Politika

İzmir’de alternatif 1 Mayıs: “Cici maskeli” işçi düşmanları!

İzmir’de Bostanlı Demokrasi Meydanı’nda Türkiye Komünist Partisi’nin çağrısıyla düzenlenen alternatif 1 Mayıs mitinginde emek örgütleri ve katılımcılar bir araya geldi. Etkinlikte yapılan konuşmalarda çalışma yaşamı, sendikal haklar ve ekonomik koşullar ele alınırken, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik değerlendirmeler ve eleştiriler de dile getirildi.

Abone Ol

Türkiye Komünist Partisi’nin çağrısını yaptığı, birçok kurum ve topluluğun da sahiplendiği dört merkezdeki 1 Mayıs mitinglerinde işçi sınıfının kürsüsü kuruldu. İzmir’de kürsünün adresi Bostanlı Demokrasi Meydanı oldu. Ece ve Sinan’ın seslendirdiği “1 Mayıs” ve “Bizimkilerin Şarkısı”yla başlayan miting, İşçilerin 1 Mayıs Manifestosu’nun okunmasıyla devam etti.

İşçilerin kürsüsünden ilk seslenen ise, Metal İşçileri Dayanışma Ağı’ndan Ozan Çayhan oldu.

Birleşik Metal-İş Sendikası işyeri temsilcisi olan Çayhan, 1 Mayıs’ın sadece bir kutlama değil, sömürüye karşı mücadeleyi büyütme günü olduğunu vurguladı.

Konuşmasında sermaye sınıfının “Hepimiz aynı gemideyiz” söylemini eleştiren Çayhan, işçilerin gemisi su alırken patronların korunaklı limanlardan süreci izlediğini belirtti.

Çayhan, “Bu gemiyi patronlar değil, biz işçiler yüzdürüyoruz. İşçiler birlik olduğunda aşamayacağı dalga, demirleyemeyeceği cennet kıyı yoktur” diyerek sınıfın gücüne dikkat çekti.

“Cici maskeli” işçi düşmanları
Siyaset arenasındaki “iyi patron-kötü patron” ayrımını reddeden Çayhan, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ndeki grev kırıcılığı ile Aydın’da Jantsa fabrikasındaki tutumun aynı zeminde birleştiğini ifade etti.

Belediye başkanlarının işçiyi hedef gösteren tavırlarını eleştiren Çayhan, “İşçilerin cici maskesi takmış düşmanlarına yuh olsun” sözleriyle tepkisini dile getirdi.

“Kırıntıları değil, ülkeyi istiyoruz”
İşçi sınıfının sadece karın doyuracak kırıntılarla yetinmeyeceğini vurgulayan Ozan Çayhan,“Biz sadece karnımızı doyuracak kırıntıları değil, yarattığımız bu koca zenginliğin tamamını istiyoruz! Biz ülkeyi istiyoruz!” ifadeleri kullandı.

Çayhan MESEM’lerdeki çocuk ölümlerine, iş cinayetlerine ve her yıl başında televizyonlarda tartışılan açlık ücretlerine son vermenin tek yolunun siyasi iktidarı almak olduğunu belirtti.



“Çözüm, her fabrikada örgütlü mücadele”
Emperyalist savaşlarla ve tüketim kültürüyle çürüyen bu düzende tek seçeneğin örgütlenmek olduğunu belirten Çayhan, mahallelerde, okullarda ve fabrikalarda sosyalizm mücadelesinin büyütülmesi gerektiğini söyledi.

İzmir'de “İşçi Temsilcileri Meclisi”ni büyütme çağrısı yapan Çayhan, “Ya bu düzen üzerimize yıkılacak ya da biz bu düzeni yıkacağız. Fabrikalar, tarlalar, siyasi iktidar, her şey emeğin olacak” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Emekli Dayanışma Ağı: “Patronlar bizi yük görüyor”
Çayhan’ın ardından Emekli Dayanışma Ağı adına yaklaşık 30 yıllık sağlık emekçisi Gülay Erken konuştu.

Kürsüden “Patronlar emeklileri yük olarak görüyor” diyerek sermaye düzenine tepki gösteren Erken, emekliliğin toplumun büyük kesimi için bir hayal hâline geldiğini belirtti.

Kendisinin de bir hemşire olarak yıllarca emeğiyle yaşadığını ancak gelinen noktada milyonlarca emekli gibi çalışmadan geçinemediğini ifade eden Erken, “Biz emekliler işçi sınıfının parçasıyız. İçine itildiğimiz yoksulluğu ve hiçe sayılmayı yenmenin tek yolu da işçi sınıfı mücadelesinden geçiyor” vurgusunu yaptı

“Çözüm, sosyalist bir gelecek”
Emeklilerin kaderlerine razı gelmeyeceğini ve umudu üretmeye devam edeceklerini söyleyen Erken, insanca bir yaşamın ancak sosyalizmde kurulabileceğine dikkat çekti.

Konuşmasında ambargo altındaki Küba örneğine değinen Erken, sosyalist bir düzende emeklilerin ihtiyaçlarının nasıl karşılandığını ve yaşam kalitelerinin nasıl yükseltildiğini anlattı.

“Yalnızlığı yenip kazanacağız”
Bize layık görülen karanlığa karşı örgütlü mücadelenin önemine değinen Gülay Erken, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Onurlu ve insanca bir yaşamı, onurlu ve insanca bir çalışmayı, onurlu ve insanca bir emekliliği kazanacağız. Bir araya gelip kazanacağız, yalnızlığı yenip kazanacağız, ayağa kalkıp kazanacağız.”

Digel Tekstil işçisi Oktay: “Birlik olursak yenilmeyiz”
İzmir’de düzenlenen 1 Mayıs mitinginde, Tekstil İşçileri Dayanışma Ağı’ndan Digel işçisi Oktay Yıldız, kürsüden sömürüye ve baskılara karşı sürdürdükleri destansı direnişin sesini haykırdı. Yıldız, fabrikada ve kapı önünde süren mücadelenin sadece kendi hakları için değil, tüm işçi sınıfı için olduğunu vurguladı.

Digel Tekstil işçilerinin 17 Ocak 2025 tarihinde başlattığı mücadelenin nedenlerine değinen Yıldız, sefalet ücretlerine, baskılara, mobbinge ve özellikle kadın işçilere yönelik tacizlere karşı birleştiklerini ifade etti.

Haklarını aramak için aynı gün sendikalı olduklarını ve çoğunluğu sağladıklarını belirten Yıldız, patronun bu hamleye 15 işçiyi hukuksuz ve tazminatsız şekilde işten atarak yanıt verdiğini hatırlattı.

Patronun, “Birkaç güne dağılırlar” hesabının boşa çıktığını söyleyen Yıldız, 471 gündür Ege Serbest Bölge önünde TEKSİF Sendikası öncülüğünde direnişi sürdürdüklerini belirtti.

Süreci uzatmak için davanın İzmir yerine Ankara’ya taşınması gibi her türlü yola başvurulduğunu ifade eden Yıldız, bu zorlu sürecin kendilerine en büyük gücün örgütlü olmak olduğunu öğrettiğini dile getirdi.

“Asla vazgeçmeyeceğiz”
Kürsüden tüm işçilere seslenen Oktay Yıldız, baskılara boyun eğmeyeceklerini ve asla geri adım atmayacaklarını şu sözlerle ilan etti:

“Biz susmayacağız! Biz boyun eğmeyeceğiz! Biz asla vazgeçmeyeceğiz! Çünkü biliyoruz ki: Biz kazanırsak, tüm işçi sınıfı kazanacak!”

Belediye İşçileri Dayanışma Ağı: “Sadece kırıntıları değil, tüm ülkeyi istiyoruz!”
1 Mayıs kürsüsünde Belediye İşçileri Dayanışma Ağı adına söz alan Ozan Evcimen, işçileri nefessiz bırakan ve yaşamlarından çalan düzene karşı, “Artık yeter” dedi

Konuşmasında kürsünün gerçek sahibinin işçiler olduğunu vurgulayan Evcimen, belediye başkanlarının ve sermayedarların değil, binaları yapan ve şehrin çöpünü toplayan “kentlerin yüreği” olan emekçilerin sesini duyurdu.

“Sosyal demokrat belediyelerin patron yüzü"
Türkiye işçi sınıfının holdinglerin çıkarı için bilinçli bir yoksullaştırma politikasına maruz kaldığını belirten Evcimen, belediye işçilerinin iki ateş arasında kaldığını ifade etti.

Mevcut iktidarın baskılarını bir “zırh” olarak kullanan sosyal demokrat belediye yönetimlerini eleştiren Evcimen, halkın kaynaklarının taşeron patronlarına peşkeş çekildiğini ve işçilerin açlık sınırına mahkûm edildiğini vurguladı.”

“İzmir grevi maskeleri düşürdü”
Geçtiğimiz yıl İzmir’de yaşanan grev sürecine değinen Evcimen, 1hak ve adalet” söylemlerini vitrin yapan belediye yöneticilerinin, işçiler ayağa kalktığında nasıl “patron yüzlerini” gösterdiklerine şahit olduklarını hatırlattı.

Belediye yönetimlerinin kendi beceriksizliklerinin faturasını işçiye kestiğini belirten Evcimen, işçilerin halka hedef gösterildiğini ve fiziki saldırılara maruz kaldığını dile getirdi.

“Sermaye düzenini değiştirmeye ahdettik”
Belediye başkanlarının “müteahhit sevdalısı birer patron” olduğunun unutulmayacağını söyleyen Evcimen, işçi sınıfının talebinin net olduğunu belirtti.

1 Mayıs meydanındaki kalabalığın öylesine bir araya gelmediğini vurgulayan Evcimen, konuşmasını şu çarpıcı sözlerle tamamladı:

“Burada toplanan insanlar bu sermaye düzenini değiştirmeye ahdetmiş, sermayenin ve zenginlerin kırıntılarını değil, bütün bir ülkeyi isteyen işçi sınıfının temsilcileridir.”

Evcimen, mücadelenin sadece sandık başında değil, yaşamın her alanında ve örgütlü bir şekilde sürdürülmesi gerektiğini belirterek belediye emekçilerini bu omuz omuza kavgaya davet etti.

Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi: “Emeğin Cumhuriyeti için ayağa!”
Evcimen’in ardından Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi (THTM) adına Doğan Öcal, emekçilere ve Cumhuriyetçilere seslendi. Öcal, her geçen gün derinleşen yoksulluk ve gerici saldırılar altında karşılanan 1 Mayıs’ın, “Emeğin Cumhuriyeti” mücadelesiyle bütünleşmesi gerektiğini vurguladı.

“Gerici kuşatma derinleşiyor”
Mevcut siyasi iktidarın Cumhuriyet’in en temel değerlerini ve kurumlarını hedef aldığını belirten Öcal, laikliğin tasfiye edilerek dini siyasetin bir aracı hâline getirildiğini ifade etti.

Toplumsal alandaki eşitsizliğin derinleştiğine dikkat çeken Öcal, halk egemenliğinin ortadan kaldırılarak toplumun seçme ve seçilme hakkının gasp edildiği bir rejimle karşı karşıya olunduğunu kaydetti.”

“Sermayenin kârı, halkın kâbusu oldu”
Ülkenin tüm kaynaklarının büyük sermaye, holdingleşen tarikatlar ve emperyalist çevreler tarafından vahşice sömürüldüğünü dile getiren Öcal, “Türkiye’nin acıları ve geleceksizliği; kapitalist tekellerin, bankaların ve şirketlerin kâr rekorlarıyla bütünleşiyor” dedi.

Emperyalistlerin Ortadoğu'daki yıkımlarının Türkiye’yi de karanlık bir girdaba çekme riski taşıdığını belirten Öcal, “Yurtta ve dünyada barış” ilkesinin terkedilmesinin ülkeyi çözülme riskine yaklaştırdığına işaret etti.

“Çözüm, Cumhuriyetçi Cephe ve Kurtuluş Programı”
Emekçiden kadına, gençten emekliye kadar halkın her kesiminin bu sömürü düzenine karşı direndiğini ifade eden Öcal, karşı devrimci saldırıları önleyecek bir “Kurtuluş Programı” ve “Cumhuriyetçi Cephe” kurmanın acil görev olduğunu vurguladı.

1 Mayıs’ın sadece bir anma değil, bağımsızlık ve adalet için bir ayağa kalkış zamanı olduğunu söyleyen Öcal, mesajını şu sözlerle tamamladı:

“1 Mayıs 2026'da emeğin hak arayışı ve Cumhuriyetimizi ayağa kaldırma mücadelesi alanlarda bütünleşecektir. Yaşadığımız kâbusu yırtıp atacağız ve emekçilerin cumhuriyetini ayağa kaldıracak devrimci sıçramayı mutlaka gerçekleştireceğiz.”

TKP MK Üyesi Berkay Kemal Önoğlu: “Emekçiler, ‘Patron partileri orada, işçi sınıfı burada’ demeli artık”
Öcal’ın ardından Türkiye Komünist Partisi Merkez Komite Üyesi Berkay Kemal Önoğlu söz aldı. “Dünyayı sırtında taşıyanlara, fabrikalarda çarkları döndürenlere, hastaneleri ayakta tutanlara, meydanlarda hasretimizi haykıranlara selam olsun” diyen TKP Merkez Komite Üyesi Berkay Kemal Önoğlu, bugün kürsüleri “işçiye devretme” günü olmadığının altını çizdi. Şöyle konuştu:

“Bugün manşetlerin günü olmak zorunda, bu anlama kavuşturulmak zorunda. Bugün açtığımız yol bunun içindir TKP, açtığı bu yolda, arkasında milyonlarca işçinin iradesi olduğunu biliyor.”

“Emekçiler, '’Patron partileri orada, işçi sınıfı burada’ demeli artık” diyen Önoğlu, iş sınıfı direnişlerini hatırlattı, sınıf mücadelesinin “renklerden bir renk” olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Tarikatların, bakanlıkların, holding yönettiğini kaydeden Önoğlu, “Yurttaşlık yok artık. Kul, köle istiyorlar onlar. Böyle bir ülkede hak mücadelesi aranmasın istiyorlar. Ama işçi sınıfı kalkar ayağa mücadele eder, hak alınır. Bu düzenin karşısına dikilmeliyiz” dedi.

İktidarın kolay yoldan para kazanmayı özendirdiğini, umut pazarladığını, söyleyen Önoğlu, toplumu toplum yapan özelliklere yapılan saldırılara da dikkat çekti. Kolektif mücadele, eşitsizliklere karşı çıkma gibi özelliklerimizi hatırlatan Önoğlu, “Türkiye çocuklarını koruyamaz hâle geldi. Çocuklarına insanca bir gelecek yaratamayacak hale getirildi. Her 5 çocuktan biri okula aç gidiyor, bunu nasıl aşacağız. Toplum olma özelliklerimize saldırıyorlar. İşte kapitalizm bu. O zaman sermayeyi karşımıza almak zorundayız” dedi.

Önoğlu sözlerini şöyle sonlandırdı: “İşçi sınıfının Cumhuriyetini kuracağımız günlerin habercisi olsun bu meydanlar. Patron sınıfı, emperyalistler, tarikatlar cumhuriyeti yıktı ama biz yenisini, yıkılmayacak olanı, emekçilere emanet ederek onların sırtında kurabiliriz. Emeğin hakkı ancak işçi sınıfı ayağa kalkarsa kurulabilir!”

TKP İzmir İl Başkanı Tuğçe Sezen Gedik: “Memleketimizi patron edasıyla yönetiyorlar”
Müzisyenler Ece&Sinan'ın ve ardından Ercan&Gökhan Çağıran’ın şarkılarıyla sona eren mitingin ardından İzmirliler “Sosyalizm ve Cumhuriyet için 1 Mayıs” pankartı arkasında yürüyüşe geçti. Nergiz İZBAN durağında konuşan TKP İzmir İl Başkanı Tuğçe Sezen Gedik, “Memleketimizi patron edasıyla yönetmeye çalışıyorlar. Ne zaman ki işçi sınıfı güçlenir, ne zaman ki işçi sınıfı siyaset sahnesine çıkar, o zaman biz emeklerimizin karşılığını alırız, o zaman 1 Mayıslar bayram gibi kutlanmayı hak eder” ifadelerini kullandı.

“365 günün 365 günü tarikatlara, holdinglere, NATO’ya karşı mücadele ediyoruz, memleket mücadelesi veriyoruz. Bugün buradan aldığımız güçle eli kanlı NATO örgütünü karşılayacağız. Onları memleketimize geldiklerine pişman edeceğiz” diyen Gedik, mitinge katılan İzmirlileri mücadeleye davet etti.

Gedik’in konuşmasının ardından 1 Mayıs programı alkışlar ve ıslıklarla sona erdi.