İstifa etmek, yürek ister

Abone Ol
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kars'taki İnsanlık Anıtı için ’“ucube’” ifadesini kullandı.
Hukuk okuyan, kartvizitinde ’“avukat’” da yazan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, ’“Yok öyle değil. Başbakanımız ucube demek istemedi’” gibisinden kıvırma hareketi yaptı.
Fakat bu ucuz kahramanlık, azar gibi, tokat gibi bir açıklamayla son buldu:
’“Evet, ucube dedim.’”
Başbakan Erdoğan, söylediğini inkar etmiyor ama Bakan Günay onu korumaya çalışıyor.
Böyle bir şey görülmüş değil.
Bizim oralarda böyle duruma düşen insanlar için ’“Eşekten düşmüşe döndü’” derler.
Bu ifade, Bakan Günay için cuk oturuyor.
Böylesine küçük düşürücü bir tablo karşısında insanın yüzü hiç mi kızarmaz?
Bırakın o şamarı patlatan Başbakan'ın ekibinde çalışmayı, onunla aynı partide bile olmaktan utanır insan.
İstifa etmek için yürek lazım, vicdan lazım.
Anlaşılan, o yürek, o vicdan yok Sayın Günay'da...
* * *
Şu alkol meselesi... Gençleri alkolden uzak tutma amacıyla alındığı öne sürülen kararın perde arkasında ne gibi düşüncelerin yattığını herkes biliyor.
Ortada yaş sınırı tartışması var. AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, bu konuda dedi ki:
’“Alkol kullanımı konusunda 24 yaş gibi bir sınırlama yok.’”
Yanlış anlaşılma olduğuna inanmak üzereydik ki...
Tütün ve Alkol Piyasası Denetleme Kurulu Başkanı Mehmet Küçük açıkladı:
’“Gençlik tanımını, 18-24 yaş arası kesim için yapıyoruz..’”
Bu da demek oluyor ki, 24 yaşındaki bir delikanlıya içki satışı yok.
Peki kim doğru söylüyor?Konuyu anlamadan, dinlemeden konuşanın kenara çekilmesi gerekmez mi?
Ne gezer!
Ne Çelik, bürokratının açıklamasından rahatsız oluyor ne de koskoca bir devlet adamını adeta yalanlayan Küçük!
İkisi de istifayı düşünmüyor.
* * *
Delinin biri kuyuya taş atar, kırk akıllı çıkaramaz.
Çılgınca bir karar alınır, içerideki hırsızlar, katiller salıverilir.
Dediler ki onlara:
’“Her gün polise gelip imza atacaksınız. Tutuksuz yargılanacaksınız ama adresinizden ayrılır veya imza atmazsanız, yine içeri girersiniz.’”
Halaylar çekerek hapishaneden çıkanlar, birkaç gün imza attıktan sonra vıııınnnnnn!
Ara ki adamları bulasın. Hem de yüzlerce polis, adamları bulmak için alarma geçti ama nafile.. Atı alan Üsküdar'ı geçti, belki İran'a vardı, Ürdün'e yerleşti, kim bilir!
Işınlandılar sanki. 52 adreste arandılar. Sanki yer yarıldı, yerin içine girdiler!
Yahu onların böyle bir şey yapacağını tahmin etmek için Rıdvan Dilmen olmak gerekmez.
Rıdvan, ’“Bu pozisyon gol olur’” diyor, gol oluyor.
Dışarıdaki herkes, ’“Bu adamları bırakmayın. Bırakırsanız golü yersiniz’” dedi ama kimse dinlemedi.
Sonuçta golü attılar, hem de 90'a çaktılar.
* * *
Hayatında bir tavuk bile kesmemiş Mustafa Balbay içeride, insanlık dışı cinayetlere imzalarını atanlar dışarıda.
Balbay içeride çile çekiyor, onlar dışarıda hayatlarını yaşıyor.
Şimdi soruyorum:
Tutuklu yargılanmak üzere salıverilenleri, sıradan suçlularmış gibi kontrolsüz bırakanlar acaba şimdi nerededir, ne yapıyordur?
Onlardan hesap sorulmuş mudur?
Sorumluluğunu yerine getirmeyenler, acaba istifa etmeyi düşünmüş müdür?
Bu tabloya rağmen Balbay ve suçsuz yere demirparmaklıklar ardında yatanlara haksızlık edildiğini düşünen bir devlet büyüğü, bir yargı organı, bir savcı var mıdır?