İzmir mi?İstanbul mu?

Abone Ol
Bir yazımda bahsetmiştim, ’‘İstanbul’’da paran kadar, İzmir’’de dostun kadar’’ diye.. Çok beğenildi o sözüm, e-postalar aldım üst üste...’¶ Bu sabah da İstanbul’’da yaşayan İzmirli bir dostumun güzel mesajı ile başladım güne, bakın aynen şöyle:
Kavgayı ağacın yaprağına yaz,
Sonbahar gelsin, yapaklar kurusun diye’…
Öfkeyi bir bulutun üstüne yaz,
Yağmur yağsın bulut yok olsun diye’…
Nefreti karların üstüne yaz,
Güneş açsın karlar erisin diye’…
Dostlukla sevgiyi, yeni doğmuş bebeklerin yüreğine yaz,
Onlar büyüsün dünyayı sarsın diye’…
Kocaman sevgiler canım dostuma’…. S.K.
***
İzmirdeki birçok dostum, genellikle yeni bir kariyer, yeni bir hayat uğruna İstanbul’’a göç ettiler. Birkaçı geri döndü, hemde apar topar, diğerleri kaldı yedi tepeli şehirde. Adı üzerinde hem arkadaşım, hem de İzmirli, bizi zaman, mekan ayıramadı tabii ki; Sürekli bir bağlantı içindeyiz hepsiyle. Hatta evinin anahtarını yollayan bile oldu, gelince o yokken dahi kalayım diye’…

***
Ben İstanbul’’u çok seven bir İzmirliyim aslında; yılda birkaç kez mutlaka ’–tabiri caizse- bir İstanbul yapar, Nişantaşı’’nın, boğazın keyfini bol bol çıkartırım. Özellikle bahar aylarında bir başkadır İstanbul, tıpkı sonbaharda Ankara’’nın bir başka romantik havasının olması gibi. Genellikle bir hafta kalır, her seferinde de İstanbul’’un güzelliğine doymuş olarak, öte yandan da yoğunluğunun, insan kalabalığının ve trafiğinin izlerini üzerimde taşıyarak iki gün evden çıkmam, istirahat ederim.
Biz alışmışız neredeyse her yere yürüyerek gitmeye, sakinliğe, aynı gün içerisinde birkaç işimizi birden halledebilmeye. Ama İstanbul’’da tüm bunları bir güne sığdırmak kolay mı öyle?
***
İstanbul son derece dinamik, yaşayan bir şehir. Gittiğim her ülkede şehirleri öncelikle İstanbul ile karşılaştırırım nedense. Ve bence, Avrupa’’nın en güzel şehri İstanbul’’dur.
Öte yandan, evet, iş var, güç var, hiç bitmeyen bir tempo var. Herkese kucak açmış İstanbul, ama karşılığında herkesten bir şeyler almış. En çok da manevi değerler etkileniyor bu durumdan maalesef. Sevgi, saygı, dostluk gibi kavramların yerini son yıllarda telaş, stres ve hatta maddi değerler almaya başlamış. Bunun farkında olan bir eski İstanbullular var, bir de doğduğum yer değil,doyduğum yer diye göç etmek durumunda kalanlar’… İki arada bir derede kalanlar ise apayrı bir konu.
***
Gelgelelim İzmir gibi sokağa adımını atsan en az 10 kişiyle selamlaştığın, üstünde para yoksa ertesi gün ödeme yapabildiğin, toplu taşıma araçlarının şoförlerine inerken teşekkür edilen, deniz kenarında gün batımını izlerken tüm kalbinle kendini buraya ait hissettiğin bir şehirden, İstanbul gibi bir metropole yerleşen sevgili hemşerilerim, orada çareyi birbirlerine destek olmakta bulmuşlar. İstanbul’’da İzmirliler geceleri düzenliyor, birbirlerinin en ufak bir ihtiyaçları olursa kendi aralarında karşılıyorlarmış. Bir yere gidilecekse hep beraber hareket ediyor, hatta İzmir’’e dahi aynı uçakla geliyorlarmış. Bir nevi yurt dışında yaşayan Türkler nasılsa, bizimkiler de öyle olmuşlar. İzmirden çok sevdiğim arkadaşım, DJ Akşit Ersoy dahi İstanbul’’a günübirlik gidip,İzmirliler gecesi düzenlemeye başlamış.. Yine birer İzmirli olan Mehmet-Mert Davran kardeşler ise İstanbul gece hayatına yepyeni bir soluk getirmişler.
Bir de bu durumun tam tersi var tabii. İstanbul’’dan İzmir’’e göç edenleri de unutmamak gerek. Örneğin sevgili Besim Kazado. Yıllarca tıpatıp şov grubu olarak Günay Restaurant’’tan tutun da, Bodrum Clup Flipper’’a kadar pek çok farklı yerde sahne aldılar. Ayakta alkışlandılar. Besim İstanbul’’da çok sevilen birisidir. Ama tüm bunlara rağmen o ne yaptı?Geçtiğimiz yıllarda İzmir’’den bir ev aldı ve buraya yerleşti. İzmir’’e de yepyeni bir renk getirdi. Her hafta gazetede yazılarını okuyorum, Alsancak Lavanta Restaurant’’ta harikalar yarattı, Enrico Macias’’ın İzmir’’e gelmesinde büyük rol oynadı. Şu aralar yakın arkadaşı, sevgili minik serçemiz Sezen Aksu da İzmire yerleşmek istediğinden, onun için de ev bakıyor. Ajda Pekkan İzmire sadece onun için geliyor. Artık Tıpatıp şov grubunu izlemek için İstanbul’’a kadar gitmemiz gerekmiyor.

***
Besim Kazado gibi İzmire yerleşen bir diğer isim ise Şenay Düdek. Magazin haberciliğinin öncüsü olmuş bu hanım, İzmir’’i doya doya yaşamayı öğretti bize. Geçtiğimiz günlerde duydum, hergün kordondan Mithatpaşa’’ya kadar yürüyormuş. Ne kadar keyifli bir yürüyüş olsa gerek, ama kaçımız buna vakit ayırıyor?
Biz birazcık üşengeciz sanırım, ama İstanbullular bu şehre yerleşince hem dinamizm hem de yeni bir soluk getiriyorlar. Ortak noktaları ise hep aynı; Bu şehirde yaşamaktan son derece mutlular.
***
Bazılarımız İstanbul diye yanıp tutuşuyorlarsa, bence bir kez daha düşünsünler. Çünkü bu şehirde dostluk var, sevgi var, aşk var, mutluluk var.. Çünkü burası,ötekisi olmayan yegane şehrimiz İzmir.. Değerini bilip yaşamak da bizlere düşüyor..