İzmir Yunan Belediyesi mi?

Abone Ol

Çok talihsiz bir ifade olmuş. Belediye mallarının bir kısmının Vakıflar Genel Müdürlüğüne devrine tepki gösteren, Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay bu ifadeyi kullanmış. “Yunan Belediyesi değiliz”.

Saray iktidarı, CHP’li belediyelere düşman hukuku uyguluyor, bu doğru ama bunu tarif etmek için, Yunan’a ne gerek var ki. Yüz üç yıl önce bu partiyi kuran liderin çok gerisinde bir CHP tarzı var günümüzde. Bu kendini çeşitli alanlarda gösteriyor maalesef.

Barış konusundaki sözleri hep tekrarlanır Atatürk’ün, Yunan Bayrağına basmaması, Venezilos ile konuşmaları. Ama hamasetten öteye geçmez bu sözler.

Tugay tepki göstermekte tamamen haklı oysaki ama bu söz ile ifade etmesi çok sorunlu. Gasilhane binası, Meslek Fabrikası ve Egemenlik binası gibi tarihi yapılar, belediyeye ait binalar, bunların Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilmesinin hukuki ve ahlaki ve temeli yok.

Çok ilginçtir ve kayda geçmesi gerekir, Başkan Tugay’ın belediye mallarını koruyacağız, bunlara çökülmesine karşıyız çıkışına ilk destek, Kültürpark Platformundan geldi. Bu direnişte “Başkan Tugay’ın yanındayız” şeklinde.

İlginçlik şurada, Kültürpark Platformu uzun yıllardır, Basmane Çukuru olarak anılan alanı korumak ve Kültürpark ile ilişkili bir kamusal alan olarak kalması için mücadelesi veriyor. Kime karşı CHP’li belediye başkanlarına karşı maalesef. Son olarak da Cemil Tugay’ın gündeme getirdiği Protokol ile TMSF aracılığıyla, bu alanı sermayeye devretme niyetine karşı mücadele veriyorlar.

Basmane Çukurunu savunanlar tabi ki, Meslek Fabrikası ve Gasilhaneyi de savunacaklar ancak bunları savunan Başkan, Basmane çukurunu neden elden çıkarmak ister, bunu anlamak zor. Üstelik 2022 yılında açılan dava ile, bu alanın tamamının tapusunun belediyeye devredilme ihtimali, şu sıra güçlenmişken.

İzmir, son günlerde Basmane Çukuru ve Eski Buca cezaevi Alanını konuşuyor. Aslında belediyelerin, kent konseylerinin, sivil toplumun yeterince dirençli olmadığını üzülerek görüyoruz. Bu iki alan için AKP söz sahiplerinin bakışı, bildiğimiz neo liberal yaklaşım.

Şehrin merkezinde bina olmayan bu kadar geniş alanları, boş alan olarak görüyorlar. Oysa parklar, deprem toplanma merkezleri boş alanlar değildir. Kamusal işlev para getirmediği için binasız, AVM’siz yerlere tahammül edemiyorlar. Bu konuda Yunanlı değil ama CHP’li belediye yönetimleri ile de çoğu zaman uyum içinde olmaları da üzücü.

Konuyla ilgili başka üzücü bir örnek vereyim. Yeni Belediye Kanunu sonrasında köy ve belde malları dağıtımı söz konusu olduğunda, belediye ve muhtarlıklara ait malların dağıtımında da büyük bir özensizlik yaşanmıştı.

Alaçatı eski Belediye Binası, tam şehrin meydanında yer alır. Bu tarihi bina Rum yapısıdır. Cumhuriyet döneminde Halkevi ve CHP Belde binası olarak da kullanılmış, sonra Alaçatı belediye binasına dönüşmüştü.

Şehrin dışına yeni belediye binası yapılınca, bu bina Belediye tarafından işletmecilere kiraya verilmişti. Ne kadar yanlış bir iş değil mi? Sadece bu değil, şehrin meydanı bile kiraya verilip, Kafeteryaya dönüşmüştü.

Yeni Belediye kanunu ile belde belediyesi mülkleri dağıtılırken ise bu bina kime kaldı biliyor musunuz? Çeşme Müftülüğüne.

Olacak iş mi? Son olarak Belediye Binası işlevini yüklenmiş olan bir bina nasıl Müftülüğe devredilir? Devredilse bile, hiç belediye buna razı olur mu? Bunun için hukuki ve siyasi mücadele verilmez mi? Maalesef verilmedi.

Daha önce Halkevi, Tek Parti Dönemi CHP binası ve ardından da uzun süre Alaçatı Belediye Binası olan mekan, şimdi Müftülüğe bağlı Gençlik Merkezi. Belediye ve CHP’li yöneticiler, yazık ki bu konuda gerekli direnişi göstermediler. Konserlerde, törenlerde bayraklar sallanıp, yumrukların sıkıldığına bakmayın, bu tribün siyasetidir. Kamu yararı ve kentin kimliğini korumak için gerekli siyasi tavır ortalıkta gözükmemektedir.

Umarım Basmane Çukuru, Buca Cezaevi alanı, Vakıflara devredilen tarihsel olarak belediye mülkü olan mekanlar tekrar aynı işlevini sürdürecek koşullara sahip olur. Cemil Tugay, Yunanlı değiliz demek yerine, CHP örgütü, milletvekilleri ve yetmez, Basmane Çukuru ile Buca Cezaevi alanını savunan sivil toplum ile birlikte bir mücadeleye girişir.