İnsanlar ikiye ayrılır?

Abone Ol

Yıllar önce çok etkileyici bir söz duymuştum. Yaşamımın her anında bu sözü kullandım: 'İnsanlar ikiye ayrılırlar, sistemin içinde kaybolanlar ve sistemi yeniden yaratanlar'. Çevreme şöyle bir bakıyorum; gerek siyasilere gerekse, akademik çevreme yada farklı sektörlere.. İnsanlar aynı bu bahsettiğim kavramları yaşar gibi günlük hayatlarına devam ediyorlar.

Nasıl mı diyeceksiniz? Hemen size bazı örnekler vereyim o zaman.. MHP'de Deprem başlığı ile gazetelerin gündemin de: 'Mahkeme, kurultay süreci içinde üç kişilik kayyum atadı. Bahçeli rest çekti. Yargıtay'a itiraz edeceğiz. Kolay kolay partiyi teslim etmeyiz' Sevgili Devlet Bahçeli'ye şu soruyu sormak istiyorum izninizle: ' Sayın Bahçeli, partiyi neden siz artık birilerine teslim etmiyorsunuz? Yetmedi mi partiye ve ülkeye verdiğiniz zarar.' Bir kadın olarak yıllardır Meral Akşener'i çok takdir etmişimdir. Bir siyasetçinin muhakkak partisi hakkında çok bilgili olmasının yanında siyaseti ve bürokrasiye de iyi bilen birisi olması gerektiğine inanırım. Akşener, yıllardır izlediği başarılı çizgisiyle, bir Demir Lady gibi, hizmetleri ile Türkiye'nin takdir ettiği bir o kadar da partisinin içinde kabul gören birisidir. MHP'nin yeniden şekillenmesinde ve yeni bir arayışa girmesinde çok 'doğru bir isimdir' ve denenmesi gereken bir kişidir.

Dünya nasıl değişiyorsa, artık siyasetin de çehresi değişmektedir. Ülkenin bu kaotik ortamında bütün siyasilerin yeniden kendilerine çeki düzen vermeleri ve gelecek ile ilgili yeni hedefler ve stratejiler belirlemeleri gerekmektedir. Hele ki bu partiler, 'muhalefet yapan' partiler olunca daha farklı bir taktik ve politika izlemeleri gerekmektedir. Konumuz her ne kadar bu olmasa bile, MHP'nin sürdürmüş olduğu bu 'kafa yapısı' ile geleceğe taşınması mümkün olmayacağı gibi, 'an be anda' kapatılacak bir parti olma şansı ne yazık ki yüksek olacaktır.

Diğer yandan, gündeme taşınan ve tamamen 'kadın' üzerinden siyaset yapan iki parti liderine bakıyorum ve işte tam bu noktada, bu dünyaya insanlar iki nedenden dolayı gelir sözünü kullanmak istiyorum. Dediğim gibi, ben yaşamım boyunca, insanların 'dedikodularına, gereksiz sözlerine, beni negatif etkileyecek düşüncelerine' hiç prim vermedim. Dinlemedim bu kişileri.. Kendimi hep 'SİSTEM İNSANI' gibi gördüm. Sistemin içinde kaybolmaktansa, sistemi iyileştiren, belki gerektiğinde 'beyaz sayfa' açtıran ama ne olursa olsun 'dün dündür cancağızım, artık yeni bir şeyler söylemek lazım diyerek, geriye bile bakmadan kendimi 'geleceğin' içine çekmeye çalıştım. Çünkü eğer ki, başarılı olmak istiyorsak, geleceğe yön vermek ve doğru kişiler ile yürümek zorundayız.

Şu anda sohbet edenler, o bunu dedi, bu şunu dedi diyenler inanın doğru insanlar değiller. Bu kişiler bulundukları ortama zarar verdikleri gibi, toplumlarına, seçmenlerine ve kendilerine inananlara da zarar vermektedirler. Kılıçdaroğlu'nun Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu'na sarf ettiği 'birilerinin önüne yatmış bir vaziyette' cümlesini neden kullandığını, yada neden yanlışlıkla kullandığını bile bile özür dilemediğini bilmiyorum. Bir kadın için bu şekilde bir lafın yapılmasını kınıyorum. Türkçe'nin ne kadar esnek ve ne kadar uzatmaya ve çekilmeye yönelik bir dil olduğunu ben de biliyorum. İstese de istemese de, toplum önünde konuşan kişilerin bu nedenlerden dolayı çok dikkatli olmaları gerekir. O kadar kolay bir şekilde 'dile dolanırsınız' ki, siz bile ne olduğunuzu anlayamazsınız. Ben yıllardır toplum önünde eğitimler veren birisi olarak bunu çok yaşıyorum. Bazen inanın hiç ama hiç alakası yokken, öyle bir söz ağzımdan çıkıyor ki, ben bile şaşırıyorum. Bu durumda özür dilemek yada farklı bir yöne konuşmayı çekmek gerekir ki, bu da konunun çok daha kötü tarafa gitmesine neden olur ki, işin içinden çıkılmaz bir duruma gelebilirsiniz. Bu birincisi, ikincisi ise gerek Başbakan, gerekse Cumhurbaşkanı ne diyor. Bunu da anlamış değilim. Afferin muhalefet partisi liderine, kendisini mi haklı çıkaracak yoksa, AK Partiye mi oy kazandıracak bunu da anlayamadım.

Ülkenin bir tarafında çocuklara cinsel tacizler ediliyor, bunun üzerine gitmek var iken, kadınlara söylenen yanlış bir sözü kullanarak: 'Biz bacılarımıza laf söyletmeyiz, onlara her kim ki şiddet gösterir cezalandıracaksak, bu sözleri söyleyen kişiler ile de mücadele edeceğiz' söylevine tanık oluyoruz ki, yeniden benim ilk sözlerime dönüyoruz.

Bazı insanlar vardır, 'sistemleri yeniden yaratırlar' bazıları vardır sadece 'laf üretirler'. Ne MHP'de Devlet Bahçeli, Meral Akşener ile uğraşmalarında haklıdır. Ne Kılıçdaroğlu, ne de AK Parti mihmandarları… Ben bir vatandaş olarak, YETER ARTIK demeye devam etmek istemiyorum. Bunun bir sonucu yok mu demekten de bıktım. Söyleyin bana yeni bir OLUŞUM var mı bu ülkede, onlara KATILMAK istiyorum. Yeni SİSTEM kurmak isteyen ama… Lütfen YENİ KİŞİLER olsun. Ancak o zaman birlikte hareket edeceğim bu kişiler ile. Ne sağ, ne sol demeden yeni bir DEVRİM İSTİYORUMMMM