MİT, KCK, Oslo görüşmeleri, Gülen Cemaati, AKP, Taraf Gazetesi, özel yetkili savcı, Wikileaks, PKK. Son günlerde en çok yan yana gelen kelimeler. Teker, teker başlayalım ve soru-cevaplarla analiz etmeye çalışalım.
Soru; Fethullah Gülen nerede yaşıyor, kimin himayesinde?
A şıkkı) Hiç kimsenin himayesinde yaşamıyor. ABD'nin NATO müttefiki Türkiye'de ve Orta Asya dahil pek çok ülkede önemli bir etkinliğe ve siyasi güce sahip Fethullah Gülen kimseyi ilgilendirmiyor.
B şıkkı) ABD'de dünyanın en büyük istihbarat örgütlerinden biri olan CIA'nin kontrolünde ve himayesinde yaşıyor.
Cevap; bana B şıkkı inandırıcı geliyor.
Soru; hatırlarsanız bir süre önce MİT ve PKK'nın Oslo görüşmeleri medyaya servis edilmişti. Bu servisin yapıldığı tarihe dikkat edilirse tam da AKP'nin PKK'ya karşı silahlı mücadeleyi artırdığı ve KCK tutuklamalarına hız verdiği döneme denk geldiği gözlerden kaçmaz. Bu görüşmelerin açığa çıkarılması ile Tayyip Erdoğan'ın zor duruma düşüreleceği hesaplanıyordu. Ancak bu hesap pek tutmadı. Bu sefer bir adım daha atılarak MİT'in aslında PKK ile işbirliği içerisinde olduğu ortaya serilmek isteniyor. Peki bu ispatlanırsa 'bundan kim zararlı, kim faydalı çıkar?' diye sorarsak belki ilkinde olduğu gibi ikinci adımın da kimler tarafından atıldığına dair yanıtı bulmak zor olmaz.
A şıkkı) Özel yetkili savcının kuşkuları doğru ise yani KCK, MİT eliyle kurulan bir yapılandırma ise, bunun ispatlanmasından kimseye ne bir zarar, ne bir fayda gelir.
B şıkkı) MİT ve bağlı olduğu Başbakan çok büyük zarar görür. Böylece AKP'den intikam almak isteyen PKK da amacını gerçekleştirmiş olur.
Cevap; bana B şıkkı daha inandırıcı geliyor.
Soru; cemaat ve PKK arasında nasıl bir bağlantı olabilir?
A şıkkı) Hiç bir bağlantı kurulamaz.
B şıkkı) Bir süredir cemaat ve AKP arasında bir çatışma olduğu biliniyor. Bu çatışma kamuoyuna en belirgin şekilde ilk kez İsrail'le yaşanan Mavi Marmara krizinde yansımıştı. İsrail'le yaşanan 'one minute' gerginliğinden sonraki bu ikinci büyük gerginlikte de Gülen, Erdoğan'ı üstü kapalı bir şekilde eleştirmişti. Kısacası İsrail, Ortadoğu'da gittikçe ciddi bir tehdit olarak algılamaya başladığı Türkiye'nin başındaki AKP Hükümeti için düğmeye bastı. ABD de emir altındaki Gülen faktörünü kullanarak Tayyip Erdoğanı'ın ipini çekmeye karar verdi. Zaten Gülen'i bu günler için saklıyor ve himaye ediyordu. Kara kaşına ve gözüne hayran olduğu için değil! Bu nedenle, AKP Hükümeti'nin zayıf karnı olan MİT ve PKK arasındaki süreçleri kendine bağlı emniyet ve polis sayesinde çok iyi takip eden Gülen, tüm bunların deşifre edilmesi yönünde direktif vermiştir.
Cevap; bana B şıkkı daha inandırıcı geliyor.
Soru; Taraf Gazetesi ile Tayyip Erdoğan neden restleşti?
A şıkkı) Böyle bir vakıa yok.
B şıkkı) Hatırlarsanız Taraf Gazetesi Türkiye ile ilgili tüm Wikileaks belgelerini satın almıştı. Bu belgelerde AKP Hükümeti aleyhine de pek çok bilgi ele geçirilmişti. Bu belgeler yakın zamana dek 'al gülüm ver gülüm' anlayışı içerisinde AKP'yi destekleyecek biçimde medyaya servis ediliyordu. Ancak İsrail'le yaşanan kutuplaşmalar neticesinde ABD'den kesin talimat gelmiş olmalı ki Taraf Gazetesi bu kez, belgelerdeki AKP aleyhine olan unsurları ifşa etmeye başladı.
Cevap; bana B şıkkı inandırıcı geliyor.
Bakalım zaman ne gösterecek! Sahi siz hangi şık diyorsunuz?