Ekonomi

İTB Meclisi’nde gündem: Küresel belirsizlikler ve kırsal refah!

İzmir Ticaret Borsası Mayıs Ayı Olağan Meclis Toplantısı’nda küresel ekonomik risklerin tarım sektörüne etkileri, artan üretim maliyetleri, enerji piyasalarındaki gelişmeler, yeşil mutabakat ve dijital dönüşüm başlıkları ele alındı. Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer ve Başkan Yardımcısı Ercan Korkmaz, üretimin sürdürülebilirliği ve kırsal refahın stratejik önemine dikkat çekti.

Abone Ol

İzmir Ticaret Borsası Mayıs Ayı Olağan Meclis Toplantısı 15 Mayıs Cuma günü Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer’in başkanlığında, Yönetim Kurulu ve Meclis üyelerinin katılımı ile çevrimiçi olarak gerçekleştirildi.

Mayıs Ayı Meclisi’nde gündem; küresel ekonomide belirsizlikler, enerji piyasalarındaki gelişmelerin tarım sektörüne etkileri, yeşil mutabakat, iklim değişikliğinin üretime etkisi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan “Türkiye Tarım Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah için Dönüşüm Projesi”, tarımsal üretim maliyetleri ve sürdürülebilirlik, Dünya Bankası’nın yayımladığı son Emtia Piyasaları Görünümü Raporu’nun çıktıları ve dijital dönüşüm ile Borsamız çalışmaları ilgili güncel gelişmeler hakkındaki bilgilendirmeler oldu.
Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren İzmir Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız, Kurban Bayramı tatilleri, Borsa toplantı ve etkinlik programlarının yoğunluğu nedeniyle, bu ay özelinde Meclis toplantısını çevrim içi gerçekleştirmek durumunda kaldıklarını ifade ederek söze başladı. Küresel piyasalarda aylardır devam eden belirsizlik ortamının artık geçici bir dalgalanma olmaktan çıkarak, kalıcı ekonomik risklere dönüşmeye başladığına dikkati çeken Tuncer, “Bugün dünyanın bir ucunda yaşanan bir krizin, ertesi gün tarlamızdaki maliyete, marketteki etikete ve vatandaşın mutfak harcamasına doğrudan yansıdığını hepimiz net bir şekilde görebiliyoruz. Dünya Bankası’nın yayımladığı son Emtia Piyasaları Görünümü Raporu’na göre; küresel enerji fiyatlarının 2026 yılında yüzde 24 artarak Ukrayna Savaşı’ndan bu yana en yüksek seviyesine ulaşmasının beklendiği, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksaklıkların da dünya deniz yolu ham petrol ticaretinin yüzde 35’ini etkilediği belirtilmektedir. Uluslararası piyasalarda oluşan temel beklenti; enerji fiyatlarının yüksek seyrini koruyacağı, navlun maliyetlerinin artacağı ve tedarik zincirlerinde yeni kırılmaların yaşanabileceği yönündedir.” dedi.

Bu gibi durumlar nedeniyle özellikle tarımsal üretim açısından işlerin giderek zorlaştığını, küresel gübre fiyatlarında bu yıl yüzde 31’e varan artış beklenirken, üre fiyatlarındaki yükselişin yüzde 60 seviyelerine ulaşabileceğinin ön görüldüğüne de değinen Tuncer, “Yani gördüğünüz gibi Hürmüz’de yaşanan bir gerilim, sadece petrol şirketlerini ilgilendirmiyor. Üreticimizi, sanayicimizi, ihracatçımızı ve en önemlisi vatandaşımızın cebini doğrudan etkiliyor. Eskiden üretici “Bu yıl ne kadar kazanırım?” diye hesap yapardı. Bugün ise “Maliyetleri nasıl karşılayacağım?” diye düşünüyor. Bu durum ne yazık ki üreticilerimizin motivasyonunu zayıflatmaktadır. Bugün üretimden vazgeçilen her bir dönüm arazi, ne yazık ki yarın daha yüksek gıda enflasyonu, daha fazla ithalat baskısı ve daha kırılgan bir ekonomi olarak karşımıza çıkacaktır. Ancak biliyoruz ki üretimden vazgeçmeyen toplumlar, zor dönemlerden güçlenerek çıkmayı başarırlar. Bu nedenle; bugün hepimize düşen görev, belirsizliklerin büyüttüğü kaygılara teslim olmak değil; üretimi, yatırımı ve dayanışmayı koruyarak ülkemizin ekonomik direncini daha da güçlendirmektir.” diye konuştu.

Yönetim Kurulu adına konuşma gerçekleştiren Başkan Yardımcısı Ercan Korkmaz ise “Küresel belirsizliklerin ve Türkiye ekonomisindeki kritik ‘dengelenme’ sürecinin ortasında olduğumuz günlerdeyiz. Küresel ekonomi, bir yanda Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlerin enerji fiyatları üzerindeki baskısı, diğer yanda ise teknolojinin devrimsel hızıyla şekilleniyor. IMF’nin son tahminleri, küresel büyümenin yüzde 3,1 seviyelerine gerilediği bir sürece işaret ediyor.” dedi.

ABD ve Çin arasındaki teknoloji rekabeti ile Avrupa Birliği’nin yeni sanayi politikalarının, küresel ticarette korumacı yaklaşımların arttığını çok net bir şekilde ortaya koyduğuna değinen Ercan Korkmaz, “Bu noktada, Trump’ın tarihi Çin ziyaretinin sonuçlarını çok dikkatle izlememiz gerekiyor. Çünkü Çin, Türkiye’nin rekabet gücünü, pek çok başka etkenle birlikte ciddi şekilde aşındırmaya devam ediyor. Böyle bir iklimde yeşil mutabakat ve yapay zekanın artık bir tercih değil, küresel tedarik zincirinde kalıcı olabilmenin ön koşulu olduğunu kabul etmemiz şart.” diye konuştu.

Kırsalda refahın artırılmasının, bugün artık yalnızca sosyal politika başlığı değil; doğrudan tarımsal üretimin sürdürülebilirliği, gıda güvenliği ve ülke ekonomisinin dayanıklılığı ile ilgili stratejik bir konu olduğuna değinen Korkmaz, “Tarımı ayakta tutan temel unsur yalnızca toprak, su veya teknoloji değildir. Asıl belirleyici unsur kırsalda yaşamını sürdüren insanın ekonomik ve sosyal olarak üretime devam edebilmesidir. Bu anlamda Sayın Cumhurbaşkanımızın, Dünya Çiftçiler Günü vesilesiyle düzenlenen etkinlikte açıkladığı, yaklaşık 400 bin üreticiye ulaşılması ve 250 bin kişilik yeni istihdam oluşturulması hedeflenen “Türkiye Tarım Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah için Dönüşüm Projesi”ni çok kıymetli bulduğumuzu ifade etmek isterim.” diye konuştu.

Açılış konuşmalarının ardından Borsa Yönetim Kurulu ve Meclis üyeleri temsilcisi oldukları sektörlere ilişkin güncel gelişmeler ve durum tespitlerini katılımcılarla paylaşarak karşılıklı görüş alışverişinde bulundu.