Dünyadan

İsrail'de ön seçim: 124 aday yarıştı, Bibi kazandı!

İsrail'de 27 Ekim'de yapılacak genel seçimler öncesinde siyasi tansiyon yükselirken, Gazze'de soykırımı ve işgali başlatan Başbakan Binyamin Netanyahu'nun liderliğindeki Likud Partisi milletvekili adaylarını belirlemek için sandık başına gitti.

Abone Ol

Likud’un açıkladığı listede 124 isim, parlamentoya girebilecek sıralardan birini elde edebilmek için yarıştı. İsrailli siyasi kaynaklara göre bunların yaklaşık 40’ını mevcut bakan ve milletvekilleri oluşturuyor. Ancak Likud’un anketlerde kaybettiği sandalye sayısı ile Netanyahu için ayrılan kontenjanlar üst üste konulduğunda, seçilebilir sıralarda kalan boşlukların önemli ölçüde azalması parti içindeki mücadeleyi adeta bir “sandalye kapmaca” yarışına çevirdi. İsrail’in önemli medya kurumlarından Ynet, 140 bine yakın seçmenin 124 aday arasından tercih yapacağını duyururken, i24NEWS de yarışın 120’den fazla aday arasında özellikle seçilebilir sıralar için yoğunlaştığını bildirdi.

Ancak sandık kurulmadan önce listenin önemli bir bölümü zaten Netanyahu tarafından şekillendirilmişti. Likud Merkez Komitesi geçen ay Netanyahu’ya ilk 29 sıra içerisinde sekiz ismi doğrudan belirleme yetkisi verdi; daha sonra bu sayı dokuz kontenjana çıktı. Netanyahu’nun kendi birinci sırası ve Savunma Bakanı Israel Katz için ayrılan garanti sıra da hesaba katıldığında, Netanyahu’nun ilk 30 sıra üzerindeki kontrolünün yaklaşık üçte bire ulaştığı görüğlüyor. Netanyahu’nun kontrol ettiği sıralar arasında 3, 5, 9, 11, 15, 18, 26 ve 29’uncu sıralar bulunuyor.

'BU DEMOKRASİ DEĞİL’ İTİRAZI
İşte tartışma da tam burada başladı. Likud üyeleri ise Netanyahu tarafından en az 10 sıranın fiilen bloke edilmesine tepki göstererek, bu kadar çok sıranın tek kişinin kararıyla belirlenmesinin parti içi demokrasiyle bağdaşmadığını sesli bir şekilde dile getiriyor. Bu rağmen Partinin önde gelen isimleri de Netanyahu’nun kontrolünün artmasına rağmen ön seçimi “demokrasi şöleni” olarak nitelendirmeyi tercih etti. Times of Israel’e konuşan Enerji Bakanı Eli Cohen, üst sıraların büyük bölümünün yine üyeler tarafından belirlendiğini savundu.

Cohen, Netanyahu’nun İsrail siyasetindeki mücadelesini neredeyse dini bir görev olarak değerlendirdiğini ifade etti. Cohen, Netanyahu’nun “derin devlet” ve ABD’deki Demokrat yönetimlerle mücadele etmek için özel bir misyona sahip olduğuna inandığını anlattı. Ülke genelinde Gazze savaşı, rehine dosyası, 7 Ekim güvenlik başarısızlığı ve iç politikadaki sert kutuplaşma nedeniyle Netanyahu’ya yönelik eleştiriler büyürken, Likud tabanı içinde Başbakan’a verilen desteğin hâlâ oldukça güçlü olması İsrail siyasetindeki temel paradokslardan biri olarak öne çıkıyor.

NETANYAHU ÖN SEÇİMİ İPTAL ETMEK DE İSTEDİ
İsrail’de er alan haberler, Netanyahu’nun başlangıçta ön seçimin tamamen iptal edilmesi seçeneğini de gündeme getirdiğini ortaya koydu. Likud’un parti mahkemesi ve parti organlarındaki tartışmaların ardından ön seçim yapılırken, Netanyahu bunun yerine aday listesindeki doğrudan kontenjan sayısını artırarak önemli ölçüde kontrol sağlamayı başardı. Bölgedeki bazı siyasi kaynaklara göre, Netanyahu’nun garanti sıralara yerleştirdiği isimler arasında Israel Katz, Gideon Sa’ar ve Haim Katz gibi işgali ve soykırımı destekleyen siyasetçiler de bulunuyor; bu isimlerin bazılarının parti içi anketlerde doğrudan ön seçim yoluyla güvenli bir sıra elde etmekte zorlanabileceği belirtiliyordu.

Netanyahu’nun kontenjan hamlesinin arkasında yalnızca parti içindeki müttefiklerini koruma hesabı bulunmuyor. Netanyahu’nun, Likud üyeleri arasında oldukça popüler olan bazı sert sağcı isimlerin genel seçimde merkez sağ ve kararsız seçmeni uzaklaştırmasından endişe ediyor. Özellikle Tally Gotliv, Shlomo Karhi ve May Golan gibi isimlerin parti tabanındaki desteğinin yüksek olmasına karşın daha geniş seçmen kitlesinde aynı karşılığı bulmayabileceği değerlendiriliyor. Netanyahu’nun bu nedenle aday listesini kısmen merkez seçmene daha uygun isimlerle dengelemeye çalıştığı belirtiliyor. Ancak, Netanyahu’nun adaylar konusunda aşırı sağa teslim olacağı ve bu konuda çaresiz olduğunu ifade eden siyasetçiler oldukça çok.

LİKUD ÜYESİYLE LİKUD SEÇMENİ AYNI YERDE DEĞİL
Asıl sorun ise parti üyeleriyle Likud’a oy veren geniş seçmen kitlesinin siyasi beklentileri arasındaki mesafe. Hebrew University bünyesindeki Agam Labs’ın 11 Ağustos’ta yayımlanan araştırmasına göre Likud seçmenlerinin yüzde 54.9’u Netanyahu’nun mevcut aşırı sağ ve ultra-Ortodoks ortaklarının ağırlıkta olduğu hükümete kıyasla daha merkeze yakın bir yönetim istiyor. Buna karşılık ön seçimde oy kullanan kayıtlı Likud üyelerinin yalnızca yaklaşık üçte biri merkez sağ bir hükümetten yana. Parti üyelerinin yaklaşık üçte ikisi ise mevcut koalisyona benzer siyasi çizginin sürmesini destekliyor.

Bu ayrışmanın en görünür olduğu başlıklardan biri ultra-Ortodoks Yahudilerin askerlik meselesi. Gazze savaşının uzaması ve İsrail ordusunun yıllardır filistin’de özellikle Gazze’de devam ettirdiği işgal ve soykırım sürecinde ağır insan gücü baskısıyla karşı karşıya kalması, Haredilerin askerlikten muaf tutulmasını ülkenin en hassas siyasi dosyalarından biri haline getirdi. Agam Labs verilerine göre Likud seçmenlerinin yüzde 80’den fazlası ultra-Ortodoksların askere alınma oranının artırılmasını isterken, parti üyeleri arasında bu görüşü destekleyenlerin oranı yaklaşık yüzde 65’te kalıyor.

32’DEN 20-24’E: NETANYAHU’NUN DARALAN ALANI
Likud açısından matematik de pek parlak değil. Parti halen 120 sandalyeli İsrail Parlamentosu Knesset’te 32 milletvekiliyle temsil edilirken, son anketler 27 Ekim seçimlerinde 20 ila 24 milletvekili çıkarabileceğine işaret ediyor. İsrail’deki anket şirketlerinin aktardığı bazı araştırmalarda bant 22-24 arasında. Bu tablo gerçekleşirse Likud mevcut sandalye sayısının yaklaşık üçte birini kaybedebilir. Dolayısıyla ön seçimde iyi bir sıra elde etmek bile artık parlamentoya girmek için garanti anlamına gelmiyor. Netanyahu’nun kontenjanları eklendiğinde bazı mevcut bakan ve milletvekillerinin listenin dışında kalması veya seçilemeyecek sıralara gerilemesi kaçınılmaz görünüyor.

Netanyahu’nun kişisel müdahalesi parti içinde hesaplaşma iddialarını da beraberinde getirdi. İsrail basınında, Başbakan’ın geçmişte kendisine karşı çıkan Ekonomi Bakanı Nir Barkat ve bazı parti içi muhaliflerin sıralamada gerilemesini istediğine ilişkin haberler yayımlandı. Netanyahu’nun oğlu Yair Netanyahu da seçim günü yaptığı sosyal medya paylaşımında babasıyla zaman zaman ters düşen milletvekili David Bitan’a oy verilmemesi çağrısında bulundu. Bitan ise daha önce Netanyahu’ya verilen geniş kontenjan yetkisinin mevcut milletvekillerini aşağı iteceğini ve Başbakan’a bağlı isimleri parlamentoya taşıyacağını savunmuştu.

Ön seçim günü parti içindeki gerilim sandık başında da kendisini gösterdi. Tally Gotliv bazı merkezlerde kendi isminin bulunmadığı “sahte oy pusulaları” kullanıldığını öne sürerek parti üyelerini dikkatli olmaya çağırdı. Ynet ise Petah Tikva’da Tarım Bakanı Avi Dichter’in numarasının yanlış yazıldığı pusulalarla ilgili şikâyette bulunulduğunu bildirdi. Başka adaylar sosyal medya üzerinden son dakika oy çağrıları yaparken, Knesset Başkanı Amir Ohana seçim sabahına sinagogda başladı; adayların neredeyse tamamı sandığa giderken çekilmiş görüntülerini paylaşarak tabanı mobilize etmeye çalıştı.

SANDIĞA KATILIM YÜZDE 53’TE KALDI
Sandıkların kapanmasıyla birlikte katılım oranı yaklaşık yüzde 53.5 olarak açıklandı. Bu oran 2022’deki Likud ön seçimlerinin yaklaşık 4.5 puan altında kaldı. Kudüs’teki oy merkezlerinde hareketlilik dikkat çekerken Tel Aviv’de sandıkların büyük ölçüde sakin kalması da İsrail basınının dikkatini çekti. Likud’un son üç ön seçimindeki ortalama katılım oranının yaklaşık yüzde 57 olduğu dikkate alındığında, bu yılki yarışın sertliğine rağmen parti tabanındaki sandık ilgisinin yükselmemesi ayrıca yorum konusu oldu.

27 Ekim seçimleri, İsrail’de 7 Ekim 2023 saldırılarından ve ardından Gazze işgali, Lübnan ve İran cephelerinde yaşanan savaşlardan sonra yapılacak ilk genel seçim olacak. Netanyahu’nun güvenlik liderliği imajı 7 Ekim’in ardından ağır yara alırken, Gazze işgalinin seyri, rehine meselesi, ultra-Ortodoksların askerliği, yargının yetkilerini sınırlamaya yönelik reform girişimleri ve ABD ile ilişkiler seçim kampanyasının ana dosyaları arasında bulunuyor. Üstelik araştırmalara göre İsrailli seçmenlerin yaklaşık yüzde 20’si hâlâ kararsız; analistler bunların önemli bölümünün geçmişte Likud’a oy vermiş ancak Netanyahu’dan uzaklaşmış seçmenlerden oluştuğunu dikkat çekiyor.

Likud ön seçimleri bir yandan 124 adayın parlamentoya girebilmek için verdiği mücadeleye sahne olurken diğer yandan çok daha büyük bir soruyu ortaya koydu: Netanyahu, yıllardır üzerinde mutlak ağırlık kurduğu partisinin tabanını yanında tutsa bile İsrail seçmeninin tamamını yeniden ikna edebilecek mi? Anketler bunun çokta mümkün olmadığına işaret ediyor.

Likud sandığında üyeler adayları seçti; ama listenin kritik sıralarının önemli bölümünü daha sandık açılmadan Netanyahu belirledi. Bu nedenle 17 Ağustos’taki yarış, İsrail basınının da işaret ettiği gibi, belki de Likud tarihinin en ironik ön seçimlerinden biri oldu: Sandık vardı, rekabet vardı, 124 aday vardı; ancak listenin en değerli koltuklarının anahtarı yine “Bibi”nin cebindeydi.