Sevmek zorunda değilsiniz…
Ama gerçeğe sadık kalmak zorundasınız.
Bu hepimiz için geçerli…
Kişisel ikballer ile…
Siyasi hedeflerle...
Kişileri karalayamazsınız.
Tarihi çarpıtamazsınız.
Kurtuluş Savaşı'nı kazanan kahramanları rencide edemezsiniz.
Misak-ı Milli sınırları için hayatlarını ortaya koyan…
Cumhuriyeti kuran kadrolar…
Türkiye'nin ortak paydasıdır.
Hafızamızdır, kalbimizdir, onurumuzdur.
Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve silah arkadaşlarını…
Aklınız, bilginiz ve samimiyetiniz yetiyorsa…
Elbette ki tartışılabilirsiniz.
Elbette ki eleştirilebilirsiniz.
Ama tarihi değerlerimizi kötüleme modası kapsamında....
Her şey akla gelirdi de…
Milli değerlerimizin…
Gerçek devlet adamlarının...
Amerikancı olmakla suçlanacağı...
Doğrusu akla gelmezdi.
***
Aslında bu tür yanlışlar…
Toplum vicdanını yaralarken…
Kahramanlarımıza olan sevgimizi, saygımızı perçinliyor.
Hali hazırda Yılmaz Özdil'in 'Mustafa Kemal' adlı…
Herkesin en az bir kişiye hediye etmesi gerektiğini düşündüğüm…
Yeni kitabını okuyorum.
Vatanı kurtaran kadroları, isimsiz kahramanları, gözüpek vatanseverleri…
Abdi İpekçi dönemi Milliyet gazetesinin...
En önemli kalemlerinden gazeteci Suat Türker'in anlattığı...
İsmet İnönü anılarını hatırladım.
Aralarında benim de olduğum çok sayıda gazeteciyi yetiştirmiş…
Atatürk sevgisi ve hayranlığıyla tanıdığım...
Paşa İstanbul'a geldiğinde onu adım başı takip eden 1960'lı yılların hızlı muhabiri Suat Türker'e...
Elinde Türk bayrağı da olduğu halde...
'Amerikan bayrağı sallamakla suçlanan' İsmet İnönü'yü sordum.
İYİ NİYET ELÇİSİ SPARTAKÜS
'Hey gidi hey… Paşaya Amerikancı diyorlar. Bizler muhabirlik anılarımızı anlatırsak herhalde bu yakıştırmanın ne denli isabetsiz olduğu ortaya çıkar. Başbakan İsmet İnönü, 1963 kanlı Noeli'nde Kıbrıs'ta Türklere karşı girişilen saldırıların ertesinde ünlü açıklamasını yapmıştı: 'Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye de onun içinde yerini alır...' Amerika ile ilişkiler oldukça gergindi... Dönemin Türkiye'de de çok popüler olan Hollywood yıldızı Kirk Douglas Türkiye'ye gönderildi. Amerikan starlarının böyle misyonları da vardı. Amaç Kıbrıs konusunda Türk toplumunda doğan tepkiyi ve İnönü'yü yumuşatmaktı. Ünlü 'Spartaküs' filminin başarılı oyuncusu Kirk Douglas 'İyi Niyet Elçisi' olarak ülkemize geldi. Türk halkına Amerikan halkının selam ve dostluğunu iletecek, ortamı sakinleştirecekti.
Geldiğinden son anda haberimiz oldu, az daha haberi atlayacaktık. Hemen peşine düştük. Kirk Douglas'ın bindiği araba İstanbul'un Taşlık semtine doğru gidiyordu. Hemen hızlandık. Çünkü İsmet Paşa Taşlık'taki evinde kalıyordu. Düşündüğümüz doğru çıktı, Amerikan konsolosluğunun arabası paşanın evinin önünde durdu. Arabadan enerjik tavırlarla ünlü artist Kirk Douglas atladı. Abartılı şekilde Türk Amerikan dostluğundan bahsediyordu. Ben Kirk Douglas'ı daha iri yarı sanıyordum. Pek öyle değilmiş diye düşünürken Kirk Douglas, 'İsmet Paşa'yı ziyaret edeceğim' dedi. Birkaç basamak çıkıp evin kapısında durdu. Konsolosluk görevlisi kapının zilini çaldı. Kapı beklenen sürede açılmadı. Bir daha çaldı. Bu sırada Kirk Douglas da Türk Amerikan dostluğundan bahsetmeye devam ediyordu. Sonunda kapı açıldı. Yüzünü göremediğim bir görevli güzel bir İngilizce ile 'İsmet Paşa sizleri kabul edemeyecek' dedi ve kapıyı sert bir şekilde kapattı. Hepimiz donduk kaldık. Spartaküs filminin kahramanı sanki biraz daha küçüldü. Arabaya binip uzaklaştı.
Daha sonra İsmet Paşa ve Kirk Douglas başka bir resepsiyonda biraraya geldiler, el sıkıştılar. Douglas, 'Gerçek dünyayı yöneten bir kişiyle görüşmek, hayal dünyasının bir kişisi için büyük onur' diyerek jest yaptı. İsmet Paşa da, son derece diplomatik ince bir üslupla 'Sanatçılar birbirleriyle her yerde karşılaşabilirler' yanıtı verdi. Kirk Douglas iki gün boyunca İstanbul'da kaldı. Şan sinemasında halkla buluşmasında ise protesto içerikli yuhalamalarla karşılaşarak Türkiye'den ayrıldı.
PAŞANIN ÇİVİLEME ATLAYIŞI
Her yıl Mevhibe hanımla Ankara'dan trenle gelirdi. Yataklı vagonda normal vatandaş gibi yolculuk yaparlardı. Biz Pendik tren istasyonunda paşanın trenini beklerdik. Tren gelince vagona binip paşaya 'Hoş geldiniz' der sorular sorardık. Aşağı yukarı hepimizi tanırdı. Bir defasında paşa bana 'Yanındaki kim' diye sordu. Şaşırmıştım, foto muhabiri arkadaşım dedim. Paşa daha sert bir tonla 'Niye tıraş olmamış?' dedi. Ardından ekledi, 'Ben harp meydanlarında bile her sabah kalkar kalkmaz tıraş olurdum.' Sonra başka konulara geçti. Arkadaşım çok utandı.