İzmir ve uyuz eşekler!

Abone Ol
CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hükümetin yakın markaja aldığı İzmir için dillendirilen projeleri 'rüşvet' olarak nitelendirirken Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ise bu durumu 'gecikmiş hizmet' olarak düzeltti. Şimdi rüşvet mi yoksa gecikmiş hizmet mi tartışmasına girmeyeceğim. Gözaltılar, operasyonlar, falanlar, filanlar derken CHP'li çoğu belediye başkanının kimyası bozuldu. Elleri ayakları sapırdadı ve ister istemez ürkek davranmaya başladılar. Hatta bazı CHP'li başkanlar kantarın topuzunu kaçırıp Ak Parti'li bakanlara methiyeler bile düzdü. Bu yüzden ilk başta küçük bir olaymış gibi görünen ve aslında sıkıntının ne denli büyük olduğunu bizlere gösteren Kocaoğlu'nun açıklamasına şaşırmadım. Zira genel başkanın görüşüne tezat bir beyanda bulunarak hükümeti şirinleştirip bir kamu görevlisi olan il özel idare sekreterine 'Benim adım İrfan değil' çıkışıyla şov yapmak; çok basit ve ucuz bir kahramanlık gösterisi olsa gerek!
Başbakan'ı ne kadar sevmesem de yaşananlar dolayısıyla O'na çok da kızamıyorum. Güce ve güçlüye kul köle olmayı kendine ilke edinmiş ve attığı zaman mangalda kül bırakmayan sözde sosyal demokratlar; yok efendim 'büyük bilmem ne' aman efendim 'goca bilmem ne' gibi birbirinden güzide sıfatlarla anılacaklarına az biraz icraat göstersinler. Büyüklük lafla değil eylemle olur! Yağmurlu havada suyu akmayan çeşmelerin, toplanmayan çöplerin ve durmadan yenilenen kaldırımların önüne geçmek bu kadar mı zor? Eli eteği bırakın da devrim yapın devrim! Sosyal devrim yapın, hizmet devrimi yapın. Göstermelik fotoğraf çerçevelerini, billboardları bir kenara bırakın; gönül çerçevelerine girin ve yüreklere kazının. Ama nerde? Varsa yoksa koltuk derdi!
Kim ne söylerse söylesin İzmir'de CHP'nin siyasi patronu il başkanı olan Tacettin Bayır değil belediye başkanı olan Aziz Kocaoğlu'dur. Oysa belediye başkanı adı üstünde belediyenin başkanıdır. Peki belediye başkanı örgütün de başkanı olacaksa o zaman örgüt başkanı niye vardır? Belediye başkanının öncelikli görevi şehre ve şehirliye hizmet etmektir. Bu da herhalde o kadar zor olmamalıdır. Hangi partiden olursa olsun belediye başkanlarının duymaya alışık olduğumuz klasik bir sözü vardır: 'İşte efendim şu saatten sonra rozetimi çıkardım. Halkımın hizmetindeyim' gibi… Ama inanın o rozet o yakadan hiç çıkmaz. Bilirler ki; siyasetleri biterse kendileri de biter. Siyaseti bırakmaz, bırakamazlar. Aksine daha da içinde olurlar. Kimi kurar bu dengeyi ama kimi de eline yüzüne bulaştırır.
Her ne kadar siyasetten uzak durduğunu beyan eden açıklamaları da olsa görünen veya görünmeyen ama hissedilen eylemleri ile siyasete yön verme çabası içinde olduğu açıkça gözlenen Aziz Kocaoğlu bana göre siyaseti eline yüzüne bulaştırmıştır. Sayın başkanın siyasete dair söylemleri ile siyasete dair eylemleri birbiriyle örtüşmemektedir. Ve bu yüzden inanılmaz ve büyük bir prestij kaybı yaşadığı gibi ne yazık ki yaşamaya da devam etmektedir. Farz-ı misal; il kongresi için başlatılan imza kampanyasında tarafsız olduğunu beyan eden başkan Kocaoğlu'na yakın bir tek delegenin bile imza vermemiş olması onun aslında bal gibi de taraf olduğunu göstermektedir.
Peki, bu sırada İzmir ne haldedir? Kimilerine göre İzmir; 'Nur topu gibidir ama eli yüzü pas içindedir'. Kimilerine göre ise; 'İzmir baldır, börektir'.
Yan yatan, denize batan gemiyle metroyu sormuyorum. Harbi harbi gerçek diploması olan adamlar iş bulmakta zorlanırken hatta iş bulamazken çok sayıda insanın sahte diplomalar tanzim edilerek şartlara uygun olmadıkları halde ESHOT' a şoför olarak işe alınmaları karşısında direk olmasa bile dolaylı yollardan ihmal yada kusuru bulunan kişilerin şimdiye kadar ortaya çıkması lazım değil miydi? Peki ya gasp ve cinayet suçuna adı karışan bir İZSU güvenlik görevlisinin üzerine atılı bu suçu görev saatinde işlediği yönündeki iddia böyle havada mı kalmalıydı?
Yurt dışından Angus getiriyor diye Ak Parti'ye kızıyoruz da Hollanda'dan at getiren Aziz Başkan'a ne demeli? Üstelik o görkemli, ihtişamlı atlar da bakımsızlıktan uyuz eşeğe dönmüş iyi mi? Bakın Aziz başkan atları görünce ne demiş: 'Bu hayvanların her gün bakıma ihtiyacı var. Tımar edilmemiş. Bunları her gün tımar edeceksiniz. Havyanlar ne hale gelmiş. Bakmazsanız uyuz eşeğe döner. Böyle olmaz. Daha dikkatli olun. Bir dahaki gelişimde bunları istemiyorum'.
Peki sayın başkan ya İzmir? İzmir'in neye ihtiyacı var? Ve yapmazsan neye döner?

Not:
Bugün arife yarın bayram… Arife, arife gibi değil ama inşallah bayram, bayram gibi olur. Büyüklerimin ellerinden küçüklerimin gözlerinden… Kurban bayramınız kutlu olsun.