Bugün farklı bir konuya değinmek istiyorum.Yüzlerce insanla her gün dertleşiyoruz. İnsanlarımızın en büyük dertleri iş ve aş sorunu, yoksulluk ve yoksunluk sorunu.’¶ İnsanlarımız öyle çaresiz ki bizden medet umuyorlar. Biz sadece onları dinliyoruz, çare değiliz/çare olamıyoruz.
Keşke icracı bir makamda olsak, Birkaç yurttaşımızın derdine çare bulabilsek. Çünkü biz ricacı durumdayız, icra makamında değiliz.
Prof. Dr. Abidin KUMBASAR’’ın Cumhuriyet gazetesinde dediği sözleri önemsiyorum. Diyor ki; ’“İnsanın çalışmak yoluyla üretime katkısı,bireyin toplumda bir önemi ve yeri olduğunu kanıtlamasına olanak verir.’”
Türkiye’’de ’“sosyal adeletsizlik’” öyle yaygınlaşmış ki, birilerinin bir eli yağda, bir eli baldayken, milyonlarca aş ve iş beklentisi olan işsizlerimiz; işlerini kaybedenler, çaresizlik içinde her geçen gün umutlarını yitiriyorlar.
Siyasi iktidar bu kadar acı ve sorunlar varken ’“ülkenin gündeminde her gün yeni yapay gündemler sunuyor. Ergenekon, Balyoz, Erzincan operasyonları, Anayasa değişikliği, açılımlar ve bunun gibi.’”
Bu gelişmeler, olup bitenler, yaşananlar, artık kimsenin umrunda değil. Çünkü; işsiz aç, gelecek umudunu yitirmiş insanlar ne siyaset düşünebilir, ne gelişmeleri takip eder.
Türkiye’’de bir ’“İşsizler partisi’” kurulsa tek başına iktidar olur. Bu partinin karşısında ne AKP ne CHP ne de MHP varlık gösterebilir. Bu ’“işsizler partisi’” öyle bir güç ki, bu güç bütün partileri eritir, yok eder. Güneşin karı erittiği gibi.
Bu ’“işsizler partisi’” hele bir kurulsa belki de ’“Sosyal Adalet’” duygusuna herkes daha çok sahip çıkmaya başlar. Bu ’”işsizler partisi’” hele bir kurulsa, vicdan duygusundan yoksun olanlar belki zorunlu olarak vicdanlı olmaya başlarlar.
Bir önceki yazımda da belirtmiştim; Türkiye’’de 7.5 milyon işçi, esnaf, çiftçi, yoksulluk sınırının altında ve çoğu işsiz. 2.5 milyon insan bir işte çalışırken işini kaybetti. 89 bin esnaf kepenk kapattı. Binlerce üniversite mezunu işsiz ve umutsuz.
İşte Türkiye’’nin hali bu, sanayinin çarkları durdu, ekonomi tıkandı, işsizlik patladı; köylünün, çiftçinin, işçinin, esnafın, emeklinin, işsiz gençlerin hali perişan.
Sonuçta kriz bizi teğet geçmedi, ezdi geçti.
Onun için; işsizler, esnaf, çiftçi, işini kaybedenler ’“İşsizler partisinin’” önemli üyeleridir.
Bu yazıyı kaleme alırken; hayatı şiddetimizden, cinnetimizden ’“bağımsız’” okuyamadığım için, bu ülkede bir şeyler insanımızın canına ’“tak’” ettiği için, içimizdeki isyanı bizi yönetenlere haykırmak için yazdım. Yazmamı da bir hayli isteyenler oldu. Ceremesi ne olursa olsun yazmaya devam edeceğim diyebilirim rahatlıkla.
Evet, ’“işsizler partisi’”nin en güçlü tabanı bir gün kadınlarımız olacak. Çünkü kadını, kadına karşı gösterilen şiddeti, erkek hegomanyasının ne menem bir şey olduğu bu ülkede, kadınlarımızın nasıl mağdur edildiğini, nasıl insanlıktan çıkarıldığını, kadınlarımızın yaşamlarından, çaresizliklerinden, ezilmişliklerinden, eğitimden yoksun edilişlerinden,töre cinayetlerine kurban edildiklerinden tiksiniyorum.
Ziya GÖKALP’’in dediği gibi;
’“Basın, parlemontalar, hükümetler erkeklerin elinde kaldığı sürece, dünya savaşlardan, kavgalardan, gürültüden, kurtulamıyor.’”
Kadınlar bu işlere katılmış olsalardı her yerde şiddetten çok ’“sevgi’” egemen olurdu.
Onun için kadınlarımız ’”İşsizler partisi’”nin önemli üyeleridir.
Mustafa KEMAL,ben Cumhuriyeti gençlere emanet ediyorum demişti.Ama ne yazıktır ki gençlerimize siyasi partilerimizde gereken değer verilmiyor.Bugün onlar işsiz ve gelecek korkusu taşıyorlar.Sayıları milyonları buluyor,genç beyinlere rağbet edilmiyor.
Onun için gençlerimiz ’“işsizler partisi’”nin önemli üyeleridir.
İşte diyoruz ki; Türkiye’’de bir ’“İşsizler Partisi’” kurulsa önünde hiçbir siyasi güç dayanamaz; tek başına iktidar olurlar. Öyle değil mi?
Siyasilerimiz bilmem anlayabildiler mi’…