İncil’i hiç okudunuz mu?

Abone Ol
Okumadıysanız, okumalısınız.
Bu cümleler ODA TV'nin internet sitesindeki reklamlardan.
Haberlere bakarken arada bir ODA TV'nin internet sayfasını da ziyaret ederek haberlere birde ODA TV gözüyle bakmaya çalışıyorum. Reklamın başlığı olan 'İncil'i hiç okudunuz mu?' cümleside ODA TV sayfasında yer alan bir reklam. Altında internet adresi de var. Reklamın üzerine tıkladığınızda İncil'in hediye edileceği ifade ediliyor. En çok sorulan sorular, bölümünde ise 'İncil kimin için yazıldı?' vb. cümlelerle sayfada misyonerlik faaliyetleri yürütülüyor.
Zaten son zamanlarda her yerimiz misyonerlik faaliyetleri oldu. Artık basın yayın organlarımızda da misyonerlik faaliyetleri ile karşılaşmamak mümkün değil. Tarihimize baktığımızda Tanzimat dönemlerinden bu yana misyonerlik faaliyetleri her zaman yürütülmüştür. Misyonerliğin kelime manası ise görevli yetkili kişi demek. Yani Hıristiyanlığı yaymak için görevli yetkili kişiler demek.
Misyonerler ilk kiliselerini 1846 yılında İstanbul'da açmışlar. 1850 yılında dönemin padişahı bir ferman yayınlayarak Osmanlı sınırları içerisindeki protestanlara millet olma statüsü tanımış.
Misyonerlik faaliyetlerinde Türkiye kilit ülke ilan edilmiş. Ülkemizde 1850'den 1900'lü yılların başlarına kadar 500'ün üzerinde misyonerlik okulu açılmış. Bu okulların amacı Türk çocuklarını Hıristiyan inançlarına göre eğitmenin yanında, kendi örf-adet, gelenek- göreneklerine göre yetiştirmek, devletin önemli kademelerine getirmek ve kendi ülkelerine hizmet ettirmekti. Osmanlı'nın çöküşünde büyük rol oynayan bu okulların izleri halen silinmemiştir. Hatta M. Kemal Atatürk'ün Tevhidi Tedrisat Kanunu'yla yapmak istediği, -ilkokullarda bize öğretildiği gibi- tekke ve zaviyelerin kapatılmasından ziyade, yabancı okulların kapatılması bilinmektedir.
Büyüklerimiz bilir. Bir dönem devletin önemli kademelerine gelme şartı, belli başlı yabancı menşeli okullardan mezun olmaktı. Son dönemlerde de kendi varlığımız olan tarihi eserlerimiz göz ardı edilmekte. Hıristiyan ve Yahudilere ait eserler yenilenmekte. İnanç turizmi adı altında yapılan bu çalışmalar ülkemizin Hıristiyanlaştırma çabasından başka bir şey değildir. Ülkemizde açılan binlerce kilise, devlet bütçesinden yenilenen binlerce yabancılara ait kilise ve tarihi eserler bu planın bir parçasıdır.
Tabi misyonerlik faaliyetlerinin bir yüzü de misyonerlik vasıtasıyla emperyalizme hizmet etmek. Yani dini güç elde etmenin yanında, siyasi güç elde etmek ve dünyaya hakim olmak.
Misyonerler özellikle mazlum halklar olan Afrika ve doğu halklarına pençelerini atmışlar ve bugün Afrika'nın aç ve sefil halinin altında yatan da batının acımasız misyonerlik=emperyalist faaliyetleri yatmaktadır.

Bugün açlıktan ölen binler Afrikalının sorumlusu sömürgeci batı ülkeleridir.
Misyonerlik faaliyetlerinin bir ayağıda batının kültür ve medeniyetini yayma çabasıdır. Milletlerin var olma sebepleri kültürleri ve medeniyetleridir. Kültür, medeniyet, örf ve adetlerini yitiren milletler yok olmaya mahkumdur. Yapılan faaliyetlerde öz değerleri törpülenen milletler zamanla güçlü ülkelerin sömürgesi konumuna gelmişlerdir.

Temennimiz en azından bundan sonra tuzağa düşmememizdir.