İngiltere, yirminci yüz yılda üzerinde güneş batmayan imparatorluk çökerken terk ettiği yerleri, 'ben gidiyorum ama sizde rahat yüzü görmeyin' dercesine arkasında çarpık idari ve güç yapıları bıraktı. İngilizler imparatorluklarının kendilerine verdiği rehavetten doğan işgücü kaybını dominyonlardan getirdiği insanlar ile karşıladı. Bu insanlar, efendilerine çalışacak, ihtiyaç duyulan işgücünü ucuza sağlayacaklardı. Dominyonlardaki fukaralık, göçenlerin, akrabalarını getirtebilmek düşüncesi onların toplumda hak arayışlarını törpüledi. Bu durum gittikçe bir 'öteki'ler gurubunu ortaya çıkardı
Aradan beş nesil geçti, İngiltereye göçmüş olanların anayurtlarına olan bağımlılıkları azaldı, hatta bazı toplumların ilgileri tamamen yok oldu. İngiliz yönetimlerinin ötekileştirmeyi ucuz insan gücünü devam ettireceği varsayımları bu güne kadar devam etti. Evet ucuz insan gücünü temin edenler, biz daha ne kadar 'ötekiler' olmaya devam edeceğiz sorusunu bu gün sormaya başladı. Sorgulama bir şiddet gösterisi ile başladı.
Londra ve Manchester'da baş kaldırma ve talan baş gösterdi. İngiliz idaresinin böyle bir davranışı karşılayabilecek bir hazırlığı yoktu. Hükümet, bunun basit bir gösteri olmadığını anladı. Yapılan açıklamaya göre, hem asayiş güçleri artırılacak ve hem de toplumsal yaşam serbestliğinde bazı kısıtlamalara gidilecek. Londra'da normal günlerde 6000 polis görev yaparken artık on altı bin polis görev yapacak. Sokaklarda peçeli olarak dolaşabilenler yüzlerini açacaklar. Gençler arasında yaygın olan maskeli dolaşmak sınırlanacak, polis maskeni çıkar, sen kimsin sorusunu sorabilecek.
İngiltere terk ettiği yerlerde ileride derin ayrışmaların yaşanması kaçınılmaz siyasi düzenler kurdu. Irak'ta ve Bahreyn'de halkın büyük çoğunluğu Şii olmasına rağmen başlarına Sünni krallar getirdi. Suriye'de halkın büyük çoğunluğu Sünni olmasına rağmen idareyi Şii bir yönetime hediye etti. Suudi Arabistan'ı çok küçük bir mezhep takipçisi vahhabilere devretti. Körfezde kendisine yalakalık eden ailelere emirlik adı altında yönetimler kurdurdu.
Yukarıda bahsettiğim ülkelerde Osmanlı idaresi değişik halk topluluklarının beraberce yaşamalarını sağlarken İngilizler buraları aldı. Aldı ama uzun müddet elinde tutamadı. Arap milliyetçiliğini bayrak yaparak, İsrail'in doğmasını sağladı. Bu düzenleme Orta Doğu da bitmek tükenmek bilmeyen kavgalara yol açtı Bu ülkelerde ki kavganın temelinde 'öteki'leştirme yatıyor. Anlaşılıyor ki bu rüzgar İngiltere'yi de etkisi altına alıyor. Fırtına çok tahribat yapacak gibi görünüyor.
İngilizler yaşadıkları bu olaylardan ders çıkararak ya 'ötekiler' sınıfına ödün verecek veya ötekiler ile aralarını daha da açacak yollara başvuracaklar. Temennimiz ilk seçeneği uygularlar.