İnsanlığın yoksullukla sınavı trajik sona doğru ilerliyor. Kurulmakta olan yeni Dünya düzeninde, yoksulluğun karşılığı yok. Yoksulların tehciri ve imhası öne çıktı.
Yıkılış zamanlarında insanlık durumu, insanın kurduğu uygarlığın altında kaldığını gösteriyor. Sorun şu; Uygarlık kurduğu için gurur duyan insanlık alemi, uygarlığın yıkıcıalametleri ortaya çıkarken gerçeklerle yüzleşmeyi başarabilecek mi?
İnsan görmek istemiyor, ancak insanlık adeta sürü halinde yaşıyor. Ve buna toplumsallaşma, diyor. Birilerinin peşinden sürüler halinde gitmek…
Bu birileri Trump, Macron, Netanyahu, Erdoğan, Putin, Özel, Bahçeli, Şara, Sisi olabilir. Yeter ki sürü halinde peşinden gidilebilsin.
Kurtar bizi!.. Yönet bizi!.. Bu talep, kendi ayakları üstünde duramayan, bir başına var olacak yetkinlik ve erginlikten yoksun insanın adanmışlığıdır.
Kurduğu sistemi objektif kriterlere göre, istismara kapalı yapılar içinde çalıştırmaktan aciz insanlık için, siyaset yoluyla teslim alındığı düzende itilip kakılmak, yönetilmek oluyor.Devletin kayıt altına aldığı kişinin yurttaşlık ilişkileri, dikey toplumda adeta itaat zincirine dönüşüyor. Ancak bu itaat zincirinde, toplumsal yaşam normlarına itaati zul addeden vasat insan sayısı hızla artıyor.
Her şeyin ucuzuna ve kolayına teşne vasat insanın çoğunlukta olduğu günümüz dünyasında, başkaldırı ifadesini suçta buluyor.“İyi ki suç var!” diyen vasat insanın kuralsızlığı, sistemi tehdit ediyor. Ancak bu tehdit, insana “tek ve hür” olma yolunda ne ifade ediyor, çok tartışmalı.
İnsan tek olmanın bilincine varmadıkça hür olamaz. Ve bu bilinç akışının önündeki barikat, toplumsal alandır. Toplumsal alan, insanın sürü gibi davranmasını ve koşulsuz itaati sağlayan koşullara göre yapılandırıldığı için; insan ne tek ne hürdür.
Bir ihtimal, dijital devrimin yaratacağı “yatay toplum” ile hiyerarşik itaat zincirini kırmak mümkün olacak.Fakat o koşullarda, akıllı sistemlerin, veri yönetiminin getirecekleri henüz meçhul. Sanal evrende insan teki ile kitlesel olanın yatay toplum bağlamında getirecekleri, yeni toplumu ifade ediyor.
Şimdiki halde, insan tek ve hür olmadıkça, toplumsal alanda insani değerler eğreti duruyor. Çünkü sahiciliği şaibeli bu değerler, muktedirler çıkarlarıyla mütecanistir.
Son söz; İnsan tek olmanın bilincine varmadıkça hür olamaz.