıkarmadı. İş dünyası içerisinde CHP ağırlığının hızla azaldığını da söyleyebiliriz. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i son dönemde ziyaret eden İzmir iş dünyasından bir isim görmediğimizi de belirteyim. Belki Alaattin Yüksel, İZSİAD’ın başına geçerse CHP iş dünyasında yeniden bir ağırlık merkezi oluşturabilir.

*

KAPALI KAPILARIN ARDINDA NE VARSA KONUŞULSUN!

AK Parti, bir gedik de İzmir Büyükşehir Belediyesi üzerinden açmaya çalışıyor. Son dönemde AK Partili bazı milletvekilleri ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay arasında yaşanan “vakıflar” tartışmasında “kapalı kapılar” ardında yapılan konuşmalara yapılan vurgu bir hayli önemli.

Geçmiş dönemlerden beri İzmir Büyükşehir Belediyesi kurumsalının bu kentte “kırmızı çizgileri” bulunuyordu. Özellikle Tunç Soyer döneminde başta Buca Cezaevi arsası ve Basmane Çukuru gibi konularda uzlaşmaz bir tavır koyan, direnç gösteren büyükşehir kurumsalı şu sıralar iktidar ile “uyumlu” adımlar atıyor.

Başkan Cemil Tugay açıklamalarının satır aralarında dikkat çekecek bazı kelimeler de kullanmıyor değil.

Bir açıklamasından örnek vereyim;

“Aylarca, yıllarca verilmeyen onaylar nedeniyle projelere başlamamız geciktiriliyor. Ne yazık ki iktidarın bazı unsurlarınca İzmir üvey evlat bile değil, adeta ‘hasım’ olarak görülüyor. İktidarın hizmet etmeyerek İzmirliyi cezalandırma stratejisinin sonuçları ortada. İzmir’de mum gibi eriyorlar”

Başkan Tugay, siyaset dili olarak, AK Parti kurumsalını hedef almamayı tercih ediyor ve “iktidarın bazı unsurları” kavramını kullanıyor. Tugay’ın siyaset dili daha öncesinde de dile getirdiğim AK Parti-Büyükşehir hattındaki “kontrollü siyaset”in ruhuna da oldukça da uyumlu…

Çöp yada vakıflara devir gibi konularda ses yükselten Tugay’a AK Partili siyasiler “kapalı kapılar adında öyle konuşmuyorsun” diyerek el yükseltmesi de dikkat çekici...

Peki “kapalı kapılar ardında” ne oluyor?

Cemil Tugay kapalı kapılar ardında AK Partili siyasetçilere neler söylüyor?

AK Parti’nin “kapalı kapıların ardında” konuşulanlar üzerinden Cemil Tugay’a neyin baskısını kuruyor?

“Kapalı kapıların ardı” gündem olunca Cemil Tugay neden suskun kalıyor?

At pazarlığı mı var, ne var?

Artık birilerinin ağzındaki baklayı çıkarması gerekiyor.

Dönersek; Surda gedikler bazen seçimle, bazen kavgayla, bazen de diplomasiyle açılır.

Büyükşehir nezdinde kırmızı çizgili olan konuların –Buca Cezaevi, Basmane Çukuru vs- iktidar lehine olacak biçimde dönüşümü iktidar açısından kazanımdır, surda açılmış gediklerdir diyebiliriz.

*

AK PARTİ DİL OLARAK 2029 YEREL SEÇİMLERİ’Nİ HEDEFLİYOR

AK Parti, İzmir’de seçim zaferi kazanmak için stratejisini kent sorunları üzerine kurmuş görünüyor.

Bu siyaset hattı 2028 Genel Seçimleri’ni değil de 2029 Yerel Seçimleri’ni hedefliyor gibi…

AK Parti iktidarı enflasyonun düşmesi, emeklilerin ve asgari ücretlilerin maaşlarının yaşanabilir bir seviyeye çıkarılması, yangın yerine dönen marketlerin ve pazaryerlerindeki fiyatların dengeye oturması, döviz kurlarındaki yükselişin durdurulması gibi konularda mesafe kat edemiyor. 2026 yılı için umut görünmüyor.

2027 yılına ilişkin umut vaat edilse de serbest piyasa ekonomisi ve Türkiye’nin “ultra-liberal bir ülke olması” nedeniyle yaşanan ekonomik sarmaldan çıkış zor görüyor. Dar gelirlilere bir sihirli değnek değmeyeceği kesin…

Bu haliyle AK Parti’nin 2028 karnesi diğer seçimlerdeki karnenin bir benzeri hatta daha da kötüsü olacak gibi görünüyor.

AK Parti için işler ekonomi sebebiyle aslında yolunda gitmezken İzmir’de bir şeylerin ‘fena halde’ değişip dönüşmesi AK Parti açısından bir siyasi başarı…

İzmir’de AK Parti’nin siyaseten tek sarıldığı nokta yerel sorunlar… 2029’da AK Partili bir ismi belediye başkanı yapmak için var gücüyle surdaki gediği büyütmeye çalışıyorlar.

Sokak ile çöplük arasındaki mesafenin kısaldığı, başta trafik olmak üzere altyapı sorunları sebebiyle vatandaşların hoşnutsuzluğunun arttığı, her yılın bir önceki yılı arattığı İzmir’de AK Parti’nin ‘2029 hedefli siyaset hattı’ ile kaleyi fethedip edemeyeceği de surlarda açacağı gediklerin büyüklüğüne bağlı olacaktır diye düşünüyorum.

*

Olanı biteni anlamak, yorumlamak ve anlatmak istedim.