İran, İsrail, ABD… İsrail, ABD, İran… ABD, İran, İsrail… Ortadoğu'nun ayrılmaz üçlüsü! 'Komedi dans üçlüsü' olmadıkları kesin! Ellerindeki askeri güce bakarak bunlara dense dense 'Mahşerin üç atlısı' denebilir ancak!
Üçlü yerine 'üçgeni mi' demeliydim yoksa? Her biri kendine has yapısıyla bir kenarını tamamladığı Ortadoğu'nun hassas üçgeni! Öyle sıradan değil bu üçgen! Yan yana gelmeleri özel bir şarta bağlı. Şartın adı ise; İran! İran bu üçgenin olmazsa olmazı!
İran'ın üçgenin bir parçası olması da ABD ve İsrail'in olmazsa olmazı! O yüzden İran şu veya bu 'kılıfla' mutlaka üçgene dahil ediliyor. Kafanız karıştı mı? Karışmasın… Bölgede güçlü bir İsrail'in varlığının yolu İran'dan geçiyor. 'Tehditkar İran' demek, daha fazla silahlanmış İsrail demek… Zıtların birliği ilkesi etrafında örgütleniyor her şey anlayacağınız.
'Dış tehdit' kılıfıyla silahlanan sadece İsrail mi? Dünyadaki bütün ülkeler aynı kılıf ile silahlandırılıyor. Önce 'düşman' yaratılıyor sonra gelsin silahlar, uçaklar, toplar, tanklar, gitsin çil çil milyon dolarlar… Eğitime, sağlığa vs. bütçeden kaç para ayrıldığının ne önemi var, önemli olan 'dış tehditlere' karşı hazırlıklı olmak!
Bölgenin falında; Uranyum zenginleştirilmesi mi desem, İran petrol zenginliklerinden pay alamama mı desem bir şeyler çıkmış yeniden… Hiç inemediği gündemde konu yine/yeniden İran! Konu yine/yeniden İran ancak bu kez biraz farklı bir şekilde! Fıstıkçı Carter dönemindeki meşhur çıkartmayla başlayıp vurula vurula bitap düşmüş İran'ı, bu kez önce kimin vuracağı konusunda abi ile kardeş arasında bir anlaşmazlık var gibi…
Bugünlerde 'Arap baharı' diye süslenip püslenerek sunulan 1979'daki 'İran baharı' ile başladı aslında her şey. Tabii o zamanlar 'bahar' sözcüğü sadece bir mevsimi anlatıyordu, değişimler devrim adıyla anılıyordu. Devrimin önüne İslam da eklenince oldu İran İslam Devrimi.
ABD'nin stratejik ortağı ve değerli müttefiki, İran halkının ise katili ve de işkencecisi Şah devrildi diye koskoca ABD mat olacak değildi ya… Kaybettiği yer altı zenginliklerinin 'kaymaklı' karını 'kurda kuşa' yem yapar mıydı hiç?
Önce Şahın yerine Mollayı koyar yola devam ederim diye düşündü, baktı ki Molla Emperyalist, Siyonist, İsrail şeytan, ABD büyük şeytan (Netanyahu'nun Obama'ya kullandığı bire bir tanımlamadır) falan diyor, 'diplomasi tercihimizdir' palavraları eşliğinde dümeni savaşa kırdı. O gün bu gündür savaş iştahı hiç dinmedi. Emperyalizmin 'mabedi' için pazar kaybetmek kabul edilir bir şey miydi?
Yine o gün bu gündür yalan üretme merkezleri tıpkı Irak'ta olduğu gibi İran için de kendilerinin dahi inanmayacakları yalanları üretme adına non-stop çalışıyor. 'İran'ın nükleer silah sahibi olması kabul edilemez' Obama hazretleri böyle buyuruyor… Nükleer silahı ABD üretebilir, İsrail üretebilir ancak İran üretemez! Neden?
Madem ki nükleer silah 'kaka' sizde ve İsrail'de neden var? Caydırıcılıksa İran'ın da caydırmak istedikleri olamaz mı? Obama ile Netanyahu'nun Beyaz Saray'daki son görüşmelerini boş verin onlar bunu her zaman yapıyorlar.
İşin aslı şu; İsrail ve ABD İran'ın Irak ve benzeri ülkelerden farklı olduğunu biliyor. O yüzden 'vururuz' çemberi etrafında dolanıyor içine bir türlü giremiyorlar. Uçakla, füzeyle vurmak tamam… Bölgede tetiklemesi olası tehlikelerle baş etmek muhtemel… İçine girmek, o işte biraz riskli! İran halkı ABD ve İsrail'e karşı örgütlü vaziyette. ABD, halkın örgütlü olmasının ne anlama geldiğini çok iyi biliyor. Bu konuda iki kelime her şeyi anlatabilir… Vietnam ve Vietkong…
Üçlü yerine 'üçgeni mi' demeliydim yoksa? Her biri kendine has yapısıyla bir kenarını tamamladığı Ortadoğu'nun hassas üçgeni! Öyle sıradan değil bu üçgen! Yan yana gelmeleri özel bir şarta bağlı. Şartın adı ise; İran! İran bu üçgenin olmazsa olmazı!
İran'ın üçgenin bir parçası olması da ABD ve İsrail'in olmazsa olmazı! O yüzden İran şu veya bu 'kılıfla' mutlaka üçgene dahil ediliyor. Kafanız karıştı mı? Karışmasın… Bölgede güçlü bir İsrail'in varlığının yolu İran'dan geçiyor. 'Tehditkar İran' demek, daha fazla silahlanmış İsrail demek… Zıtların birliği ilkesi etrafında örgütleniyor her şey anlayacağınız.
'Dış tehdit' kılıfıyla silahlanan sadece İsrail mi? Dünyadaki bütün ülkeler aynı kılıf ile silahlandırılıyor. Önce 'düşman' yaratılıyor sonra gelsin silahlar, uçaklar, toplar, tanklar, gitsin çil çil milyon dolarlar… Eğitime, sağlığa vs. bütçeden kaç para ayrıldığının ne önemi var, önemli olan 'dış tehditlere' karşı hazırlıklı olmak!
Bölgenin falında; Uranyum zenginleştirilmesi mi desem, İran petrol zenginliklerinden pay alamama mı desem bir şeyler çıkmış yeniden… Hiç inemediği gündemde konu yine/yeniden İran! Konu yine/yeniden İran ancak bu kez biraz farklı bir şekilde! Fıstıkçı Carter dönemindeki meşhur çıkartmayla başlayıp vurula vurula bitap düşmüş İran'ı, bu kez önce kimin vuracağı konusunda abi ile kardeş arasında bir anlaşmazlık var gibi…
Bugünlerde 'Arap baharı' diye süslenip püslenerek sunulan 1979'daki 'İran baharı' ile başladı aslında her şey. Tabii o zamanlar 'bahar' sözcüğü sadece bir mevsimi anlatıyordu, değişimler devrim adıyla anılıyordu. Devrimin önüne İslam da eklenince oldu İran İslam Devrimi.
ABD'nin stratejik ortağı ve değerli müttefiki, İran halkının ise katili ve de işkencecisi Şah devrildi diye koskoca ABD mat olacak değildi ya… Kaybettiği yer altı zenginliklerinin 'kaymaklı' karını 'kurda kuşa' yem yapar mıydı hiç?
Önce Şahın yerine Mollayı koyar yola devam ederim diye düşündü, baktı ki Molla Emperyalist, Siyonist, İsrail şeytan, ABD büyük şeytan (Netanyahu'nun Obama'ya kullandığı bire bir tanımlamadır) falan diyor, 'diplomasi tercihimizdir' palavraları eşliğinde dümeni savaşa kırdı. O gün bu gündür savaş iştahı hiç dinmedi. Emperyalizmin 'mabedi' için pazar kaybetmek kabul edilir bir şey miydi?
Yine o gün bu gündür yalan üretme merkezleri tıpkı Irak'ta olduğu gibi İran için de kendilerinin dahi inanmayacakları yalanları üretme adına non-stop çalışıyor. 'İran'ın nükleer silah sahibi olması kabul edilemez' Obama hazretleri böyle buyuruyor… Nükleer silahı ABD üretebilir, İsrail üretebilir ancak İran üretemez! Neden?
Madem ki nükleer silah 'kaka' sizde ve İsrail'de neden var? Caydırıcılıksa İran'ın da caydırmak istedikleri olamaz mı? Obama ile Netanyahu'nun Beyaz Saray'daki son görüşmelerini boş verin onlar bunu her zaman yapıyorlar.
İşin aslı şu; İsrail ve ABD İran'ın Irak ve benzeri ülkelerden farklı olduğunu biliyor. O yüzden 'vururuz' çemberi etrafında dolanıyor içine bir türlü giremiyorlar. Uçakla, füzeyle vurmak tamam… Bölgede tetiklemesi olası tehlikelerle baş etmek muhtemel… İçine girmek, o işte biraz riskli! İran halkı ABD ve İsrail'e karşı örgütlü vaziyette. ABD, halkın örgütlü olmasının ne anlama geldiğini çok iyi biliyor. Bu konuda iki kelime her şeyi anlatabilir… Vietnam ve Vietkong…